Şehitlerimize Akif’in Yüreğiyle Bakmak
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda!
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan, şüheda!”
Şu iki mısra bile kutlu vatanımızı anlatmaya yeter. Bu iki mısradan şehitlerimize bakabilme irfanına sahip olmalıyız.
Bin yıllık tarihimiz içerisinde kaybettiğimiz ve sahip olduğumuz topraklarımızı yürekten anlatmak, ancak vatan ve şehit kavramının vazgeçilmezliğiyle mümkündür.
Mehmet Akif şehitlerimizin adına haykırmaktadır.
“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak!”
Eğer bugün ocaklarımız tütüyorsa, şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumuza dilden değil, Akif gibi yürekten inanmalıyız.
İstiklal ve İslam şairimiz Mehmetçiklerimize haykırışını sürdürüyor:
“Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın!
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın!
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın!
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!”
Bugün Afrin’deki ve içerideki silahlı-silahsız teröristlerle, onların siyasi temsilcileriyle, sözde sivil toplum örgütleriyle ve “bayraksızlık, vatansızlık, milletsizlik, devletsizlik” özlemi içerisinde yanıp tutuşan ihanet şebekelerine karşı verilen İstiklal mücadelemiz, gücünü bu feryattan almaktadır.
Şehitlerimize saygı ve muhabbet beslemenin dışında; her zemin, mekân ve zamanda, asla sahiplenmekten vazgeçmememiz için, Akif’imiz aklıselim sahibi insanlarımıza seslenir:
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı!
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı!
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı!”
Merhum Mehmet Akif’in feryatlarını hamaset sınıfında değerlendirip geçemeyiz. Üzerinde tefekkür etmeli, tahliller yapmalı ve şehitlerimize, gazilerimize, ülkemize, milletimize, devletimizi yönetenlere, Mehmetçiklerimize ve ordumuza karşı şükran hisleriyle dolu olarak bizim de vatan savunmasında tuzumuz bulunmalı.
Elhamdülillah bu hususta özellikle Anadolu insanımız çok duyarlı. İlkokullardan tutun da yürümekte zorlanan bastonlu ihtiyarlarımıza kadar kadınımız, erkeğimiz, kızımız, oğlumuz, hep bir şeyler yapma çabasında.
Burada belki şunu söylemek yerinde olur. Bu çabayı büyütmek, daha güçlü hale getirmek ve tüm toplum nezdinde kıymetlendirmek gerekir.
Özellikle büyük şehirlerde öyle şeyler görüyoruz ki, bilerek yahut bilmeyerek, kendi kendimize yabancılaşıyor ve değer yargılarımızı yitiriyoruz.
Öyle bir kültür yozlaşması içerisinde boğuşuyoruz ki, her gün bir şeylerin gözümüzden, elimizden, dilimizden, yüreğimizden kayıp gittiğini fark edemiyoruz.
Allah’a şükür ki, cumhur ittifakı ve ittifakın yegâne temsilcisi Anadolu ruhu ile bu ruhun önderleri Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz, ordumuz diri.
Ezcümle:
Bilmeliyiz ki bu topraklar için canını veren, namusunu çiğnetmemek için al kanlar içinde kefensiz topraklara düşen atalarımız ve bugünkü şehitlerimizdir. Onlar canları pahasına bu güzel yurdu bizlere emanet etmişlerdir.
Adeta bir şehitler mezarlığı durumunda olan vatanımızın bekçilerine karşı hürmetli ve dikkatli olmak durumundayız. Varoluşumuzdaki amaç, her an daha iyiye, daha güzele, tekâmüle doğru gitmek olmalıdır.







