Özgecan ismini verme işi psikologlara sorulmalı
Öncelikle hiçbir ailenin böyle bir acıyı yaşamasını, insan olan insanlar asla istemezler.
Rabbim kızcağızın annesine, babasına ve yakınlarına sabırlar ihsan etsin.
Kaç gündür Özgecan hakkında haberler devam ediyor. Haberlerin önemli ekseriyeti, magazin ağzıyla sunuluyor. Hem de “hayasızca”.
Hakikaten azıcık acıma duygusu hisseden, azıcık içinde insanlıktan bir numune taşıyan kişi ya da kişiler, olayın vahametinden biraz etkilenir ve bu da hallerinden belli olur.
Şimdi:
Sinema ve televizyonculuğun tarihinde yapılan film ve dizilere bakıldığında rahatlıkla görülür ki, pek çok sinema ve dizi filmlerin işlediği konular, şiddet ve taciz üzerinedir.
Bu filmleri ve dizileri yapanların ana gayesi sadece para kazanmak ve cinsellik üzerinden rant elde etmek içindir.
Bilinmeyen, görülmeyen, duyulmayan hayali taciz olayları senaryolaştırılıp, izleyenlere benimsetilerek sıradan olaylar haline getirilmiştir.
Bugün bile TRT dışındaki televizyonların yayınladığı sinema film ve dizilerde aynı rezalet devam etmektedir ve bu tür yapımların her biri de “tahrik sahneleriyle” doludur.
Mesela, kadının cinselliğinin kullanılmadığı kaç tane reklam, film ve dizi ismi sayılabilir.
Reklam kurulu diye bir kurum var. RTÜK adında “Bir tarla bostan yan gelen Osman” diye bir kurum var. Güya insanı önceleyen sivil kuruluşlar var.
Peki, bu kuruluşlar malum dizi, film, reklam ve haberler gibi toplumun zihnini gasp eden yapımlara karşı neden birliktelik oluşturamazlar.
Çünkü her birinin gün olup, bu tacizci medya şirketlerinin yöneticilerine ve çalışanlarına işleri düşebilir.
Ne şiş yansın ne kebap. Herkes ne yöne gidiyorsa biz de o yöne gidelim, işimizi halledelim” tarzından başka bir tarz bilmemekteler.
¥
Ateş düştüğü yeri yakar. Yanan canlar Özgecan’ın ailesidir.
Dans ederek Özgecan’a destek verenler, haberi başka kişilere ait görüntülerle cinselliği ön plana çıkararak sunanlar, insanlık hislerini kaybedenlerdir.
Özgecan ailesi bu sahtekârların tuzağına düşmemelidir. Münevver Karabulut vahşetini kimlerin savunduğunu, kimlerin sustuğunu hep birlikte gördük.
Neyse, esas Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Başbakanımız Ahmet Davutoğlu ile bakanlara bir paylaşımda bulunacaktım.
Özgecan’ın ismini kültür merkezlerine, okullara veya başka kurumlara vermek, acıyı ve hadiseyi sürekli canlı tutmak olacaktır.
Öyle değil mi ama! Tamam unutmayalım, acil ve kalıcı önlemler alalım fakat kızcağızın ismini vererek, yaşadıklarını nesilden nesle aktarmanın kime ne faydası olacak?
Özgecan’ın hatırına televizyonlardaki tacizci diziler kaldırılsın, sosyal medya denilen “şeytan örgütüne” karşı tedbirler alınsın.
İnternet denilen gayya kuyusunda tacizlerin binibin para. Bunlara karşı tedbirler alınsın. Ne diye kızcağızın adı yaşadığı olayla zikredilerek anılıp, zihinlere kazılsın.
Ayrıca bu mesele, dürüst psikolog, sosyolog ve pedagoglara da bir sorulmalı.







