--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tasavvuf ve Tarikatlar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“Allah’ı sevdiğini söylüyorsun fakat O’na karşı gelmeye devam ediyorsun. Senin sevgin gerçek olsaydı, O’na itaat ederdin. Çünkü seven sevdiğine itaat eder”. Rabiatü’l Adeviyye.

Bu haftaki kitabımızın adı; “Ana Hatlarıyla Tasavvuf ve Tarikatlar.” Ensar Yayınları’ndan çıkan eserin yazarı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz.

Bilindiği gibi veya bilmeyenler için hatırlatalım, Hasan Kamil Yılmaz hocamız, “Tasavvuf ve Tarikatlar” konusunda yetkin ve etkin bir isimdir.

……………

Bizim gibi dört mezhebin dördünün de uyumlu bir şekilde harmanlandığı Müslüman halkımızın uhrevi beyti Kâbe, kitabı Kur’an-ı Kerim, Peygamberi, tüm Peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Rasulullah ve tabii ki Dini İslam’dır.

Yüz yıllardır bir arada yaşıyor olmamızdaki en büyük harç, elbette dinimiz ve dinimize bağlı değerlerimizdir.

Bu değerlerin ana ilacı ise tasavvuftur. İslam medeniyetini kuran Osmanlı, 700 yıl milletleri bu okul ve öğretmenleri sayesinde sevk ve idare etmiştir.

Fetihlerin askerden önceki askerleri, tasavvuf okulunun öğretmenleri ve talebeleri olmuştur.

Her fetihten önce onlar beldelere gitmiş ve arkadan gelecek İslam ordusuna fethin yolunu açmışlardır.

Beldelerin ve gönüllerin fetih feneri tasavvufun, günümüzde çeşitli tarifleri vardır ve ilgili ilgisiz kişilerin yol açtığı tarifler karmaşası yaşanmaktadır.

Biz işin ehline müracaat edelim ve tasavvuf ilmini, ameliyle yaşayan ve anlatan öğretmeninden talim edelim.

…………….

“Tasavvuf, İslam’ın ruh hayatı ve İslam Peygamberinin şahsında temsil ettiği manevi otoritenin müesseseleşmiş ve günümüze kadar yaygınlaşarak gelmiş şeklidir.

Manevi otoriteden kastedilen; Hz. Peygamber (s.a.v.)’in “Üsve-i Hasene” şeklinde tarif edilen örnek kişiliğidir.

Bilindiği üzere Hz. Peygamber (s.a.v.) siyasi, ilmi ve manevi otoritelerin hepsini şahsında cem etmiş bulunuyordu.

Tasavvuf; İslami ilimlerin zirve noktası, zühdesi ve özü olarak ifade edilmiştir. Tasavvufun “hâl” olarak adlandırılan “manevi tecrübe” yönü, bu işin zevk ve haz tarafıdır.

Tasavvufu ahlak şeklinde tarif edenlere göre, onun ahlaki olgunluğu ve kemal sıfatlarını gerçekleştirmeyi esas alan İslami bir ilim olarak düşünmek gerekir. Zira o, insanın iç dünyasını imara ve kötü duygularını tashihe çalışan bir ahlaki sistemdir.

Hz. Peygamber (s.a.v.)’in insanların ibadet ve davranışlarında, muamelat ve tavırlarında kalbi ve deruni duyguları öne çıkararak takvayı tavsiye eden pek çok emirleri bulunmaktadır.

İnsandaki dünya tutkusunu atıp, ibadet ve kulluk şuurunu canlandırmayı sağlayan ve Efendimizin; ‘Hakk’ın da halkın da sevgisine mazhar olmaya vesile olarak tavsif buyurduğu zühd ve zahidane hayat’, tasavvufun önceleri “zühd” daha sonraları “tasavvuf” adıyla ortaya çıkmasının en önemli sebeplerinden biri olmuştur.

Kısacası Tasavvuf; İslami hayatın ve kültürümüzün bir parçasıdır. Geniş bilgi kitaptadır.

…………….

Ensar Yayınları: 

0212- 491 19 03

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle