Said Halim Paşa İle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Feryadı Aynı
“Bir milletin sahip bulunduğu hürriyetin derecesi, manevi ve fikri ilerleme yolunda sarfedeceği gayretlerle yükselir”. Said Halim Paşa.
Dün Said Halim Paşa’nın “Buhranlarımız” kitabından söz etmiştim.
Yüz yıl önce yediyüz yıllık bir devleti bölük pörçük etmek isteyen hainler kimlerse, bugün de terör merkezli her türlü ihaneti yapanlar aynı türün nesilleri.
Şimdi Said Halim Paşa’dan bazı pasajlar aktarmak istiyorum.
“Bir milletin kendi siyasi ve sosyal esaslarını terk ve ihmal edip de başka milletlerin sosyal ve siyasi esaslarını gelişi güzel kendine mal etmeye çalışmasının ne kadar tehlikeli bir hata olduğunu gördük”.
………….
R. Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hükümeti de yüzyıl önce düşülen bu tehlikeli durumu sürdürmek isteyen şer odaklarından ülkemizi kurtarmak istiyor.
Bu anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve “ehli vatan-ehli iman” milletimizin, devletimiz adına feryadını yüzyıl önce Said Paşa şöyle anlatıyor:
“Bizler artık, kendi milli esaslarımızın korunması gerektiğini, cemiyetimizin daima bu esaslara dayanmış olduğunun, bundan sonra da bunlara dayanmayacak olursak, yıkılıp mahvolmaya mahkûm bulunduğunu anlamış bulunuyoruz”.
Tayyip Bey ve hükümette bu hakikat için ter dökmektedir.
Onlar da milli esaslarımızın korunması için canhıraş bir şekilde çalışıp durmaktadırlar. Bu yüzden iç ve dış şer şebekeleri, durmadan yeni yeni hadiseler meydana getirmektedir.
………………
Osmanlı Devleti’nin hitama ermesindeki en büyük etkenlerden birisi de kendisini Osmanlı sayıp, “karanlık ve kirli zihinleriyle, aydınlık arayan körebe oyuncularıydı”.
Bugün de milli ve manevi değerlerimiz başta olmak üzere ülkemizin; barış, huzur ve kalkınmasına yönelik her türlü terörü destekleyenler, aynı körebe oyuncularıdır.
Said Halim Paşa kendi döneminin aydınlarını şöyle tarif ediyor:
“Bu aydın sınıf, Batı medeniyetinin tesiri altında şahsiyetini kaybetmiş ve aşırı derecede Batı hayranlığına müptela olmuştur.
Daha da fenası bu aydınlar, milli kurtuluşumuzun çaresini, kendilerinin tutulduğu bu hastalığın bütün memlekete yayılmasında görmektedirler.
Bu yüzden aydınlarımız, yükselme ve ilerleme adına, vicdanları bulandırıp, fikirleri karıştırarak, buhranlara sebep oluyor ve memleketi karanlık ve meçhul bir istikbale doğru sürükleyip götürüyorlar”.
……………..
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise o günün çirkeflerinin bugünkü temsilcilerini şöyle izah ediyor.
“Dün olduğu gibi bugün de adalet yerine imtiyaz talep edenlerin ihtirasları akıllarını gölgeliyor. Hakkaniyet ve insaf terazisi bozulanlar her şeyi sadece kendilerine hak görürler.
Servet de sermaye de mülkiyet de siyaset de iktidar da sadece onlara layıktır ve onlar her şeye layıktır.
Biz bu yüzden hem aklın hem vicdanın sesi olma çabasındayız. Bu yolda, bu yolculukta kat ettiğimiz mesafeyi ise kadirşinas milletimiz takdir edecektir”.







