--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şefkat Medeniyeti

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Osmanlı Devleti’ni yüzyıllarca ayakta tutan şefkat anlayışının mesajı, 14 asır öncesine dayanır ve oradan beslenir. Kısa bir örnek verelim.

Peygamberimiz (s.a.v.) büyük bir orduyla Mekke’ye giderken, ordunun yürüyüş güzergâhı üzerinde bir köpeğin yavrularını beslediğini görür.

Bunun üzerine ordu komutanını ikaz ederek, köpeğin rahatsız olmaması için yürüyüş istikametinin değiştirilmesini ister. Ve öyle olur. Köpek rahatça yavrularını besler.

Osmanlı medeniyetinin merkezi Kur’an-ı Kerim’dir, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadis-i şerifleri ve sünnetidir.

Darülaceze de bu medeniyetin bir numunesi olarak kurulmuştur.

Darülaceze, “muhterem acizlere” kol kanat germeye ve yuva olmaya başladığı günden bu yana 30.000’i çocuk olmak üzere toplam, 72.000 kişiye ana ocağı olmuştur.

Halen 650’ye yakın insan; din, dil, ırk, cinsiyet ve mezhep farkı gözetmeksizin; cami, kilise ve havrasıyla dünyanın hayretle izlediği bir hayır kurumudur.

Toplam 27.000 m2’lik bir alan üzerinde kurulan Darülaceze, bünyesinde 7 aceze (düşkünler) servisi, bir poliklinik, bir çocuk kreşi, içinde kütüphanesi bulunan rehabilitasyon merkezi vardır.

Ayrıca; fırın, 3000 kişiye yemek yapabilecek kapasitede modern bir mutfak, kesimhane, kurban etlerini 1 yıl süre ile muhafaza edebilecek buzhane, çamaşırhane ve kurumun ihtiyaçlarına cevap verecek ölçüde terzihane, matbaa, marangozhane, ayakkabı tamir atölyesi ve demirhane bulunmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı ve kendine özel bir nizamname ile yönetilen Darülaceze; gönüllüleri, çalışanları ve acezeleri ile büyük bir şefkat yuvasıdır.

Bu yıl 120 yaşına basan Darülaceze, kurulduğu günden bugüne tüm ihtiyaçları ile işletim giderlerinin tamamını, hayırseverlerin bağışları ile karşılanmaktadır.

Darülaceze’de barınan sakinlerin tüm giyinme, barınma, gıda, sağlık ve bakım ihtiyaçları, kurum tarafından temin edilmekte ve hizmet 24 saat aralıksız sürmektedir.

…………………..

Sözü burada II. Abdülhamid Han’a düşmanca şiirler yazan, sonra da gerçekleri görünce yazdıklarından utanan ve utandığını da uzun bir şiirle dile getiren Rıza Tevfik’in, Cumhuriyet kurulduktan sonra yazdığı şiire yer vermek istiyorum.

Şiirin bir kısmı şöyle:

Sultan Abdülhamid Han’ın Ruhaniyetinden İstimdat.

Nerdesin şevketli Sultan Hamid Han?!
Feryadım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lahza uyan,
Şu nankör milletin bak günahına.

Tahrike yeltenen tac ve tahtını
Denedi bu millet kara bahtını
Sınadı sillenin nerm ü sahtını
Rahmet et sultanım sûz-ı âhına.

Tarihler ismini andığı zaman
Sana hak verecek ey koca Sultan!
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en siyâsi padişahına.

Padişah hem zalim, hem deli dedik,
Îhtilale kıyam etmeli dedik,
Şeytan ne dediyse biz belî dedik,
Çalıştık fitnenin intibahına!…

Divane sen değil, meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz,
Sade deli değil, edepsizmişiz,
Tükürdük atalar kıblegâhına!

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle