Şahsiyet inşasını tamamlamış vekiller
“Millet, Vatan, Din” çerçevesinde şahsiyetini inşa etmiş insanlarımızın arzusu; ülke yönetiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi Başbakan Ahmet Davutoğlu gibi “inanmış ve iman etmiş” insanlar görmektir.
Mevcut Ak Parti milletvekillerinin yüzde sekseni bu çerçevede şahsiyetini inşa etmiş insanlardan müteşekkildir.
Yeni belirlenecek adayların da kişilik inşalarında aranacak en önemli husus; “Milliyetçi, dindar, dik duran, yarın endişesi olmayan, nefsinin değil, vicdanının sesine kulak veren kişiler” olmasıdır.
Bu dönem Ak Parti’den aday adayı olan insanların elbet çok büyük kesimini tanımıyorum. Tanımadığım kişiler hakkında da bir şey söylemek kul hakkıdır.
Dolayısıyla ancak tanıdığım insanlarla ilgili olarak fikir beyan edebilirim. Onun da Ak Parti yetkilileri nezdinde ne faydası olur onu bilemem.
Benim derdim, Ak Parti’ye vekil tavsiye etmek değil. Memleketimize, milletimize, bayrağımıza, dinimize hizmet edecek insanların, Ak Parti çatısı altında TBMM’ye girmesidir.
•
Şimdi şahsiyet inşasını tamamlamış iki insandan söz etmek istiyorum.
Birincisi; Aksaray vilayetinden aday adayı olan merkez valisi Cengiz Aydoğdu.
İkincisi ise İstanbul ikinci bölgeden aday adayı İsrafil Kuralay’dır.
Her iki ismin düşünce dünyasını, Aksaray aday adayı Cengiz Aydoğdu’nun; “Yalnızlık Muhatap İster” kitabında sorduğu şu soruda buluyorum.
-“Kaldı ki, ömür dediğimiz şey de bir ‘şahsiyet inşası’ için bize verilmiş kısa bir mühletten başka nedir ki”?
Evet, bu soruya doğru ve anlaşılır cevap verecek aday adaylarının, Ak Parti’den vekil olması, elbet her şahsiyet sahibi insanın arzusudur.
Aydoğdu sorusunun ardından şöyle devam ediyor.
-“Sağlam bir şahsiyet inşası imkânlarını ararız ve aramaya devam edeceğiz. Bulup bulamadığımıza dair kesin sonucu, nasılsa, ‘yevmüddin’de Rabbimizin huzurunda anlayacağız.
Bize düşen bu arayışta samimiyet ve ihlası kaybetmemek, kaybeder gibi göründüğümüzde de birbirimizi; ‘ikaz ve ikna’ya gayret etmektir”.
•
Hem Cengiz Aydoğdu hem İsrafil Kurulay’ın ortak sancısı; ‘yevmüddin’e huzur ve yüz akıyla varabilmektir.
Bu sebeple de yaptıkları işlerde, hesabını veremeyecek hiçbir şeye kalkışmamışlardır.
Cengiz Aydoğdu’yu 2010 yılında yaptığı bir konuşmada dinlemiş ve “İşte Vali böyle olmalıdır, memlekete ve millete valilik yapılacaksa, böyle insanlar iş başına gelmelidir” diye yazmıştım.
Aday olduğunu öğrenince de çok sevindim. Çünkü memleketimizi ve insanımızı tüm derinliklerine kadar tanıyan bir isimdir, elbette TBMM’de olmalıdır.
•
İsrafil Kurulay ise tam bir “Ahi” başı gibidir. Yıllarca MÜSİAD’da sadece İstanbul’a değil, Türkiye’nin bütününe ve yurtdışındaki işadamlarına gönüllü hizmet etmiştir.
İsrafil Kurulay’ı; yıllardır tanırım, şimdiye kadar; “makam, mevki, para” ve benzeri geçici hiçbir varlığa ihtiyaç duyduğuna şahitlik etmedim.
Kısacası her iki ismin de yapacakları vazifelerde aradıkları, “önce Hak rızasıdır”.







