Selçuklu ve Osmanlı İznik(2)
Hem Selçuklulara hem Osmanlılara başkentlik yapan İznik’te tarih yeniden hayat buluyor demiştik. Geçelim.
İznik Ayasofya Camii’ne “kilise” demek, Selçukluların kızıl elmasını reddetmektir.
Malum Gazneli Mahmud’un kızıl elması Hindistan (Pakistan) idi. Selçukluların kızıl elması ise İznik Ayasofya’sıydı.
Nihayet 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1084 yılında İznik fethedilerek Ayasofya kilisesi camiye çevrilmiş ve İznik başkent ilan edilmiştir.
Osmanlıların kızıl elması ise İstanbul Ayasofya idi. Ertuğrul Gazi’nin oğlu Osman Gazi’ye şu vasiyeti meşhurdur;
“Osman Ertuğrul oğlusun, Oğuz Karahan neslisin, Hakk’ın bir kemter kulusun, İstanbul’u aç, gülzâr yap”!
İstanbul’u gülzâr yapmak Osman Gazi’ye nasip olmadıysa, torun Fatih Sultan Mehmed’e nasip oldu ve İstanbul fethedilerek Ayasofya camiye çevrildi.
•
İznik Ayasofya Camiine dönelim.
Mülkiyeti Orhan Gazi Vakfı’na ait İznik Ayasofya Camii veya Orhan Camii olarak bilinen eserin adına Bizans kaynaklarında ilk defa 787 yılında rastlanmaktaymış.
1330-1331 yılında İznik’in Orhan Gazi tarafından fethedilmesiyle Ayasofya camiye dönüştürülmüş.
Burası Osmanlıların kiliseden camiye çevirdiği ilk esermiş ve “mazbut hayrat kütük defterinde 147 ada, 1 parselde, Ayasofya-i Sağir Camii” olarak kayıt altına alınmış.
Tarih içerisinde İznik çeşitli deprem ve yangınlar geçirmiş. Yine bir yangın sonucunda hasar gören Ayasofya Camii, Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Mimar Sinan tarafından onarılmış ve bir minare ile birlikte bazı eklemeler yapılmış.
Depremlerden sonra bir de Yunanlılar büyük tahribi var.
Yunanlılar Bursa ve çevresini işgal edip geri çekilmeye başlarken, diğer tarihi eserlerle birlikte Ayasofya Camii’ni de yakıp yıkmışlar.
•
Şimdi gelelim Milli Şef dönemine. Yunanlılar tarafından yakılmış bu camiyi tamir etmek varken CHP zihniyeti ne yapmış?
1939 yılında Almanya’dan Alman arkeoloji enstitüsü adına arkeolog A.M Schneider’i getirterek araştırma ve temizlik kazıları yaptırmış.
Lütfen dikkat edelim, bu yıllar Türkiye’nin yoksulluk ve kıtlık yıllarıdır, insanların giyeceği urbaları, kursaklarına gönderecekleri lokmaları yoktur.
Hadi bunları da geçelim, aynı senelerde Türkiye’de satılan camiler, imarethaneler, tekkeler, zaviyeler ve halka arka çıkacak sosyal amaçlı vakıf eserlerinin satış rakamı 500 adedi aşmaktadır.
Bizans eseri tarihi oluyor da Selçuklu ve Osmanlı eseri tarihi olmuyor mu?
Ha bu arada bir de yine aynı Bizans ruhlular, İznik Ayasofya Camii’nin, daha önce müze olarak kullanıldığını iddia etmektelermiş.
Oysa Ayasofya resmi kayıtlara göre ve uygulamada kesinlikle müze olarak hiç kullanılmamış. Vakıflar Genel Müdürlüğünün;
‘‘Mabetler kiraya verilemez ve ibadethane haricinde hiçbir iş için kullanılamaz’’ hükmü müsaade etmemiş.
Sözün özü, İznik Ayasofya Camii, yaklaşık 90 yıl aradan sonra 2011 yılında bayram namazının kılınmasıyla ibadete açılmıştır.







