--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yerli ve Milli Devlet Nihai Sözleşmesi

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Sömürülen toplumların hür iradesi, sömürgecilerin o ülke içinde yönettikleri güçler tarafından yahut dışarıdan destekle ipotek altında tutulmaktadır.

Biz de yakın zamana kadar bu ülkelerden biriydik ve hamdolsun o zorlu yılları büyük bir azimle aşarak geride bıraktık.

Ekonomi ve eğitim başta olmak üzere; kültürel, sosyal ve siyasal olarak dışa bağımlı yaşayan özgür görünümlü köle milletlerden farkımız yoktu.

Zorlu yıllar için millet ve devlet olarak nice bedeller ödendi. Kaç nesil mahvoldu.

Bu senelerin en büyük engeli ve aşılamayan ana kütlesi, devlet-millet ayrılığıydı. Bir türlü devlet-millet bütünleşmesi sağlanamıyordu.

Ne zaman devlet-millet kucaklaşması sağlanmaya kalkılsa ne vakit memleket ve millet kendi yağı ile kavrulmaya başlasa, derhal iç ve dış mihraklar ya terör ya darbe yahut başka yollarla yolumuzu yokuşa vurduruyorlardı.

¥

Devletin ve milletin yolunun yokuşa vurdurulduğu yıllara baktığımızda, işbaşındaki liderlerin halkımızın bağrından çıkmadığı ve milletimiz yerine başka mihraklara bağlı oldukları görülüyor ama sistemin bağlandığı kördüğümler çözülemiyordu.

Kördüğümleri çözmeye çalışan ve halkımızın bağrından çıkmış liderlerin yönetimde olduğu senelere baktığımızda ise ülkemiz önce içeride sonra dışarıda temsil gücünü artırıyor ve biraz olsun soluk alınabiliyordu.

Gelin görün ki, belli süreler ve düzelmeler kısa aralıklarla oluyordu. Rahmetli Menderes, Özal ve Erbakan devirleri, bu düğümlerin çözülmeye çalışıldığı dönemlerdir.

¥

Tüm zorlu yılların yükü ve getirdiği yeni çıkmaz sokaklar, 2002 yılından itibaren bir liderin R. Tayyip Erdoğan’ın omzuna binmişti.

Millet olarak ülkemize sahip çıkma bilinç ve inancıyla hareket etmeye kararlıydık ve kararın arkasında büyük bir inançla durmaya başladık.

Çünkü Erdoğan da milletimizin bağrından çıkmıştı. Halkımızın büyük ekseriyeti liderine inanıyordu, lideri de halkımıza inanıyordu.

Devlet-millet bütünlüğüne inananlar birbirlerine sahip çıkacaklarına ahdetmişlerdi. İşte bu ahdetme, bugün meyvelerini vermeye başlamıştır.

16 yıl boyunca yine hem içeriden hem dışarıdan belki yüz ülkeyi mahvedecek güçte ihanetle karşılaşıldı ve inançla, azimle mücadele edildi.

Millet olarak liderimize inanmanın, liderimizin de bize inanmasının neticesinde nihayet “Yerli ve Milli Devlet” hüviyetimize kavuştuk.

¥

Ezcümle:

Eğer başımızı elimizin arasına alıp samimice tefekkür edecek olursak ne büyük badirelerden geçtiğimizi ve ne büyük bedeller ödediğimizi unutmamız mümkün değildir.

Yeni dönemde yeni sistemin uygulanması elbet kolay olmayacaktır.

Şer güçler, TBMM’de avının üzerine atlamaya hazır sırtlanlar gibi beklemekte ve bekletilmektedirler.

Hem devletten maaş alacaklar hem bütün imkânlardan istifade edecek hem de cibilliyetlerinin gereği devlet-millet bütünleşmesine karşı direneceklerdir.

Yalnız artık eski devir külliyen bitmiştir. Yeni bir vakte girilmiştir. Yeni devir; “Yerli ve Milli Devlet” devrinin nihai sözleşmesidir.

Rabbim hayırlarla karşılaştırsın.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle