Ötüken Neşriyat’tan İki Roman ve Peyami Safa Kitabı
Bu haftaki eserler, Ötüken Neşriyat’tan. Ötüken Neşriyat, kültür ve tarih havzamıza önemli kitaplar kazandırmaya devam ediyor.
Son çıkan üç kitaptan söz etmek istiyoruz. Birincisi, Osmanlı Sultanlarının devlet ve özel hayatlarını kaleme alan Turgut Güler’den.
Edebiyatçı ve tarihçi Turgut Güler, bu sefer Sultan Dördüncü Murad Han’ın romanını yazmış. “Son Cihangir” adını verdiği romanda, yanlış bilinenlerin doğrularını kaleme almış.
……………
İkinci roman, “İstanbul›u Nasıl Aldık?” üst başlığıyla, “Bizans’ın Son Günleri” ismini taşımakta. Yazarı ise İskender Fahrettin Sertelli.
Bu romandan kitabın tanıtımında sunulan kısa bir parçayı derç edelim:
“Bizanslıların kısmı azamı harpten usanmış, bezmiş kimselerdi. Semavî mucizeler zuhurunu bekleyen halkın bir kısmı da, Türklerin, Bizans’a ne kadar takarrüp ederse etsinler, nihayet ani bir felaketle mahvolacakları kanaatiyle lakayt yaşıyorlardı.
Heyet, Romanos Kapısı’ndan verilen bir işareti müteakip yola çıkmıştı. Üç kişiden mürekkep olan sulh ve müzakere heyeti, Türk ordugâhına vardığı zaman Sultan Mehmet çadırında oturuyordu. Heyeti kabul ettiği zaman neşesi yerindeydi. Heyet reisi:
- “Haşmetmeap!” dedi, “İmparator hazretleri, muhasaranın kaldırılması için teklif edeceğiniz bütün şeraiti kabule amadedir”.
Konstantin hakikaten bu fikirdeydi. Herhangi bir şartla olursa olsun, muhasara kalktığı gün Bizans’ı da, kendi hayatını da kurtarmış olacaktı.
Bizans heyetinin hakiki sulh teklifi maksadıyla geldiğini yakından tahmin eden padişah, reise şu cevabı verdi:
- “Sulh için bir çare vardır: Bizans’ı teslim etmek”!
Heyet reisi, esasen, Türk hükümdarından muvafık bir cevap alacağını ümit etmemekle beraber bu kadar ağır bir teklif karşısında kalacağını da tahmin etmemişti. Sultan Mehmet, bu ağır teklifin Bizanslılar üzerinde yaptığı tesiri gördü ve sözüne devamla:
- “Bu o kadar korkulacak ve düşünülecek bir mesele değildir. Görüyorsunuz ki şehri dört taraftan muhasara ettik. Kurtuluş yoktur. Eğer İmparator benim bu mukabil teklifimi kabul edecek olursa, kendisini Mora’ya hükümdar naspedeceğimi vadediyorum. Kardeşlerine gelince, Tomas ve Dimitriyos’a da Türk toprağından yerler vererek refahlarını temin edeceğim”.
Heyet azası, Sultan Mehmet’in ayaklarına kapanarak yalvardılar.
- “Bize merhamet ediniz haşmetmeap! Sefalet içinde bunalıp kalan bir şehri zapt edip ne yapacaksınız”?
- “Onları sefaletten kurtaracağım. Emelime muvaffak oluncaya kadar muhasaraya devam edeceğim”.
Padişah birçok mütalaalarda bulunduktan sonra, Bizans’ı almak azmini daha kati bir surette göstermek için ayağa kalktı ve sözünü şu cümle ile bitirdi:
- “Ya ben Bizans’ı alırım ya Bizans beni”!
……………..
Üçüncü eser, Seval Şahin, Didem Ardalı Büyükarman, Banu Öztürk ve Tülin Ural tarafından hazırlanan “Parçadan Bütüne” üst başlığıyla “Peyami Safa Kitabı” ismini taşıyor.
Peyami Safa’yı derli toplu anlatan önemli bir eser.
Kitaplar hakkında:
Ötüken Neşriyat:
0212-251 03 50







