--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Testide Ne Varsa Dışarıya O Sızar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Kaderullahı akılla açıklamak mümkün değildir. Kaderullahı akılla açıklamaya kalkanlar tabii ki tökezleyeceklerdir.

Müslüman bir kişi, zaten böyle bir şeye kalkışmaz. Müslümanın muhatap olduğu kitap, Kur’an’dır ve bu meselenin akılla açıklanamayacağını defalarca söylemiştir.

Bu ikazlara rağmen, “Biz İslam’ı ve Kur’an-ı iyi biliriz, bu meseleyi açıklarız” gibi Nemrudi bir “ene” ile açıklanmaya kalkılırsa, sonları hüsran olur.

Rabbim zelil eder, rüsva eder, insanların eğlencesi olurlar. Rezil oldukça da isyan ederler. İsyanlarının temelinde ise “Allah’ın niye kendilerinin yanında olmadığı” yatar.

Hâlbuki böyleleri kendi imanlarını sorgulayıp, neye ve kime iman ettiklerini bilmeleri gerekirken, kendilerini “kurtuluşa ermiş” görmenin zavallılığı içerisinde bocalayıp dururlar.

Sadece kendileri bocalasa iyi. Çevrelerine de büyük zarar verirler ve kendilerinden olmayanları, kendileri gibi düşünmeyen herkesi; “aldanmış”, “zavallı”, “çaresiz”, “gerçeği göremeyen” insanlar olarak değerlendirirler.

Oysa çevrelerine bir baksalar, öncelikle ne kadar büyük kayıplara uğradıklarını, çevrelerinden insanların uzaklaştıklarını ve esas acınacak hale kendilerinin düştüklerini görebileceklerdir.

¥

Bir de hiç din, kitap, Allah ile ilgisi olmayan ve bu sahadan uzak duranlar vardır. Bunlar da kaderullahı akıllarıyla açıklayarak, isyanlarını kutsallaştırırlar.

Her iki kesimin ortak yönü, nefislerini tabulaştırmalarıdır. Bu tabulaşmanın neticesinde ahireti öteleyip, dünyalıkları için ittifaklar oluştururlar.

İşte bu noktada tespih kopar, imame yere düşer, tanelerin her biri bir yana dağılır. Şiraze bozulur, şiraze bozulduktan sonra tespih artık kolay kolay aynı ipe dizilmez.

Allah’a ve ahiret gününe iman eden “amentüsü sağlam” hiçbir Müslüman;

“Düşmanımın düşmanı dostumdur” gibi bir başka Müslümana karşı Haçlı zihniyetiyle düşman olmaz ve onlarla birlikte hareket edemez.

¥

Yani iman edenler, kâinatın sahibinin Allah olduğuna ve Allah’tan habersiz bir salisesinin dahi geçmediğine inanırlar.

Böyle iman eden Müslümanların, Allah’a dost olmaktan başka çareleri yoktur. Kendilerine Allah’ı ve Allah’ın dostlarını dost edinmek durumundadırlar.

Daha düne kadar; “Ben yaptım”, “biz yaptık”, “ben yaparım”, “biz yaparız” gibi ifadeler yerine;

“Allah yapar, Allah yaptı” demenin şart olduğunu söyleyenler, bu şarta uymadıkları zaman, “Biz yaparız, bizsiz olmaz” noktasına gelirler.

İşte bu kaderullaha kafa tutmaktır.

Allah’ın kaderullah çerçevesinde insanlara verdiği nasip ve kazanımlarını, sanki kendileri Allah’ın kiramen kâtipleriymiş gibi sorgulama aymazlığına düşerler.

Velhasıl imanı sağlam Müslüman, tüm amellerini kaderullah ölçüsünde değerlendirir.

İstanbul eski müftülerinden rahmetli Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı hocamız; “Bir Müslüman için en zor şey irfan öksüzü olmaktır” der.

İrfan sahibi insanlar kulluk rotasını ilahi teraziye göre belir ve Muhammedi bir düsturla hareket ederler.

Sözün özü; maskelerle Müslümanlık yapılmaz. Denizde ne varsa kıyıya o vurur. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle