Yaşama İdeali Olmayanın Yaşatma İdeali de Olmaz
Ülkesini ve milletini seven her insanımızın söylediği gibi Suruç’taki katliam, devletimize ve milletimize karşı yapılmıştır.
Bu olayın başka bir tevili yoktur. Farklı yorum ve haberler, zulme destekten ibarettir.
Ancak zalimlerin yaşama ve yaşatma ideali olmaz. Yaşama ve yaşatma ideali olanların değer yargıları ahiret boyutludur.
Hesap gününe iman ederler ve dünyada iken yaptıkları her hayır ve şerrin, zerre zerre sorulacağına inanarak yaşar ve yaşatırlar.
Yaşama ve yaşatma ideali olanlar; ne ateşli ne de ateşsiz silahlarla insanların hür iradelerine ambargo koyup, devlete ve millete karşı durmazlar.
Cumhurbaşkanının da dediği gibi; “terörün dini, dili, milliyeti yoktur”. Bir kere daha görülmüştür.
•
En az terör kadar acı olan bir durum var ki, Suruç’taki olaydan çok, katliamdan medet uman yerli ve yabancı zalimlerin yazdıkları ve konuştuklarıdır.
Yahu nasıl bir insanlıktır ki, 30’u aşkın insan öldürülmüş, 100’e yakın yaralı var, evlere, yüreklere, ateş düşmüş, bunlar oturup kendilerine bir pay çıkarabiliyorlar.
“Düşmanımın düşmanı dostumdur” diye, yüzlerce masumun canına kıyanlara destek verircesine, onlarca eve çöken ölüm acısına aldırış etmeden, rahat rahat yazıyor, yorum yapıyor ve konuşabiliyorlar.
Bu nasıl bir gözü dönmüşlüktür, izahı mümkün değil. Bırakın bir canlı olarak insana sahip çıkmayı, biz göç kuşlarının güzergâhlarına su arkları yapmış bir milletin devamıyız.
Tam da bu ideali yeniden hayata geçirelim, “kaybettiğimiz insan merkezli medeniyeti yeniden kuralım” derken içten ve dıştan ne büyük engellerle karşılaşıyoruz.
•
Yeryüzünde hiçbir terör örgütü devlet kurmuş değildir, hiçbir terör örgütü ne kendi yandaşlarına ne de başkalarına huzur, güven ve istikrar sağlamış değildir.
Terörle adalet tesis edildiği dünya tarihinde vaki değildir. Eğer tesis edilseydi, bugüne kadar teröre muhatap olan ülkelerde bir örneği görülürdü.
Bir yanda hiçbir hukuk ve sınır tanımayan Avrupa ve komşu ülkelerin iç ve dış destekli terör örgütlerinin topraklarımızdaki zalimlikleri, zulümleri, bir yanda masumlar, mağdurlar, feryatlar.
Millet olarak; zalimlere karşı, teröre karşı “bir ve beraber olalım” çağrılarına kulak vermediğimiz sürece, devlet ve millet olarak kaybederiz.
Kendimizi ikaz etmeliyiz.
“Ben ülkemin güvenliği, huzuru ve istikrarı için ne yapıyorum. Siyasi ve düşünce farklılığım niye beni ayrılıklara, aykırılıklara sürüklüyor?
Dünyalığımı halledeyim derken, neden ahiretimi harap edip, binlerce insanın kul hakkına giriyorum.
Bu gök kubbenin altında, bu toprakların üzerinde devletim olmadan, milletimin birliği ve bütünlüğü olmadan yaşama imkânım olmayacağına göre öyleyse bir şeyler yapmalıyım”.
•
Velhasıl yaşama ve yaşatma ideali olanlar, bir ve beraber olmadan, zalimler zulümlerine devam edecektir.







