Sivil ve özgür ilk Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan’a kadar Cumhurbaşkanları hep birer “kutsal varlık” gibi sunuldu. Ancak Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca bu kutsallık bitti.
Rahmetli Özal’ı hariç tutarak, aklımızın erdiği Cumhurbaşkanlarını bir hatırlayalım bakalım, neler yapmışlar ve memleketin hangi yırtığını yamamışlar.
Bir tek Rahmetli Özal bizi şaşırtmıştı ve milletin Cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştı. Şimdi de R. Tayyip Erdoğan milletin başkanı olarak işbaşında.
Allah aşkına yıllarca Çankaya kutsal mekân, Çankaya’da oturan da kutsal insan sayılmadı mı? Bu kutsallık uğruna memleketin ve milletin 90 yılı heba edilmedi mi?
Bu kutsallığı sürdürmek isteyen aynı çevreler, şimdi de Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına itiraz etmiyorlar mı?
Efendim neymiş, bakanlar kurulunu niye topluyormuş? Haydaa! Yahu milletin bu işten bir rahatsızlığı var mı?
Millet seçtiği Cumhurbaşkanına; “Bu işleri böyle yapsın ve artık Cumhurbaşkanı milletin başkanı olsun” diye yetki vermedi mi?
Seçen razı, seçilen razı, o zaman rahatsız olan çevrelere ne düşer?
•
Böyle bir Cumhurbaşkanı portresi 90 yıllık bir özlemdi. Bunu anlamak çok kolay.
“Temiz ruhlu”, “helal mayalı”, “işine gücüne, yemesine, içmesine, alışkanlık gereği olmadan besmeleyle başlayan,” kime sorarsak soralım, vereceği cevap şudur:
-“Evet, böyle Cumhurbaşkanı lazım bize” diyecektir.
Bu ölçü çok önemlidir. Bu ölçüye itirazı olanlara bir diyeceğimiz yok. Onlar zaten Cumhurbaşkanının milletin değil, kendi dünyalarının elemanı olmasını istemişlerdir.
Erdoğan’a kadar Cumhurbaşkanlığı makamına gelenler, yine Özal hariç, Hıristiyanlıktaki ruhani lider gibi devletin ve milletin üstünde tutulmak istenmiştir.
Bu sebeple de Özal ve Erdoğan dışında, “kutsalcı” çevrelere direnen Cumhurbaşkanı görülmemiştir.
Erdoğan, “Önce millet sonra devlet” diyerek seçilmiş, ilk sivil ve özgür bir Cumhurbaşkanıdır.
•
Laf buraya kadar gelmişken belki şu akla gelebilir.
Yazının içerisinde Özal’a vurgu yapılmakta ve bir önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise diğerlerinin içine katılmakta.
Evet, Abdullah Gül’ü diğerlerinin içerisinden ayırmak gerekir. En azından hükümetle mümkün mertebe uzlaşı içerisinde hareket etmiştir.
Elbet ülkemize önemli hizmetleri olmuştur ama “gezi terörü” karşısında takındığı tavır ve Cumhurbaşkanlığından ayrılırken yapılan birtakım açıklamalar, Gül’e karşı duygu ve düşüncelerimizi ne yazık ki flulaştırmıştır. Millet nezdinde bir güven kaybına sebep olmuştur.
•
Velhasıl, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlar kuruluna başkanlık etmesi kadar doğal bir şey yoktur ve keşke bütün bakanlar kurulu toplantısı bu şekilde yapılsa.
Doksan yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa milletin güvendiği bir iktidar ve Cumhurbaşkanı işbaşında çünkü.
Şu anda hiçbir karanlık güç, ne hükümeti ne Cumhurbaşkanını yedeğine takmış değil.
Hükümet ve Cumhurbaşkanı düşmanlarına baktığımızda bu fotoğraf net olarak görülmektedir.







