Sakal-ı Şerif Ziyareti ve Göynük
“Her şeyi Allah’tan bilen böbürlenmez! Sahibine ne nankörlük ne de ihanet eder”. Akşemseddin Hz.
İstanbul’un manevi fatihi Akşemseddin Hz.leri, fethin maddi boyutunu İstanbul’da bırakarak, manevi boyutunun hazzıyla yaşamak için Göynük’e yerleşmiştir.
Fetihten altı yıl sonra 1459 senesinde de Hakk’ın rahmetine vasıl olmuştur.
Şimdi maddi olarak mütevazı türbesinden yine sevenlerine dünya ile ahiret arasındaki dengeyi nasıl kurmaları gerektiğini anlatmaktadır.
Önemli olan bir yeri fethetmek değil, fethedilen mekânları, fetih ruhuyla donatmak ve esas ruhumuzu fetih inancıyla imar etmektir.
Akşemseddin Hz.leri, evlatlarıyla birlikte yaşadığı dönemde ve ahirete intikal ettikten sonra da yazdıkları ve konuştuklarıyla bu tebliği sunmuş.
Akşemseddin Hz.lerinin hatırına Göynük başka bir zenginliğe daha sahip olmuş. Efendimiz (s.a.v.)in sakal-ı şerifleriyle onurlandırılmış.
Sakal-ı şerifin Göynük’e ne zaman kimler tarafından emanet edildiğine dair kesin bir bilgi ve kaynak bulunmamaktadır.
¥
Rivayet o ki, Akşemseddin Hz.lerinin hatırasına Osmanlı Sarayı’ndan gelmiş. Büyük ihtimalle de II. Abdülhamid Han devrinde gönderilmiş olmalıdır.
Cennet mekân II. Abdülhamid Han, dış ve iç güçlerin Osmanlı Devleti’nin sonunu getirme ittifaklarına karşı, bütün bir dünya ile mücadele ederken, bir yandan da atalarının eserlerini tarihe mühür olarak kazımıştır.
Bu manada; Bilecik, Söğüt, Domaniç, İnegöl, Bursa ve Göynük’e kadar Osmanlı eserlerinin yeniden ihya ve imar edilmesi için Bursa Valiliğine talimatlar vermiş ve takip etmiştir.
Tahttan indirileceğinin anlaşıldığı günlerde ilk arzularından birisi, Domaniç’in Çarşamba köyündeki Hayme Ana’nın türbesini imar ettirmek olmuştur.
İhtimaldir ki, Göynük’e de Akşeyhin hatırına, İstanbul’un fetih müjdesini Hacı Bayram Veli Hz.lerinden öğrenerek tebliğ eden Akşemseddin Hz.lerinin, Peygamberimizden bir numune ile anılmasını isteyerek sakal-ı şerifi göndermiş olmalıdır.
¥
Ülkemizin neresinde Efendimiz (s.a.v.)’in sakal-ı şerifinden örnekler var bilemiyoruz ama bir tanesi Göynük’te, Gazi Süleyman Paşa Camii’nde bulunmaktadır.
Ve yıllardır Ramazan ayının son günleri ve Kadir Gecesinde sakal-ı şerif, halka ziyarete açılmaktadır. Göynük’te bulunduğum sıralarda bize de ziyaret etmek nasip oldu.
Orhan Gazi oğlu Gazi Süleyman Paşa Camii’nin görevlileri; Rıfat, Yaşar ve Kısmet hocalar, salavat-ı şerifler eşliğinde sakal-ı şerif ziyaretine mihmandarlık ettiler.
Ziyaretin ilk günü hanımlara, ikinci günü erkeklere ayrılmıştı. Hanımların ve erkeklerin, akın akın ziyarete gelişleri ve yüzlerindeki mutlu ifadeler, bizim toplumumuzun; “amentüsü sağlam Kâbe toplumu” olduğunun göstergesiydi.
Amentünün altı şartına iman etmenin yolunun bize dinimizi tebliğ eden Efendimiz (s.a.v)’i sevmekten ve sahiplenmekten geçtiğini anlamak için bu manzara yeterliydi.
¥
Ezcümle:
Sözü; “Bizim milletimiz, Kur’an ve Peygamber toplumudur. Kur’an’ımızı Peygamberimizden, Peygamberimizi Kur’an’ımızdan ayırmak yahut ayrı düşünmek, fitne ve fesada yol açmaktır” diye bitirelim.







