Yahya Kemal ve Medeniyet Tasavvuru
Büyük şair ve edibimiz Yahya Kemal’in vefatının 60. yılı. Belli ki, 60 yıldır hayırlarla anılıp sevildiğine göre ruhu selamettedir.
Yahya Kemal, 1922’den itibaren Batı’yı çok iyi tanıdıktan sonra Batıcılıktan vazgeçmiş, yerli ve milli düşüncenin sahibi bir münevver olarak, medeniyetimizin temel taşlarını şiirleriyle, yazılarıyla bezemiştir.
Mesela Süleymaniye Camii’ni, Kanuni ve Mimar Sinan’dan sonra tarihimize ve medeniyetimize nakşeden ikinci mimar Yahya Kemal’dir.
Yahya Kemal’in, “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirini, bir rivayete göre 26 yılda yazdığı, tarihçi ve araştırmacı Turgut Güler’e göre de 40 yılda bitirdiği söylenir.
Hatta bu kırk sene içerisinde, Nihat Sami Banarlı vasıtasıyla yılda birkaç kez şiirle ilgili gazetelerde haberler çıktığı bilinir.
Medeniyetimizin temel unsurlarını çocukluğunda ailesinden alan şairimiz, Üsküp’ten başlayan insan merkezli Müslüman medeniyet yolculuğunu, hayatı boyunca yerli ve milli bir üslupla yazmış ve konuşmuştur.
………………
Bu hususta Sadettin Ökten hoca, “Yahya Kemal’den Bugüne İstanbul” (Ötüken Yayınları) ismini verdiği kitabını kaleme alma sebebini şöyle izah eder:
“Gittiğim her yerde -özellikle yurtdışında- ve yaşadığım her yerde, bende bir iz bırakan Yahya Kemal, şiirleri ile bana bir şeyler söylemekteydi.
Sonra bir dönem geldi ki, Yahya Kemal’in bana neler söylediklerinden yola çıkarak nerelere vardığımı önce kendime, sonra dostlarıma ifade etmek gerektiğini hissettim”.
Yine hocanın ifadesine göre Ahmet Hamdi Tanpınar da ünlü eseri, “Beş Şehir’i” Yahya Kemal’e ithaf etmiştir.
Yahya Kemal, Batı uygarlığının bizim insanımızın kabullenebileceği ve alışılabileceği bir uygarlık olmadığını söylemekten asla vazgeçmemiş ve kendi medeniyetimizi ihya etmemiz gerektiğini İstanbul üzerinden anlatarak her fırsatta dile getirmiştir.
Özellikle sınırlarımız dışında görev aldığı ülkelerin halkıyla insanımızı mukayese etmiş ve şu neticeye varmıştır:
“Kaybettiğimiz ve kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan; merhametli, hürmetli, şefkatli, edep ve hayâlı ‘insan halkamızı’ canlandırmalı ve muhafaza etmeliyiz”.
………………
Yahya Kemal’in her şiirini çok iyi tahlil eden Sadettin Ökten hoca, münevverimizin medeniyetimiz üzerine sancılarını dile getirirken şu sözleri aktarır:
“Bir medeniyetin gücü sahip olduğu silah gücüyle değil, zihniyeti ve kalbi derinliği ile ölçülür. Beyoğlu bizim himayemizde, izin verdiğimiz ölçülerde yaşayan bir Frenk şehriydi. Şimdi bizi yönetmeye başladı”.
İstanbul her yaprağında ayrı bir tarih olan şehirdir. Bunları gördükçe İstanbul’un tarihini azizliğini anlıyoruz.
Yahya Kemal “Aziz” kelimesini sadece İstanbul için kullanmıştır. İstanbul’u aziz yapan değerleri, sanat adamları, yiğitleri, dervişleriydi.
……………..
Ezcümle:
Altı asırlık medeniyet İstanbul’da sergilendi: Süleymaniye, Eminönü, Üsküdar, Fatih, Boğaziçi, Eyüp.
Diğer medeniyetler gibi her medeniyetin kendi insanına has kıymetleri vardır. Bize ait değerlerin yaşadığı şehir İstanbul ile Selçuklu-Osmanlı coğrafyalarıdır.







