--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyaset gevşekliği kaldırmaz

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Siyasette gevşekliğin tazyikçisi; “kasa, masa, nisa” üçlüsüdür. Bu yüzden siyasetçi kırk ölçüp bir biçmek mecburiyetindedir.

Siyaset, yönetenle yönetilen arasında köprü kurabilen ve bu köprülerden dengeli şekilde geçilmesini sağlayan kimselerin işidir.

Siyaset gayri ciddiliği ve gevşekliği asla kaldırmaz. Bu hali en iyi şekilde TBMM’de gevşek ve sulu siyasetin liderliğini sürdüren CHP’den binlerce örnekle anlatmak mümkündür ama ciddiye alıp, muhatap saymak söze gölge düşürür.

TBMM’ye girmesi hayal olan, bu yüzden de sürekli CHP’nin kayığına binmek için; kimlik, kişilik ve geçmişlerini hiç edip, “yamanarak” gevşeyen “kopyala yapıştır kumandalı siyasetçi” kimseler de mevzumuzun dışındadır.

…………………

Sözümüz Ak Parti ve MHP’yedir.

Türkiye’de siyasetin tarihi çok partili döneme girdiğimiz 1946 yılında başlar. Siyasi geçmişimizi bu tarihten önce başlatmak, siyaset kurumuna haksızlık olur.

Halk ile devletin arasına uçurumlar açarak; milleti devletinden uzaklaştıran; zulüm, istibdat ve vurgunla yönetilen devirlerin neresinden başlayabilir siyasi tarih?

Millet-devlet olarak, uzak tarih itibariyle 1839 Tanzimat Fermanı, yakın geçmiş itibariyle ise 80 yıldır, yeni bir nizam peşindeyiz.

Bu yeni nizam arayışı, halkımızın büyük ekseriyetinin desteğiyle, Menderes ve Özal döneminden sonra Recep Tayyip Erdoğan ile yeniden neşvünema bulmuştur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi hayatının başlangıcından bugüne gelen geçmişine kısa bir yolculuk yapan helal süt emmiş her insanımız; Erdoğan’a, devlete ve millete karşı nasıl düşmanlıklar edildiğinin yakın şahididir.

……………..

İşte şimdi tam yeri geldi, lafı uzatmadan şunu söyleyivereyim.

Recep Tayyip Erdoğan’ın; devlet-millet ve mazlum milletler nezdindeki insani duruşu tartışılmaz.

Bu noktada vazgeçilmez olan, Erdoğan ile yol arkadaşlığı edenlerin, her yerde tehlike çanları çalan; “dışı zevkli ve dünyevi, sonucu zehirli ve cehennemi” olan üç şeye karşı mukavemet göstermeleri gerekir. “Masa, kasa, nisa”.

Bunlardan birine meyletmek dahi, sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’a değil, ona inanan devlet ve millet sevdalısı aziz milletimizle birlikte, umudunu Türkiye’ye bağlamış milyonlarca mazlum milletlere ihanet olur.

……………….

Tabii söylediklerimiz MHP için de geçerlidir. Erdoğan ve Bahçeli’nin duruşları hem içeride hem dışarıda çok güçlü bir Türkiye’nin varlığını ortaya koymaktadır.

MHP milletvekilleri arasında yahut teşkilatlarda, gevşek insanlar olduğu en azıdan medyaya yansımıyor. Bu yüzden duruşları ve söylemleri, cumhur ittifakını sağlamlaştırıyor.

Hilafsız dikkat çekilecek husus, Ak Partili vekillerin yanı sıra belediyelerde gevşeklik gösteren ve gevşemeye hazır bürokrat ve hükümet yetkililerinin gözlemlendiğidir.

Şurası net ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan da en çok bu gevşekliklerden rahatsız ve haklarında not defterine gerekli kayıtları düşmektedir.

……………..

Ezcümle:

Yeni nizama sahip çıkmak namus borcudur. Hükümetin en büyük imtihanı ise medya ve siyasette; “kasa-masa-nisa” için iktidar yanlısı olanlarladır. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle