--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni Sistemden Beklentilerin Sınırı Yok

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Milletlerin kültür ve medeniyet seviyeleri, mensuplarının bu sahadaki samimiyet ve başarılarına bağlıdır.

Yeni sisteme düşen en büyük ve en acil görev, yüzyılı aşkındır insanların beyinlerini ve zihinlerini kemirip; bunca ayrılıklara, gayrılıklara sebep olan “insani kaygıları” azami sınırlara çekmektir.

Bunun için sosyal hayatın direklerini oluşturan; çalışma, barınma, üretme ve tüketme” gibi unsurları, aile bütünlüğü içerisinde yeniden düzenlemektir.

Bizim toplumumuzu ayakta tutan ana gövde “Aile kurumudur”.

Bu kurum güçlendirilmedikçe, seçim sırasında muhalefetin sergilediği tüm iftira, yalan ve benzeri gayri insani pislikler bitmeyecektir.

Bir toplumun hem kendi arasındaki birlik ve beraberliği sağlaması hem diğer toplumlara karşı bütünlüklerini gösterebilmesi için kültürel varlıklar ve değerler, mutlaka yeni sistemde öncelikli hususlardan olmalıdır.

Bunları söylerken sanki bir “yönlendirme yahut akıl dağıtma” gibi anlaşılabilir ama asla böyle bir niyetimiz yoktur. Halis niyetle bir dayanışma ve paylaşmadır.

Devlet erkânı içerisinde böyle anlayacaklar olursa, yazılanları ve konuşulanları nefisleriyle ve beyinleriyle değil, akıl ve kalpleriyle dinlemeli ve okumalıdırlar.

Kim olursa olsun, kişi yahut kişiler başında bulundukları işlerini “Ben biliyorum” diye sahiplendikleri an, kaybettiği andır.

Bu memleket 80 yıldır, nefislerinin esiri yaptıkları beyinleriyle hareket eden ve toplumun huzurunu kaçıran tuzu kuruların “Ben biliyorum” cezasını çekmektedir.

Beyinlerindeki kirli düşüncelerini nefisleriyle birleştirip, devlet-millet kucaklaşmasına muhalefet edenlere karşı, düşüncelerini akıl ve kalp kabında yoğuranlara ihtiyacımız vardır.

Sözümüz, akıl ile kalbi mayalayıp ülkemize bakanlaradır. Böyle anlayan ve bilenleredir. Anlamayanlara sivrisinek gök gürültüsü gibi gelecektir. Geçelim. 

………………….

Aileye dönelim. İnsanoğlunun karakteri üç noktada oluşur. Birincisi genetik, ikincisi anne karnındaki dönem, üçüncüsü çocukluk ve ergenlik devresidir.

Her üç noktada da en önemli merkez, ailedeki edep ve hayâdır. Edep ve hayâ, aile bütünlüğünün çimentosudur.

Topluma önderlik eden ve yönlendiren kimselerin böyle sağlam temelli ailelerden oluşmasını istemek ve beklemek, elbette “insanım” diyen herkesin hakkıdır.

Böyle simalar; toplumun huzur, güven ve istikrarı için bulunmaz kimselerdir.

Devlet ve millet yönetimine bu mizaç ve karakterde şahıslar sahip çıkarsa, toplumu huzur, güven ve istikrara götürür.

Yeni sistemin uygulayıcıları, yüz yıldır aranan ve ancak ele geçirilen mevcut imkânı mutlaka yerli yerince ve çok dikkatli şekilde kullanacaklardır.

Bu hususta halkımızın beklentisinin oldukça yüksek olduğunu belki her fırsatta defalarca deklare etmek gerekir.

Hakk adına halk ile olabilen insanlara kulak vermek, elbette baş yöneticilerin ve yönetenlerin asli vazifesidir.

Vazifelerine dikkat etmeyenlere Behlül Dânâlar vazifelerini hatırlatacaklardır. Tarihimiz, Behlül varilere kulak tıkayan yahut görmezden gelenlerin hüsranlarıyla doludur.

………………..

Ezcümle:

Büyük bir badireden çıktık. Lütfen tekrar düşmeyelim. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle