--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

12 yaşında bir çocuktuk hepimiz

İdris Günaydın
İdris Günaydın
5

Dünyanın hiçbir ülkesi on iki yaşındaki çocuğu askere almaz, eline silah vermez.

Dünyanın hiçbir ülkesinde on iki yaşındaki çocuk, resmen evlendirilmez, oy kullanma hakkı verilmez, memur yapılmaz.

Dünyanın hiçbir ülkesinde çocuğa kalan mirası resmen mülk edinme hakkı verilmez.

Dünyanın hiçbir ülkesinde on iki yaşındaki çocuğa resmen ticaret yapma hakkı verilmez.

Bu misali çoğaltabiliriz.

Bunun bir tek istisnası vardır. O da on, on bir, on iki yaş civarlarında buluğa erebilen bir çocuğa Allah, mümin olma, iman gibi muazzam bir emaneti yüklemektedir.

Yani, ne mutlu ki; kuluna güvenmektedir.

Bu kul, kâh şeytana toslayarak, kâh nefsiyle baş başa kalarak kâh nefsini yenerek...

Bazen bir yanlış arkadaş yüzünden bazen bir yanlış irşad edici sebebiyle, kısa süreli yoldan çıksa bile, her seferinde yine yolu doğrulayarak nihayet Hacca çağrılır.

Davet edilir yani.

Ve Allah onu, Harem Bölgesi denen bu bölgede ağırlamayı uygun bulur.

Dünyadaki sekiz milyar insandan süzülerek, iki milyar Müslüman’dan süzülerek bir “aseli musaffa” (süzülmüş bal) gibi buralara gelir.

Bakmayın; gelişi yine nasiptendir.

O kişi beşinci katta asansöre binmiş, kendi cüz’i iradesiyle onuncu katın tuşuna basmış ve zirvelere yükselmiştir. Çıkaran asansördür.

Hac, işte o hacı adayının buradaki merasimidir.

Hacı adayı, çocukluğundan itibarenki birikimini (ibadet), öğrendiklerinin tümünü (ilim), hocalardan dinlediklerinin tümünü (nasihat), hayır ve iyiliklerinin tümünü (hasenat); bir yere biriktirmiştir. Önüne geçilmez bir duvar yapmıştır.

Ve ardında bir baraj oluşmuştur.

Şimdi, hac için ihram giyerek, Arafat’a çıkarak, Kâbe’yi tavaf ederek tribünün kapaklarını açacak ve barajda biriktirdiklerini tribünle buluşturacaktır.

Oluşacak cereyanın adı Hac’dır. Kendi ismi de hacı’dır artık.

O ismi ona veren vermiş, o şiarı, o damgayı ona vuran vurmuştur.

Bu cereyanın telleri her hacı için farklı uzunluktadır. Kiminin ki az ileride, kiminin ki kilometrelerce uzaklıktadır.

Ömür dediğimiz bu tellerin uçlarında bir lamba bulunmaktadır. Her bir hacı, trafoyu patlatmadan, kabloyu şase yaptırıp kömür haline getirmeden sonuna kadar götürebilirse, emri hak vaki olduğunda yani öldüğünde, mezara defnedildiğinde o şartel kalkmış olacak ve lambası yanmaya başlayacaktır.

Artık orası Ahiret Âlemidir.

Hacı, trafoyu patlatmamak, kabloları şase yaptırmamak için ne yapmalıdır?

El cevap: tellerin üzerine antigron kablo çekmelidir. Bu da iyiliği besleyecek, hayrı çoğaltacak, ihsanı zenginleştirecek hizmetler yapmakla mümkündür.

Hacı kendini toplumda, bir binayı oluşturan milyarlarca kumdan biri gibi değil, binlerce tuğladan biri gibi değil, beş on direk veya kolondan biri gibi görmelidir artık.

Artık direktir o.

Artık bir kanaat önderidir o.

Artık, toplumun vazgeçilmez bir değeridir o.

Bir salih/a insanıdır.

İşte Hac, bu muazzam açılışın törenidir.

Rabbim nasip olanları istikamette tutmayı, nasip olmayanlara nasip kılmayı NASİP eylesin.

Çünkü tüm yollar nasibe çıkıyor, vesselam.

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle