--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tarihine Sırt Çevirenler Başka Tarihleri Kucaklar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
6

Bu hususta en çok Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan adına üzülüyorum.

Gerçi uğradığı her haksızlığa üzülüyorum da en çok tarih hususunda istediği olmuyor, ona yüreğim yanıyor.

Devletin bütün imkânları, karanlıkta kalan, saklanan, arşivlere atılan ne kadar tarihi gerçeğimiz varsa hepsini ortaya çıkarmaya ve yaymaya müsait oysa.

Nasıl oluyorsa, anlaşılmaz bir şekilde hâlâ “Yalan Söyleyen Tarihten” kurtulamıyoruz.

Hadi diyelim bir gecede ümmi edilen iki önceki neslimiz, akıl almaz şekilde bir tarih ve kültür darbesiyle yok sayıldı.

Bu darbe ve tahrip, 14 Mayıs 1950 senesine kadar sürdü. İşin tuhafı bugüne kadar “Yalan Söyleyen Tarihin Yalanları” yazılıp konuşulmadı.

O kadar haksızlık etmeyelim. Cesur tarihçiler tarafından bazı gerçekler yazıldı, konuşuldu, halen de yazılıp konuşulmakta fakat bölük pörçük olduğu için belli mahfillerde kalmakta.

Örneğin; dün sözünü ettiğim Mustafa Armağan’ın kitabı neden okullarda ders kitabı olarak okutulmaz? Kitapta yazılanların hadiselerin hepsi yaşanmış gerçekler.

Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi tarihine bizim gibi sırt çevirmiş bir millet ve devlet bulamazsınız.

Hatta Amerika’nın ve Avrupa’nın sömürdükleri, kemirdikleri, sömürmek ve kemirmek için huzur, güven ve istikrar yüzü göstermedikleri Afrika ülkelerinin halkları bile tarihlerine bizden daha çok sahip çıkabilmekteler.

Yalnız onların da Amerika’da, Avrupa’da ve ülkelerindeki yabancı okullarda eğitim alanlarıyla başları derttedir. Bu sebeple de bir türlü istikrar ve istiklallerine kavuşamazlar.

¥

Tarihimize sırt çevirmeye dair dün sözünü ettiğim kitaptan bir vakıayı aktaralım:

“Bursa’da Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’ye ait türbenin yanı başına, 1925 yılında kasıtlı olarak dikilen sözde “Şehitler Abidesi”, Bursa’yı Yunanlılardan değil de, Osmanlılardan kurtarmış(!) olan ‘Hükümeti Cumhuriye’nin’ yaldızlı imzasını taşımaktaydı”.

Bu abide 2013 yılının Şubat’ında dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan tarafından kaldırıldı.

Nasıl izah edilir, makul ve mantıklı nasıl cevap bulunur bilemem ama kendi tarihine, medeniyetine, devletine, böylesine sırt çeviren insanlar nasıl bir sistemin ürünüdürler, akıl alacak gibi değil.

Yine mesela 1953 yılına kadar İstanbul’un Fethi kutlamaları yasaklanmıştır. Malazgirt Zaferinin yıldönümleri başta olmak üzere nice milli zaferlerin değil kutlanması, adının anılması, ders kitaplarına girmesi suç sayılmıştır.

Daha dün 28 Şubat döneminde okullardan Fatih Sultan Mehmet ve Osmanlı Sultanlarıyla birlikte Mehmet Akif Ersoy’un resimlerinin indirilmesi neye ve kime husumetti?

¥

Ezcümle:

Cumhurbaşkanımızın katıldığı törenlerde, toplantılarda, fotoğraf karesine girebilmek, kameralarda gözükebilmek için birbirleriyle yarış eden erkek ve hanım vekiller, bürokratlar ve diğer yöneticiler Reisi bu kadar çok seviyorlarsa, biraz da üzerlerine tevdi edilen emanete sahip çıkma yarışı içerisine girseler çok iyi olacak.

Bu haller vatandaşın gözünden kaçmıyor. 

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Necati

11 Mart 2020 00:56

Osmanlı arşivlerini incelenmeye açılıp niçin jet hızıyla kapatıldı sence yazar efendi, çünkü o övüp göklere çıkardığımız tarihle hiç mi hiç alakası olmadığı için olabilir mi?

demekk ki

10 Mart 2020 15:21

çok yerinde tesbitler.

Tarih ve Armağan

10 Mart 2020 13:05

Mustafa Armağanın yalan söyleyen tarih utansın adlı kitabını okudum.Ders kitabı olmaz, kitap bile değil.

emre

10 Mart 2020 08:35

"Muhacir-ensar"dan "Büyük İsrail"e giden yol! Stratejik göç mühendisliği tabiri, devletler ya da devlet dışı aktörler tarafından, belli bir bölgede yaşayan nüfusun güçlendirilmesi, zayıflatılması ya da muhtevasının değiştirilmesini sağlayan yollarla, askerî ve siyasi amaçlar dâhilinde kasti şekilde yaratılmış iç ve dış göçleri ifade ediyor... Mühendislik eseri göçleri yaratan araçlar, tehditten askerî güç kullanımına, kazanç vaadinden finansal teşviklere, hatta normalde kapalı olan sınırların açılıp basitçe geçişin kolaylaştırılmasına uzanan geniş bir skalayı kapsıyor."****Şimdi bu sözlerden, iç savaş başlamadan önce Türkiye Suriye sınır boylarının, neden mayın temizleme bahanesiyle 49 yıllığına İsrail'e verilmek istendiği anlaşılıyor değil mi? Olmayınca mayınları Türkiye temizledi; çünkü, dünyanın dört tarafından gönderilen teröristler, bu sınırdan Suriye'ye girecekti! *Banu Avar, 2016'da yayınlanan "Zemberek" kitabında göç konusuna şöyle dikkat çekmişti:"Harvard üniversitesinde yapılan 'Bir savaş Silâhı olarak tasarlanan göç olgusu' başlıklı araştırmada, 'Mülteciler olgusunun hedef ülkelerde savaş ve barış zamanlarında stratejik bir silâh olarak kullanılabileceği ve bunu kontrol eden devlete yararlar sağlayacağı' tespiti yapılıyor." *Sinan Ogan ise İsrail'in 1948'den beri nasıl büyüdüğünü gösteren haritayı yayınlamış ve "Bu resme iyi bakın! Önce Filistin'in içini boşalttılar, sonra boşalan o topraklara yerleşerek İsrail devletini kurdular. Şimdi sıra Büyük İsrail için 'vaad edilmiş topraklar'ın boşaltılmasına geldi. Suriye, Büyük İsrail'i kurmak için boşaltılıyor. Bunu nasıl görmezsiniz?" diye sormuştu.*Suriye'nin boşaltılması konusunda, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da önemli bir uyarıda bulunmuş ve Amerikalıların, Lozan'da, Suriye'nin kuzeyinin boşaltılarak Ermenilere yurt olarak verilmesini önerdiğini hatırlatmış; "6 Ocak 1923'te Ermeniler için düşünülen şey, bugün başka birisi için mi düşünülüyor" diye sormuştu.*Bize göre ise bu veriler, Suriyeli sığınmacıların hem Suriye'yi hem Türkiye'yi parçalamak için kullanıldığını gösteriyordu. 2011 yılında, AKP gençlik kollarından bir genç, bizzat bana, Türkiye'nin 30 şehrinde Suriyeli muhalifler için kamplar kurulmakta olduğunu, toplam 300 bin Suriyelinin silahlı eğitimden geçirileceğini bildirmişti. Olaylar, bu bilgileri doğrulamaya başlayınca bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşmıştım.*2012 yılında, Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 1.5 milyon çadır siparişi verdiğine dair bir haber almıştım. Bunun üzerine "Suriye sınırında kurulacak yeni çadır kentler için mi bu kadar çadır lazım yoksa İstanbul'da deprem olacak da gaipten haber mi geldi" diye sormuş ama cevap alamamıştım. 1.5 milyon çadırda 7.5 milyon kişi barındırılabilirdi! *Suriyelilerin Türkiye'ye sürülmesi veya getirilmesi, iktidar tarafından da 1.5 milyon çadır siparişi verecek kadar önceden öngörülen, plânlanmış bir süreçtir. Suriye'nin kuzeyinin boşaltılması ve burada bir PKK devleti kurulması için Türkiye kullanılmıştır. Şimdi de İdlib için aynı senaryo tekrarlanıyor.***Özdağ, kitapta Condoleezza Rice'ın "Suriye iç savaşı, Orta Doğu'nun bölünme hikayesinde son perde olabilir. Türkiye de Mısır ve İran gibi güçlü ulusal kimliğe sahip olduğu için Suriye'deki iç savaşa çekiliyor." sözlerine de yer veriyor.Öyleyse muhacir-Ensar söylemi neydi? ABD'nin Suriyeli öğüten değirmenine ve Büyük İsrail Projesi'ne su taşımak için halkı ikna etmek değil miydi?

Mustafa

10 Mart 2020 08:18

İşte tarih Dayattılar hak meshep hak meshep 4 hak meshep ilginçtir imam maturidi in sapık diye reddiye yazdığı mürciye meshebi tek ve hak meshep oldu

Mustafa

10 Mart 2020 08:10

Hadid süresi 25 şi öncekiler hiç mi okumadı. HADİD SÛRESİ 25 - Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle