Yüz yirmi beş yıl sonra yerini bulan hatırlatma
Rahmetli Cemil Meriç’in “Bu ülke” adlı eserine aldığı “Metternich’in” mektubunu paylaşmak istiyorum.
Yalnız bu tespitlere geçmeden önce “Metternich kimdir” yine Cemil Meriç’in kaleminden okuyalım.
“Metternich; (1773-1859) Avusturya devlet adamı. Avusturya’yı Avrupa politikasının başına geçirdi.
Geniş bilgisi, emsalsiz tecrübesi, muhafazakâr umdeleri ve aşklarıyla meşhurdur.
Tanzimat’ın fikri temelleri, uzun zaman, Viyana’da elçi olarak bulunan Sadık Rıfat Paşa tarafından atılmış. Paşa; Metternich’in yakın dostuydu.
Bu itibarla Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nda Prensin de büyük tesiri olduğu iddia edilir. Bu mektubu Engelhard’ın ‘la Turquie et le Tanzimat’ adlı kitabından çevirdik. İşte o mektup:
……………
“Biz ve Onlar.
İmparatorluk günden güne zayıflamaktadır. Niçin saklamalı? Onu bu hale düşüren sebeplerin başında, Avrupalılaşma zihniyeti gelir.
Temellerini III. Selim’in attığı bu zihniyeti, derin cehaleti ve sonsuz hayalperestliği yüzünden II. Mahmud son haddine vardırır.
Bab-ı âli’ye tavsiyemiz şudur:
Hükümetinizi dini kanunlarınıza saygı esası üzerine kurunuz. Devlet olarak varlığınızın temeli, Padişahla Müslüman tab’a arasındaki en kuvvetli bağ, dindir.
Zamana uyun, çağın ihtiyaçlarını dikkate alın. İdarenizi düzene sokun, ıslah edin. Ama yerine size hiç de uymayacak olan müesseseleri koymak için eskilerini yıkmayın.
Avrupa medeniyetinden sizin kanun ve nizamlarınıza uymayan kanunları almayın.
Batı kanunlarının temeli Hıristiyanlıktır. Türk kalınız.
Tatbik edemeyeceğiniz kanunu çıkarmayın. Hak bellediğiniz yolda ilerleyin. Batının sözlerine kulak asmayın. Siz ilerlemeye bakın.
Adalet ve bilgiyi elden bırakmayın. Avrupa efkâr-ı umumiyesinin az çok değeri olan kısmını yanınızda bulacaksınız…
Kısaca, Bâb-ı âli’yi kendi idare tarzının tanzim ve ıslahı için giriştiği teşebbüslerden vazgeçirmek istemiyoruz. Ama Avrupa’nın şartları başkadır, Türkiye’nin başka.
Avrupa’nın temel kanunları, Doğu’nun örf ve adetlerine taban tabana zıttır. İthal malı ıslahattan kaçının. Bu gibi ıslahat, Müslüman memleketlerini ancak felakete sürükler. Onlardan hayır gelmez sizlere”… Metternich.
Cemil Meriç Metternich’in tespitlerinden sonra aynı eserde kendisi de şunları söylemektedir.
“Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslamiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı… İnananlar kardeştir.
Aynı şeyleri sevmek, aynı şeyler için yaşamak ve ölmek. Türk’ü Arap’ı Arnavut’u düğüne koşar gibi gazaya koşturan bir inanç; gazaya, yani irşada.
Altı yüzyıl beraber ağlayıp, beraber gülmek”.
…………….
Yeni Türkiye’nin mimarlarının da inandığı işte bu tespitlerdir.
Altı yüzyıl beraber ağlayıp beraber gülen bir milletler topluluğu; neden yine aynı inanç etrafında birleşip; kaybettiği tevhidine, inancına, değerlerine sahip çıkarak Yeni Türkiye’yi kurmasın.







