--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vakıf Topraklar ve Terör

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

14 asır, 37 yıldır hükümleri de€iflmeyen ‹slam’ın ısrarla üzerinde durdu€u noktalardan birisi fludur:

“Besmele” flartıyla;

“Helal Süt” “Helal Lokma” “Helal Kazanç” Helal Harcama” “Helal Zekât” “Helal Vakıf” “Helal Ba€ıfl” “Helal ‹kram” “Helal Çalıfltırma” “Helal Çalıflma” “Helal Ödeme” “Helal Borç Alma” “Helal Borç Verme” ve “Helal ibadet.” v.s. v.s.

‹lki Medine’de kurulan, Abbasiler döneminde hayata geçen, Selçuklular zamanında yefleren, Osmanlı döneminde de tam tekâmüle kavuflan binlerce çeflit vakfın öncelikli flarttı fluydu:

Âdemo€lu baflta olmak üzere; hayvanattan, bitkilere, da€lara, ovalara, sulara kadar her canlıya hizmeti geçen ve istifade edenlerin, bihakkın vazifelerini yerine getirebilmeleri için yapılacak icraatın helal kapılardan geçmesi.”

Osmanlı Devleti’mizin 700 yıl boyunca üzerinde hassasiyetle durdu€u mesele bu gereklilik olmufltur.

Osmanlı’yı flekillendiren medeniyet anlayıflı, insanların helal yoldan kazanmasına, beslenmesine ve paylaflmasına dair vakıflar kurarak, büyük topraklar vakfetmifltir.

‹ster 814 bin km’lik yüzölçümümüze bakalım, ister 22 milyon metrekarelik Osmanlı devri yüzölçümümüze bakalım, halkın geçimini sa€ladı€ı arazilerin önemli kısmı vakıftır.

Gaye bellidir. “Vakıf malına her Müslüman riayet eder, haksızlık ve hırsızlık yapılmaz”.

Dolayısıyla; topra€ı iflleyenler baflta olmak üzere; fakirler, kimsesizler, yolcular, bu arazilerden geçimlerini sa€layabilir veya buralardan elde edilen ürünlerden yararlanabilirler.

Bu amaçla; köylerden ve kasabalardan büyük flehirlere kadar insanın ve hayvanların geçifl yolları üzerindeki araziler vakfedilmifltir ki, “kimse kimseye muhtaç olmasın, kimse kimseye mal, mülk yüzünden düflman olmasın”.

fiimdi aklımıza flöyle bir soru gelebilir.

“Ülkemizin nerelerinde terör var, buralarda kimler terör estirmekte ve bunlara kimler destek olmaktadır?”

Elbet sorunun çok cevabı var ama bir de bu toprakların (hazine arazileri dâhil) önemli kısmının vakıf araziler olması ve 80-90 yıldır, hangisinin amacına uygun sahiplenildi€ine ve kullanıldı€ına bir bakılmalıdır.

“Vakfedilen her fleyde ‘Allah ve kul hakkı var’ denilir. Bu hakkı çi€neyerek; vakfın tozunu dahi yutanların, asla huzurlu yaflayamayaca€ı ve sürekli musibet üretip, toplumu fesada sürükleyecekleri söylenir.

‹mdi;

Osmanlı Devleti’mizin hitamıyla, vakfedilen her türlü gayrimenkuller satılırken, alınırken, yakılıp yıkılırken, vakıf flartnamesi dıflında kullanılırken, yüzbinlerce dönüm vakıf arazisi de a€alara beylere peflkefl çekilmifl midir?

Türkiye’ye karflı yıllardır içte ve dıflta düflmanlık edenlere bakıldı€ında, bunların pek ço€unun gaspa u€ramıfl vakıf zengini oldukları söylenebilir mi?

Önemli bir kısmı girmedi€imiz II. Dünya savaflı zengini, bir kısmı kıtlıktan istifade eden zenginler, bir kısmı da vakıf topraklarla, vakıf çarflı ve dükkânların zengini olabilir mi?

Mesela Cumhuriyet tarihi boyunca, milli de€erleri önceleyen iktidarlara hep düflman olan kimlerdir? Ve terör neden hep milli iktidarlar zamanında azmaktadır? 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle