Tercüme-i Halimiz
Tercüme-i halimiz Abdurrahim Karakoç’un şiiri
Rahmetli kim bilir ne zaman anlatmıştı halimizi
Lakin hiç üstümüze alınıp dövmemişiz dizimizi
Dünyalıklarımıza kurban etmişiz güzel dinimizi
Hey Karakoç hey! ahvâlimiz bir afet
Ruhsati’nin dediği gibi kalmadı iffet
Cüzdana esir düştü dil, din, diyanet
Kıyamet alametleri bunlar olsa gerek
Ustanın sözü üzerine söz düşürmemeli
Haddi aşarak söze kemlik getirmemeli
Aşağıdaki dizeleri gönlümüze iliklemeli
Karakoç’un ruhuna Fatiha göndermeli.
……………
Tercüme-i Halimiz/ Suları Islatamadım.
Paylaştık zahmet çekmeden İslâmlık mirasını
İbadet etmeyiz Hakk’a almadan kirasını
Esiriz nefsin elinde, bilen yok çaresini
Namaz, oruç, hac ve kurban hep riyadır, hep riya
Bir acayip ümmet olduk ey Resul-ü Kibriya!
Sade gösteriş içindir fakire sadakamız
Boş telaştan bir araya gelmez oldu yakamız
Ya yalandır ikramımız ya küfürdür şakamız
Sevgi, şefkat, selâm, sohbet hep riyadır, hep riya
Bir acayip ümmet olduk ey Resul-ü Kibriya!
Koşarız benlik peşinde her ay, her gün, her saat
Değişmeyen hedefimiz menfaattir, menfaat
Sahtekârlık mesleğimiz, hem kolaydır, hem rahat
Saygı, hürmet, izzet, ikram hep riyadır, hep riya
Bir acayip ümmet olduk ey Resul-ü Kibriya!
Öğretmeni talebeye hayır öğüt vermiyor
Öz anası yavrusuna helal bir süt vermiyor
Gidenimiz boşa gider, gelen umut vermiyor
İlim, irfan, takdir, tenkit hep riyadır, hep riya
Bir acayip ümmet olduk ey Resul-ü Kibriya!
Dilimizde duayı gör, gözümüzde yaşa bak
Kör şeytanı kovmak için attığımız taşa bak
Cami, mescit, çeşme, köprü yaptığımız işe bak
Hep riyadır, hep riyadır, hep riyadır, hep riya
Kıl şefaat, kurtar bizi ey Resul-ü Kibriya!







