Bizim karakterimizi şu beş şey anlatır
MERHAMET
Yusuf Peygamber kendisine kötülük yapan, babasından ayıran, kuyuya atan kardeşlerini “Bugün size kınama yoktur” diyerek af etmiştir. Serbest bırakmıştır.
Bizde o ruhu temsil vardır. Merhametimiz daima gazabımızdan, fedakarlığımız daima cingözlülüğümüzden öncedir.
TESLİMİYET
İsmail Peygamber babasına teslim olmuş ve Allah’ın emrini yerine getirme konusunda, “Babacığım! Allah’ın emrini yerine getirme hususunda sakın seni bir acıma tutmasın” diyerek bıçağın önüne yatmıştır.
Biz Müslümanlar namus için, arkadaş için, dini mübini İslam için, Allah ve vatan için o bıçağın önüne yatarız da gözümüzü kırpmayız. Düğüne gider gibi ölüme gideriz. Mute Savaşında şehadete yürüyen Zeyd b. Harise gibi, Cafer b. Tayyar gibi…
Dünyanın her yoksul ülkesinde bizim hayırseverlerimizin izi vardır.
Daha arkadaşlarımız Almanya’da faaliyette olan Sınır Tanımayan Yardımlaşma Derneği adına Uganda’dan yeni geldiler. Başta bu hayrın öncüsü arkadaşımız İsa Al olmak üzere Uganda’da kırk adet dibi çökmüş su kuyusunu tamir ettiler. Yüz otuz adak kesip dağıttılar. Yüzün üzerinde banyo havlusu ve normal havlu dağıttılar. Yüzün üzerinde Kur’an-ı Kerim dağıttılar. Dört cami yapmaya karar verdiler ve inşaatını başlattılar.
İsa Al Beyin verdiği bilgiye göre bu yardımların önemli bir kısmı Hristiyan veya yerel din mensuplarına gidiyor ve kitle halinde Müslüman oluyorlar.
TEBLİĞ
Peygamberimiz aleyhisselam Mekke’de müşriklerin topyekûn kendisine düşman oldukları, kendisini engellemeye çalıştıkları bir zamanda bile tebliğden vazgeçmemiş, kendisine yapılan “Seni Mekke’nin en zengini yapalım veya başımıza reis yapalım veya en beğendiğin hanımlarla evlendirelim; yeter ki sen peygamberlik davasından vazgeç!” teklifine “sağ elime ayı sol elime güneşi koysanız bile davamdan vazgeçmem!” diyerek ret etmiş ve tebliği, Hakkı anlatmayı tercih etmiştir.
Müslüman, yani şuurlu Müslüman hayatının her zerresinde bu gayretten geri duramaz. Mutlaka, içinde bulunduğu şartları ve malzemeleri değerlendirerek tebliğ işine sarılmalıdır.
Elimizdeki telefonlar sanki Müslümanlar için icat edilmiş gibidir. Binlerce İmam Hatip, İlahiyatçı veya emekli kimse var. Herkes en yakın akrabalarından ve arkadaşlarından; cemaatinden veya öğrencilerinden beşer kişi ile bir grup oluştursa ve her gün kısa kısa tefsir veya hadis veya siyer dersi yapsa memlekette ulaşılmadık fert kalmaz.
Anlayışlar bir anda değişir. Hatta Ehli Sünnet itikadı üzerindeki yanlış algılar da yıkılır.
Şahsen ben Tefsir dersi yapmak isteyenler ile Hadis dersi yapmak isteyenlere ders konusunda yardım edebilirim. Hazırlanmış derslerimi gönderebilirim.
AF
Peygamberimiz Mekke’ye girer girmez “Kim Ebu Süfyan’ın evine sığınırsa ona eman verilmiştir. Kim elinden silahını bırakırsa ona eman verilmiştir. Kim evine girer kapısını kapatırsa ona eman verilmiştir” diyerek Müşriklerin saldırılarının ve daha çok kan dökülmesinin önünü kesti.
Kâbe’ye sığınanlarla ve kendisini Mekke’den sürgüne gönderen ve azgın düşmanlık yapanlarla karşılaştığında ise; onlar “Muhammed intikam alacak” diye korku içinde beklerken; “Kardeşim Yusuf’un kardeşlerine yaptığı gibi yapıyorum. Bugün size kınama yoktur. Serbestsiniz” buyurdu.
Yani af yolunu seçti. Affetmek insanlığın, büyüklüğün şanındandır. Kuranda birçok ayet şöyle biter: “…. Eğer tövbe ederseniz o başka; eğer af ederseniz o başka.”
Müslüman daima cezalandırma yolunu değil af yolunu seçer.
FEDAKÂRLIK
İstiklal Marşı Şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşından ötürü TBMM’nin kendisine takdim ettiği beş yüz TL’lik ödülü almamıştır. O ödülü millete bağışlamıştır.
Millet ki; o yıllarda savaşlarla düşkün, fakru zaruret içinde bitap bir durumdadır.
Çünkü Akif bir İslam şairidir.
VATAN/MİLLET/İNSANLIK AŞKI
Merhum Erbakan doktorasını Almanya’da yapmış, Almanya’nın Aachen şehrinde Leopar tanklarının eksi kırk derecede yakıtlarının donmayacağı bir sistem geliştirmiştir. Almanlar kendisine: “Eğer sen ikinci dünya savaşından önce Almanya’ya gelseydin biz Ruslara yenilmezdik. Moskova önlerinde tanklarımızın yakıtları donup devre dışı kalmazdı” demişlerdir.
Aynı Erbakan merhuma 12 Eylül askeri darbesinden sonra Almanya’dan yetkili isimler yine gelmiş ve “Türkiye’deki siyasi hayatın bitti. Almanya’ya gel ve işin başına geç. İstediğin maaşı da kendin belirle” dediklerinde merhum Cennetmekan Erbakan Hoca: “Nazik davetiniz için teşekkür ederim ancak size olan hizmetim bitti. Bundan sonra milletime ve ülkeme hizmet edeceğim” demiştir.
Bu ve buna benzer gıpta edici ahlaki hasletleri, huyları peygamberlerde görürsünüz. Peygamberlerin ashabı sayılan tebaasında görürsünüz. İslam Tarihinde görürsünüz. Müslüman Türk’ün Tarihinde görürsünüz.
Lakin; Kemalistlerde göremezsiniz.
Sosyalistlerde göremezsiniz.
Kapitalistlerde göremezsiniz.
Çünkü: Allah’a ve ahiret gününe inanmayan ateistte veya ahirete inanmayan deistte ve diğerlerinde hesaba çekilme korkusu, endişesi; cennete gitme umudu ve rızaya erme arzusu bulunmaz. Dolayısı ile bu tür fedakarlıkları bulamazsınız.
Avrupa’da bir kedi çukura düşse de acı çekse ona “vah” der de Yemen’de bir bomba patlasa ve elli kişi ölse kanal değiştirir.
Onlar için her faaliyetin bir “ederi” vardır. Eder gelmiyorsa o ziyandır.
Müslüman için ise her faaliyetin bir “değeri” vardır. Bu değer maddi de olabilir manevi de olabilir.
Onun içindir ki; bugün Türkiye’nin “Yeni yüzyılını” başlatan Merhum Erbakan Hocanın fikriyatının ürünü olan Siha, Kızılelma ve İnsansız Savaş Uçağı… Onun rahle-i tedrisinden geçmiş imanlı kadroların vizyonudur.
Elhamdülillah ki; bizler de bu yolun yolcusuyuz. Yolumuzdan memnunuz vesselam.







