--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Toprağımıza ve Suyumuza Sadık Yâr Olabilmek

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

Bizim irfan geleneğimizde “Bereketin” diğer adı topraklarımızdır. Şifanın diğer adı ise yağmur ve gözyaşı da başta olmak üzere her damla suyumuzdur.

Yerküreye ne kadar uygarlık gelip gitmişse, hepsinin gözü vatan edinmek istedikleri Anadolu’muzda olmuştur. Anadolu’muz, bereketli topraklarıyla, şifalı sularıyla, Yüce Yaratıcı tarafından insanoğlu ve tüm canlılara bereket ve şifa kaynağı olarak sunulmuştur.

Yine insanlığın ve diğer canlıların hayatiyetinin devamı için için neye ihtiyaç varsa, bunların tamamı topraklarımızda mevcuttur. Tarih böyle söyler:

Anadolu’muz tarihi boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış bereketli bir coğrafyadır. Tarımsal ürünlerle birlikte, bölge bölge iklim çeşitliliği sebebiyle topraktan yetişebilecek ne kadar ürün varsa hepsi ekilmiş ve biçilmiştir. Toprağımız “Hayır” demez.

Sadece tarım değil elbet. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığının yanı sıra arıcılık da Anadolu’nun bereketli rızıklarından birisidir.

Ve bütün bunların hepsinin yoldaşı haliyle sularımızdır. İşte bu sebeple Anadolu, dünyanın en eski ticaret yollarından ve merkezlerindendir.

Bereketin ve şifanın, yaratılan ile yaratan arasındaki bir denge olduğunu bilen atalarımız Oğuzlar, bu dengeyi korumak adına Anadolu’yu vatan edinerek bize emanet etmişlerdir. Dikkat edilirse, suyun olmadığı yerde Osmanlı yerleşimi yoktur.

Emanete hıyanetin ne olduğunu, ahiret gününe iman eden insanlarımız bilir.

Bu anlamda Orta Asya’dan; “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesiyle başlayan büyük yolculuk; amentü sahibi bir millet olarak bizi biz yapan unsurlar, insan başta olmak üzere kâinattaki tüm canlılara sahip çıkarak gerçekleşmiştir.

Doğudan Batıya büyük göç; ekonomik, sosyal, kültürel ve tarihi olarak; yıkmak değil yapmak, dağıtmak değil toplamak, kırmak değil imar etmek, ötelemek değil kucaklamak üzerine sürmüştür.

Oğuz boyları, Anadolu’nun her köşesine yayılarak, muhteşem coğrafyayı duygu, düşünce ve kültürlerinin; taşa, toprağa işlenmiş şekli olan camiler, saraylar, evler, yollar, köprüler, kervansaraylar, suyolları, hamamlar ve çeşmelerle donatarak vatan etmişlerdir.

Doğu ile Batı arasında doğal bir köprü görünümünde olan ülkemizin coğrafî konumu; bereketli toprak ve şifalı sularıyla asırlardır, ahiret ve dünya dengesi içerisinde kutlu hale getirilmiş bir vatandır.

Peki, bu dengeye ne kadar sahibiz? Sorunun cevabı, topraklarımızı ve suyumuzu nasıl kullanıp, nasıl israf ettiğimizden anlaşılabilir.

Toprak da su da canlıdır ve kâinatın sahibi tarafından insanoğluna rızık olarak ikram edilmiştir. Maalesef ikrama karşı topraklarımızı ve sularımızı har vurup harman savurmaktayız.

Ezcümle:

Önceki gün Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Suyu korumanın vatanı korumak” olduğunu ifade etti.

Kâinatın bütünü güzelliklerle yaratılmıştır. Bizim ülkemiz bize göre Cennet’in görünen halidir. Suyumuz da toprağımız da bereketlidir.

Bütün mesele, Âşık Veysel’in dediği gibi “topraklarımıza sadık yâr” olabilmektir.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

####

7 Temmuz 2021 10:39

SADAKAT VE SİZ...KANUNA HUKUKA SAYGI VE SİZ...DOĞAYA SAHİP ÇIKMAK VE SİZ.........ÇOK ALAKALI ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ...TEBRİK EDERİM..

1234

7 Temmuz 2021 10:14

Ne zamanki cumhurbaşkanı bişey diyene kadar,;bişeyleri görecek bişeyleri anlayacak bişeyler yapacaksınız işte o zaman irfanı hür vicdanı hür olacaksınız....kendi başınıza düşünüp kendi başınıza hareket edemiyorsunuz...........esas felaket irfan ve vicdanların kuraklığı..........Türkler;yeniçeriler, paralı askerler,biatçı araplar gibi beynini vicdanını asla ve asla kimseye emanete bırakmaz...Türküm diyorsan böyle ol...olmuyorsan Türklükten bahsetme..

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle