--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Süleyman Şah’ı diziden öğrendiler

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Atamız Süleyman Şah’ı TRT’deki “Diriliş Ertuğrul” dizisinden öğrendiler. Hangi yüzle Süleyman Şah’ın adını ağızlarına alıyorlar.

Bir de zaten malum kesimler, Osmanlı düşmanlıkları sebebiyle koca bir tarihi inkâr etmiyorlar mı?

Dünya üzerinde Fransızlar 33, İngilizler 128 yıl egemenlik sürdürdüler ve insanlık en karanlık dönemini yaşadı.

Osmanlılar ise üç kıta yedi denizde kaba bir rakamla 600 sene insanlığa; “barış, kardeşlik ve adalet” sağladı.

Malum zihniyet sahipleri, Fransızların ve İngilizlerin tarihini bilir ve övünürler ama Osmanlı tarihine gelince küfreder, nefret eder, kin ve öfkelerini her fırsatta kusarlar.

Şimdi de bütün dünyanın gözü önünde Katil Esed’i mutlu ve mesut etmek için tarihin bile kaydetmekten utanacağı çirkinlik yapmaktalar.

Cani Esed’e karşı vazifelerini harfiyen yerine getirdiler. Çünkü Suriye’deki rejim yanlısı gazetelerin manşetlerini süslediler.

Evet, Osmanlı’nın kötü artığı İttihat ve Terakkicilerin zihniyetini “iman esasları” gibi kabul edip, bu esaslara göre hareket ederek, fitne fücurla ayakta duran kesimlerin, tarihimiz ve dinimizle barışık olmaları mümkün değil.

Çünkü topraklarımızı yurt edinen ve devlet kuran atalarımız Selçuklu ve Osmanlılar, devlet sistemini dini değerler üzerine bina etmişlerdir.

Bunların varlık sebebi ise İslam düşmanlığı üzerinedir. Yakın tarih bu nefretin şahitlikleriyle doludur.

Kur’an, Peygamber, cami, oruç, namaz, hac, zekât, kelime-i şehadet düşmanlığı, tarih düşmanlığı ideolojilerinin temelidir.

Milletimizin ve devletimizin bekası adına muhalefet etmedikleri ne var Allah aşkına!?

Nefretlerinin ölçüsü öyle sınırsız ki, Müslüman mezar taşlarına bile tahammülleri yoktur ve geçmişte mezar taşlarını nasıl parçaladıklarını tarih yazmaktadır.

Aynı işi 1992 yılında Balkanlar’da çıkan savaşlarda Sırplar yapmıştı.

Sırplar Foça ve Saraybosna başta olmak üzere Balkan ülkelerinin tamamındaki Osmanlı mezarlarını tahrip etmişlerdi.

Şimdi hamdolsun, Suriye’de Süleyman Şah’ın naaşına sahip çıkan hükümetimiz, sadece 1992 değil, 1912 savaşında da tahrip edilen Balkanlar’daki mezar taşlarını, camilerini, türbelerini ihya etmektedir.

Peki, tüm bunlara karşı mücadele eden kesimlerin Bizans eserlerine sahip çıktıkları kadar Osmanlı eserlerine sahip çıktıkları görülmüş müdür?

Yüzlerce caminin yıkılması, depo yapılması ve satılması yanı sıra yüzlerce dini ve milli eserin kapatılması kimler zamanında meydana geldi?

Vakıf binalarının kullanım amaçlarına zıt şekilde kiralanması ve yine vakıf senetleri hiçe sayılarak satılması kimlerin devrinde yapıldı?

Ezanın, mevlidin, Kur’an’ın yasaklanması, medeni kanuna, yer isimlerine ve soyadlara varıncaya kadar bayrak hariç neredeyse bütün kültürel kodların değiştirilmesi ve nihayet; Asyalı değil, Avrupalı beyaz ırktan olduğumuzun ispatı peşine düşen kimlerdi?

Bu zihniyet sahipleri ve birlikte hareket edenler mi Süleyman Şah’ı ve üzerindeki toprağı benimseyecek ve kabullenecek? Peh…

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle