Bu duruma biz sebep olduk biraz da!
2023’e o kadar mana ve ehemmiyet yükledik ki; sanki 2023 bizim için yeni bir çağ, yeni bir milat olacaktı. Gizlenen arşivler üzerindeki yasaklar kalkacak, yalan tarihin yakası sökülecekti.
Kahraman diye dağın başına çıkarılanlar dere seviyesine inecek, hain diye nahak yere yaftalananlar zirve yapacaktı.
Madenlerimiz üzerindeki “işletme hakkı” ipoteği kalkacak, milli olacaktı.
Petrol ve doğal gaz arama veya betonlanmış olanlarla ilgili kararlar, gizli antlaşmalar, İngilizlerin kukla yöneticilere imzalattıkları belgeler birer müsvedde-i kerihe gibi çöpe atılacaktı.
Denizlerde doğal gaz ve petrol arama hususunda, önümüze çıkıp efelenenler yakında yemedikleri Osmanlı sillesinin suratlarında aşkettiğini hissedeceklerdi.
Batı/Doğu-Güney/Kuzey devletler Türkiye’nin kudretini veya ağabeyliğini kabul edip yanımızda yer alacaklardı.
Savunma sanayiinde devlerle yarışacak, Ege’de, Yunan Adaları arasına sığmayan uçak gemisi yapacak ve gemi sığmıyorsa yolu genişletiriz diyecektik.
Fert başına milli gelir on beş bin dolarları geçecekti.
NE OLDU?
Yüksek sesle dillendirdiğimiz bu arzularımız, bu taleplerimiz dünyanın şeytan örgütlerinin başı olan İblise, ondan da babası Azazil’e ulaştı. Alçaklıkta sınır tanımayan o ahlaksız hareket toplandı ve “uruunn! Yıkınnn!!” diye emir verdi.
Biz de boş bulunduk ve bu düşüncelerimiz için nazar duası okumadık.
Salli ve sellim dedik durduk.
Uracaklar (vuracaklar) lakin şebeke gerekli; şebeke sağlam değil. Alt katmanlardaki uşaklarına haber verdiler. Toplanın, şebekeyi tamir edin. Toplanıldı ve şebekeyi tamir için Türkiye distribütörüne emir verildi.
O beyefendi ise o esnada “Neresi yanlış. Söylediklerimizin neresi yanlış?” diyordu. Karşı taraftan, dinleyicilerden düzeltme geldi: Neresi değil. Jeremi, Jeremi…
O beyefendi bu sefer “Nere mi beğenmediniz ha nere mi beğenmediniz?” demeye başladı.
Onu uyaran bir daha düzeltince bu sefer “Jeremi, Jeremi,” ismi ortaya çıktı. “Ey halkım! Rıfkı mülayemetle Jeremi huzurlarınızdadır!”
Jeremi işin içine girdi ya? Tıpkı dedelerinin de böyle bir Jeremi’si vardı: Haim Nahum…
İngilizlere bizi pazarlayan. Yahudi Haham başı.
Şimdi de Jeremi…
Bir anda ilişkiler düzeldi, eğri borular doğruldu, patlak yerler yamandı… Ortaya bir güç çıktı. O güç ki; bütün zamanların en büyük koalisyonu. Yedi bacaklı çangal…
Ne diyorlar?
PKK ile görüşebiliriz…Ne demek?
PKK/HDP’nin taleplerini karşılarız. On talebi olursa sekizini karşılarız.
İMF de dahil olmak üzere her yerden para alabilir, ülkenin altına su bağlayabiliriz.
Deprem bölgesi için dedelere bol bol dua ettiririz. Biraz da onlar dua etsinler.
İzmirli Kemal’le Muğlalı Ali’nin, Edirneli Ahmet’le Antalyalı Temel’in düğünlerine katılır erkekleri bir nikah altında birleştirerek “İlke ve İnkılapları” taçlandırabiliriz.
Ak Parti iktidarlarının yaptığı hizmetleri yıkmak, sökmek çok pahalı olacağı için yıkmak yerine yüzde beş yüz zam yaparız.
Kullanırlarsa hazineye damlar. Kullanmazlarsa kendileri bilir.
Okulların kız ve erkek tuvaletleri arasındaki duvarları yıkar tam bir özgürlük oluşturur bu işler için kuracağımız Özgürlük Dağıtma Bakanlığının başına Selim Sağyek Boke’yi getiririz.
Üniversite yurtlarındaki çağ dışı uygulamaları kaldırır, Köy Enstitülerindeki gibi kızlarla erkekleri (bir kız/bir erkek) muhtelif yerlerde nöbetle görevlendiririz.
Türkiye özlediğimiz o 1940’lara döner ki; hep birlikte “demir ağlarla ördük” marşı söyleriz.
Camilere girişi paraya bağlarız. Sıkıysa gelin deriz.
Maden ve doğal gaz arama konusunda Ekrem İmamoğlu gibi “aramama” merasimleri yaparız.
Muhalif olan zihniyeti “teker teker, tıkır tıkır… kelimelerinden ortak bir kelime üretir, kıtır kıtır” hallederiz.
Tüm bu yaptıklarımız için ulusal fetvayı CHP’den, milliyetçi fetvayı İYİ Parti’den, İslami fetvayı Karamollaoğlu’ndan, liberal ve muhafazakar fetvayı Babacan ve Davutoğlu’ndan, demokrat fetvayı Uysal’dan… en mühimi Marxist Leninist terörist fetvayı da HDP’den alırız.
Dedelere bir de dua ettiririz.
Siz boş boş hayal kurmaya devam edin.
Vesselam.







