Tarihine Sırt Çevirenler Başka Tarihleri Kucaklar
Bu hususta en çok Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan adına üzülüyorum.
Gerçi uğradığı her haksızlığa üzülüyorum da en çok tarih hususunda istediği olmuyor, ona yüreğim yanıyor.
Devletin bütün imkânları, karanlıkta kalan, saklanan, arşivlere atılan ne kadar tarihi gerçeğimiz varsa hepsini ortaya çıkarmaya ve yaymaya müsait oysa.
Nasıl oluyorsa, anlaşılmaz bir şekilde hâlâ “Yalan Söyleyen Tarihten” kurtulamıyoruz.
Hadi diyelim bir gecede ümmi edilen iki önceki neslimiz, akıl almaz şekilde bir tarih ve kültür darbesiyle yok sayıldı.
Bu darbe ve tahrip, 14 Mayıs 1950 senesine kadar sürdü. İşin tuhafı bugüne kadar “Yalan Söyleyen Tarihin Yalanları” yazılıp konuşulmadı.
O kadar haksızlık etmeyelim. Cesur tarihçiler tarafından bazı gerçekler yazıldı, konuşuldu, halen de yazılıp konuşulmakta fakat bölük pörçük olduğu için belli mahfillerde kalmakta.
Örneğin; dün sözünü ettiğim Mustafa Armağan’ın kitabı neden okullarda ders kitabı olarak okutulmaz? Kitapta yazılanların hadiselerin hepsi yaşanmış gerçekler.
Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi tarihine bizim gibi sırt çevirmiş bir millet ve devlet bulamazsınız.
Hatta Amerika’nın ve Avrupa’nın sömürdükleri, kemirdikleri, sömürmek ve kemirmek için huzur, güven ve istikrar yüzü göstermedikleri Afrika ülkelerinin halkları bile tarihlerine bizden daha çok sahip çıkabilmekteler.
Yalnız onların da Amerika’da, Avrupa’da ve ülkelerindeki yabancı okullarda eğitim alanlarıyla başları derttedir. Bu sebeple de bir türlü istikrar ve istiklallerine kavuşamazlar.
¥
Tarihimize sırt çevirmeye dair dün sözünü ettiğim kitaptan bir vakıayı aktaralım:
“Bursa’da Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’ye ait türbenin yanı başına, 1925 yılında kasıtlı olarak dikilen sözde “Şehitler Abidesi”, Bursa’yı Yunanlılardan değil de, Osmanlılardan kurtarmış(!) olan ‘Hükümeti Cumhuriye’nin’ yaldızlı imzasını taşımaktaydı”.
Bu abide 2013 yılının Şubat’ında dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan tarafından kaldırıldı.
Nasıl izah edilir, makul ve mantıklı nasıl cevap bulunur bilemem ama kendi tarihine, medeniyetine, devletine, böylesine sırt çeviren insanlar nasıl bir sistemin ürünüdürler, akıl alacak gibi değil.
Yine mesela 1953 yılına kadar İstanbul’un Fethi kutlamaları yasaklanmıştır. Malazgirt Zaferinin yıldönümleri başta olmak üzere nice milli zaferlerin değil kutlanması, adının anılması, ders kitaplarına girmesi suç sayılmıştır.
Daha dün 28 Şubat döneminde okullardan Fatih Sultan Mehmet ve Osmanlı Sultanlarıyla birlikte Mehmet Akif Ersoy’un resimlerinin indirilmesi neye ve kime husumetti?
¥
Ezcümle:
Cumhurbaşkanımızın katıldığı törenlerde, toplantılarda, fotoğraf karesine girebilmek, kameralarda gözükebilmek için birbirleriyle yarış eden erkek ve hanım vekiller, bürokratlar ve diğer yöneticiler Reisi bu kadar çok seviyorlarsa, biraz da üzerlerine tevdi edilen emanete sahip çıkma yarışı içerisine girseler çok iyi olacak.
Bu haller vatandaşın gözünden kaçmıyor.







