--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Binaların temelinde sıvı ölçümü mü yapsak?

İdris Günaydın
İdris Günaydın
6

 

Şeyh veya evliya denilen zatların en büyük kerametleri, mesela bugünden sonra, tesir ettikleri kitleleri harekete geçirerek, ümmetin  evlerinde sağlamlık etüdü yaptırmalarıdır. 

Devletten bunu beklemeden uzman insanları ücretlendirerek, ücreti de kendi vakıf veya derneklerinin kasalarından veya keselerinden çıkararak yapmalarıdır.

Vakıflarımıza, derneklerimize, tarikat ve cemaatlerimize çağrı: Geliniz ölçüm mühendisleri görevlendirelim ve yaşadığımız şehrin evlerini dayanıklılık testinden, temellerini sıvılaşma testinden geçirtelim. Ölçümlesinler. Sonra verilecek raporu belediyeye bildirelim ve gereğini yaptıralım.

Mesela Giresun 4. derecede deprem kuşağında. Tehlike yok gibi gözüküyor. Ancak Ordu/Gülyalı’dan geçen fay hattı var. Bugün olmazsa bir gün bu fay kırılabilir. Böyle bir durumda Giresun’un Teyyaredüzü, Kumyalı ve Seka Mahallelerinin düzlük alanları tehlikededir. Deniz seviyesinin altındadır neredeyse temeller.

Bütün şehirlerde buna benzer nakıs mahalleler vardır.

“Aman efendim! Ne gerek var buna! Devlet zaten yapıyor ya!” diyen olabilir.   STK’lar olarak biz de yapalım. 

Şehirlerin felaketle yüz yüze gelmemesi anlamında dua seansları yapmanın şehre faydası olmayacağı belli.

Derenin kenarına ev yapmışsanız, dereleri, nehirleri daraltmışsanız, fay hatlarına mahalle kurmuşsanız yıkıma engel olamazsınız.

Dere kalkar bükünü alır, insan kalkar yükünü alır.

Zemin etütlerini, temellerde sıvılaşma olup olmadığını tespit ettirerek şehri kurtarabiliriz.

Milletten yardımı da bu masraflar için toplayalım. 

Bu hayır değil mi? Bu insanımızı kurtarmak değil mi?

ALLAH NEDEN AFETE MÜDAHALE ETMİYOR?

Hayvan belgeselleri izleyenler hatırlar: Bir ceylan yavru doğuruyor. Yavru daha ayağa kalkmadan bir sırtlan gelip yakalıyor. Annesi kaçıyor. İzleyenler olarak hepimiz “uşşş!” diyoruz. 

“Çekim yapanlar havaya bir iki el ateş etse de yavru kurtulsa” diyoruz, lakin belgesel çekiminde kuraldır: olaylar ne surette gelişirse gelişsin asla müdahale edilmeyecek. Çünkü konulmuş bir denge var, bir kanun var; o, tabii seyrinde devam edecek.

Mesela: kartallar ortalama yirmi/otuz sene yaşarlar. İki yavru yaparlar ama kardeşlerden biri diğerini öldürür. Anne buna müdahale etmez. İnsanların da müdahale etmemesi gerekir.

Kartal ve yırtıcı kuşlar çok olursa serçe türü kuşları, yılan, fare gibi kemirgenleri yok ederler. O kemirgenlerin tabiata sağladığı fayda yok olur. Yırtıcı kuşları yok etsek, eksiltsek bu sefer de kemirgenler yer yüzünü istila eder.

Yer yüzünde de gökyüzünde de bir ilahi nizam vardır. Buna Sünnetullah veya Adetullah denir. Diğer adıyla fizik kanunları, tabiat kanunları da denmektedir.

Allah hiçbir canlının hatırı için Sünnetullah’ını bozmaz. Nitekim Kur’an-ı Kerim Fetih Suresi 23. Ayette: “Velen tecide li sünnetillahi tebdila: Allah’ın kanunlarında bir değişiklik bulamazsın” buyurur.

Allah, kulunun hatırı için yağmuru yağdırmaktan, güneşi kızdırmaktan, karı üşütmekten, depremi oldurmaktan vazgeçmez.

Nasıl ki; “Bu sene Allah’tan istesek de Ramazan’da günleri iki saat kısaltsa, Ocak’ta iki saat uzatsa… Bu sene kar üşütmese, fındığın oluşumunu Haziran’a alsa gibi talepler anlamsız olacağı gibi… Veya, dua etsek de Kur’an’daki miras hukukunda anne-babaya 1/6 yerine 1/4, halaya amcaya 1/8 yerine 1/5 verse de o ayetleri değiştirse demek anlamsız olacağı gibi… bu afetler olmasın demek de anlamsızdır.

Nitekim Allah Kur’an-ı Kerim Yunus Suresi 64. Ayette: “La tebdile li kelimatillah: Allah’ın kelimelerinde (sözlerinde) bir değişiklik olmaz” buyurur.

Öyleyse ne Sünnetullah’da yani gök, yer, fizyoloji, anatomi v.s. gibi kanunlarda bir değişim olur, ne de Kur’an ayetlerinde bir değişim olur. Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle