Ülkemizi ve Milletimizi Anlamak İçin
Buyruk verdi Alper başı
Ünü tuttu dağı taşı
Küffar ordusunun işi
Meydanları terk olacak. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu.
Bu devlete, ülkeye, vatana, coğrafyaya inanmak için yüzyıllardır üzerinde yaşayan milleti ve o milletin tarihini bilmek-sevmek-kabullenmek gerek.
Savaş nedir niye yapılır? Barış nedir niye yapılır? Devlet olmak nedir, nasıldır, hangi şartlarda devlet olunur ve sahiplenilir? Askerlik nedir niye yapılır? Şehitlik gazilik nedir? Bir milleti ayakta tutan maya nedir, birlik ve beraberliğini sağlayan unsurlar nelerdir?
Daha çoğaltılabilecek pek çok sorudan sadece bu sorulara haklı ve doğru cevap verebilecek olanlar, vatanımıza bedenleriyle değil ruhlarıyla bağlı olanlardır.
Şerife Bacı’nın cepheye mermi taşırken başında donarak öldüğü kağnıda doğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kök itibariyle 2000 bin yıllık bir geçmişe sahiptir.
Yedi düvelle sıcak-soğuk İstiklal Mücadelesi veren devletimiz ve devletimizin başı R. Tayyip Erdoğan, Şerife Bacı’yı anladığı için mücadele etmektedir.
…………….
Bir kimsenin, devletimizin-milletimizin bekasını idrak edebilmesi için öncelikle içinde yaşadığı toplumun inanç değerlerini ve bu değerler uğruna verdiği savaşları bilmesi gerekir.
Seksen yıldır ilk defa millet-devlet bütünlüğü yaşadığımız şu dönemi anlamak için hangi zorluklardan geçerek, hangi engelleri aşarak varlığımızı korumayı başardığımız hakikatini anlamak ve anlatmak mecburiyetindeyiz.
Altmış yıldır içten darbeler, anarşi, terör, dıştan Haçlılar, tehdit ve saldırılarıyla birlikte, kendi inançlarına yakın siyaseti dizayn etmeleri sebebiyle kamburlaşmıştık.
Nihayet millet devletine, devlet milletine sahip çıkan bir iradeyle kamburlarından kurtulunca yine aynı hücreler harekete geçti.
………………..
Bugün Suriye ile olan savaşta devletten ve milletten yana olmayanlar, keşke memleketimizin istedikleri herhangi bir mezrasını, köyünü, ilçesini, vilayetini dolaşıp, buraların çok değil, 100 yıl önceki hallerini canlı şahitlerinden dinleyebilseler de nasıl bir coğrafyada, nasıl bir ülkede ve nasıl bir halkla yaşadıklarını öğrenebilseler.
Gerçi dolaşmasalar daha iyi, yüz yıldır hâlâ nasıl bir ülkede nasıl bir milletle yaşadıklarını idrak edemeyenler, bugün değişecek değiller ya. Geçelim.
Biz yine de bayrağını, devletini, halkını, dinini seven, benimseyen ve savaşanlar için binlerce kahramanlarımızdan birini hatırlatalım.
R. Şükrü Apuhan “Asla Yenilmeyeceksin” isimli kitabında şöyle bir vakıayı anlatır:
“Mudurnu’nun Köseler köyünden Koca Ayşe, sekiz oğlunu I. Dünya Savaşı’nda yitirdi. Elinde yalnızca küçük oğlu Mustafa kaldı. Mustafa, Koca Ayşe’nin kanının son damlasıydı. O da Sakarya muharebesinde aktı gitti.
Koca Ayşe’ye, onun çilelerine, onun hatırasına, onun düşmanının üzerine dokuz evladının atılışına saygısı olmayanlar, Koca Ayşe’nin dünyasına ait değillerdir”.
……………….
Ezcümle yine Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’na ait.
Şanlı kitap önderimiz kılındı
İman sancak gönderimiz kılındı
İklim-i Rum minderiniz kılındı
Ol mindere kavi diz verilmeli.







