Siyaset ahlak önünde diz çökmedikçe
Ahlak insana sadece siyasette değil, hayatın bütününde lazım olan insani bir vasıftır.
Ahlak olmadan, ahlaklı olmadan, insan hayatının düzene girmeyeceği, aklıselim sahibi insanlarımız tarafından söylenegelir.
Bundan kimsenin şüphesi yoktur sanırım. Yani ahlaklı olan ve ahlakın ne demek olduğunu bilen hiç kimsenin reddedemeyeceği bir hakikattir.
Günümüzde ise ahlakın en çok lazım olduğu, özellikle devlet-millet hesabına, devletimizin ve milletimizin geleceği adına, siyasette ahlaka ve ahlaklı olmaya büyük ihtiyacımız vardır.
…………….
İstiklal mücadelesi verdiğimiz, şehitlerimizle, gazilerimizle millet olarak bütünleştiğimiz şu günlerde, siyasetteki ahlaksızlıklar savaştan beter hali geldi maalesef.
Bu nasıl bir ahlaksızlık ve Allahsızlıktır doğrusu kimse akıl erdirememektedir.
“Ahlaksızlığın depremden daha beter insanlığı sarstığı böyle bir ortamda, Allahsızlık gayet normaldir diyeceksiniz” ve haklısınız.
Siyasette ahlakın olmadığı hiçbir yerde insanlık rahat yüzü görmez. Çünkü ahlak yalnız insana özgüdür.
Bu özelliğini kaybeden kimseler, bedensel olarak insana benzeseler de söyledikleriyle, eylemleriyle, insana ve insanlığa yakışan hal ve hareket sergileyemezler.
Bir kimsenin ahlaki değerler taşıyabilmesi, memleket meselesine yerli ve milli bir şuurla bakabilmesi için bu inançla donanmış hür bir şuura sahip olması gerekir.
Böyle bir şuurdan yoksun olanlar, bulundukları her zemindeki davranışlarında, sözlerinde hür olmadıklarını, bağımsız düşünemediklerini ve iradeleriyle hareket edemediklerini gösterirler.
………………..
Siyasette, ekonomide, kültürde, sanatta velhasıl nerede olursa olsun, insan bir ahlak varlığı ve ahlak kişisidir.
Bu nedenle insanın ahlaki değerlerle bütünleşmesi ve hayata geçirmesi, ahlak insanı olma yolunda yürüdüğü anlamına gelir. Toplum ise böylelerine inanır ve güvenir.
Ahlaksızlığın karşıtlığı anarşizmdir. Anarşiden yana olmak ve her şekilde desteklemektir. Anarşi ise ihtiras yüklü patlamaya hazır fay hatlarıdır.
Siyasette ahlak kavramını yok eden unsurlardan birisi de siyasi ihtiraslardır. Ve ihtiraslarını kendilerine ideoloji olarak belirlemiş kişi yahut kişilerin en büyük düşmanlıkları da ahlaki değerlerle donanmış her şeyedir.
İster savaşta ister barışta olsun, her yerde akla karşı gelmek, aklın ve ahlakın birleştiği tüm meseleleri yok etmek yahut karıştırmak, ihtiraslıların işidir.
“Ahlakı olanın vicdanı olur” der erenler. Vicdan sahipleri, iyi ile kötüyü birbirinden ahlaki donanımlarıyla ayırabilirler. Akıl ile ruh arasındaki dengeyi kişinin ahlakı belirler.
……………….
Ezcümle:
Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, bir insanın siyasette, medyada veya başka yerlerde bulunuş gayesinin önceliği “ahlak insanı” olmasıdır.
İrfan ehli büyüklerimiz buyururlar ki:
“İnsanın biyolojik varlık tabakasının üzerine yükselmesi, insani değerleri keşfetmesi ve onlara bağlanarak yaşaması ile olur”.
Bizim millet olarak siyasette ve medyada, şahsiyetli bir duruş sergileyen, devletinin ve milletinin varoluş felsefesine sahip çıkan siyasetçilere ve medyaya ihtiyacımız vardır.







