Tayyip Bey’e 17 Yıl Önceden Bir Sesleniş
Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın hayat yolculuğu; “el bebek gül bebek” sürüp gelmiş değildir.
İnandığı “Hakk” davasındaki yolculuğu, o gün de bugün de bazen en yakınları, bazen en uzakları tarafından kesilmeye çalışılmıştır.
Lakin o her işin sahibinin Allah olduğuna iman ederek yolundan dönmemiştir.
Aşağıya alacağım yazı, beş yıl önce kaybettiğimiz Şamil Yayınları’nın sahibi ve bizim gazetenin yazarlarından rahmetli Duran Kömürcü hocama aittir.
Hocamız 44 yıl önce tanıyıp ilerisi için keşfettiği İHL öğrencisinin, bugün Cumhurbaşkanı olacağını tahmin etmiş miydi acaba?
1998 yılının Ekim’inde Tayyip Bey’e hitaben, “Başkan Tayyip” başlıklı yazısı şöyle:
¥
“Kardeşim Tayyip! Size seslenirken geçmişi hatırlatarak başlamak istiyorum.
Sene 1971-1972 idi. Bir gün arkadaşlarınızla bana gelmiş;
-“Bize tanınan jüri üyemiz gelmedi. Mağdur olacağız. Marmara sinemasında okullar arası müsamere var. İstanbul birincisi belli olacak” demiştiniz.
Benden jüri üyesi olmamı istemiştiniz. Sizi o gün tanıdım. Okulunuz o gün İstanbul birincisi seçilmişti. Tebrikten sonra ‘Şamil Yayınevi’ne kadar gelir misiniz’ ricamı kırmayıp gelmiştiniz. Size;
-‘Bak delikanlım! Meseleyi kavramış, davanızı biliyorsunuz. Sizden özel bir ricam var’ demiştim.
Siz de; “Estağfirullah hocam” diyerek konuşmama müsaade etmiştiniz. Sizden istediğim şu idi:
-‘Sesiniz yumuşak, diksiyonunuz ve mimikleriniz güzel, konuşmanız mükemmel, mantığınız mükemmel. Mikrofonu bırakmayınız! Siz, bu meydanlara lazımsınız’ demiştim.
Kader neler getirdi. Milletvekilliğin olmayınca üzüldün. Allah (c.c.) sana daha büyüğünü verdi. En azından ümmetin kalbinde sana sevgi payesi verdi.
Halkın şakşağından nefsin kabarmasın. Biz Allah (c.c.)a inanan ve O’nun kaderine boyun eğenleriz.
Nefsimiz için bir şey istedik mi? Verilen fırsatlarda ihmalimiz var mı? Yanlış hareketimiz oldu mu? Bunların muhasebesini yapar ve takdire rıza gösteririz.
Bu, ‘uysal koyun ol’ demek değildir. Gerçeklere yapıştıktan sonra başa geleni çekmektir.
Hareketlerine dikkat et. Kişiliğine dikkat et. Ne kimseye yem ol, ne de yem olarak kullan. Sen Allah (c.c.)a dayanırsan, Allah Teâlâ senin ayağına her şeyi getirir.
İnsanoğlu kendi putunu kendi yapar, sonra da kendi kırar. Kendi yaptıkları putların arasında Hz. İbrahim istenmez. Bunu böyle değerlendir.
Yeis ve üzüntü bize yakışmaz. Allah (c.c.) ‘Sizin şer olarak gördüğünüz hayır, hayır olarak gördüğünüz şer olabilir’ buyurduğuna göre, bugün şer görülen, yarın hayra vesile olabilir.
Hilesiz düşünce çilesiz yol yoktur. Sen bu yolu seçtiğine göre hilelerle karşılaşacak, çileler çekeceksin. Neticede ümmet kazanacak!
‘Allah (c.c.) şeytanın ve şeytanlaşan insanların hilesini bilendir’. Üzülme, yeise düşme, hak bildiğin yolda yürü. Nice fırtınalar geçecek, nice güneşler göreceğiz.
Allah Teâlâ bizimle beraberdir. Mücadelen hayırlı olsun”!







