--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Osman Yüksel Serdengeçti’yi anarken

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Rahmetli Osman Yüksel (ruhu için el Fatiha), “Yerli ve milli” kavramlarının içini dolduran, doldurmakla kalmayıp, yılmaz bir şekilde yaşayarak savunan bir isimdir.

Topraklarımızın ve milletimizin ezeli düşmanı olan içerideki ve dışarıdaki “Haçlı” ruhlulara karşı, “Hilal” ruhlu duruşuyla destanlar yazmış ve yazdıklarını sonuna kadar haykırmış bir mücahittir.

“Bir Nesli Nasıl Mahvettiler” ismiyle çıkardığı ilk kitabı; “Vatan, millet din” sevdasının destanıdır.

Kitap dağıtılmaya başlanınca devreye dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü girmiş ve Bakanlar Kurulu’na karar aldırtarak eserin toplanmasını resmi gazeteyle duyurmuştur.

Bu yasak, Osman Yüksel’in hayatında ikinci mücadele devrini başlatmıştır. Gerçi birinci devresi, ikinci devresinden daha güçlüdür ve hemen her sayısı bir şekilde toplattırılan Serdengeçti Dergisi, yerli ve milli mücadelede büyük bir çığır açmıştır.

Serdengeçti’nin misyon edindiği “yerli ve milli” düşünce, topraklarımızın özü ve sözüdür. Onun açtığı çığırdan yürüyenler bugün Türkiye’de söz sahibidir. Geçelim. 

Osman Yüksel Rahmeti Rahman’a 10 Kasım 1983 tarihinde kavuşmuştur. Malum bugün Mustafa Kemal de ölmüştür.

Osman Yüksel’i anarken merhumun Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasından çıkan eserlerinden biri olan “Serdengeçti 2” adlı kitabından bir hatırasını nakledelim.

Bilenler bilir, bilmeyenler için bir not:

Atatürk ile İnönü birbirlerini sevmezlermiş. Dönemin yakın şahitleri böyle söylerler. Geçelim.

Osman Yüksel kitabında “İnönü mü, Kin Önü mü”? başlığıyla şunları yazar:

“Atatürk zamanında İnönü Başvekillikten uzaklaştırılınca, Tevfik Rüştü Aras, Atatürk’ün yanına sokulur: ‘Atam’, der ‘Bu herifi Londra Sefirliğine gönderelim, olur mu’? ‘Olur…’

Ol zaman yüksek mevkilerde bulunan bir zat da ‘Sağırı kaydırdık’ gibilerden laflar eder. Vaktaki Ata ölür.

Bizim pul Sultan elinden gelse diri diri yiyeceği Atatürk’ün diktatörlük makamına kurulur.

Hemen o gün, Cumhurbaşkanı olduğu gün, hatta o saat, Hariciye Vekili olan Tevfik Rüştü Aras’ı çağırır. ‘Şimdi’ der, ‘Sen doğru Londra’ya… Sefir tayin ettim seni’..

‘Sağırı kaydırdık’ diyen adama da derhal haber gönderir. ‘Sağır vaktiyle söylediğinizi duydu. Makamınızı derhal ve hemen terk ediniz’…

Kin ve intikam diye buna derler azizim.

Diğer bir hadise:

İnönü ve hempaları partiyi kaybettiler. İnönü Çankaya’da üç gün üç gece ter ter tepindi… ‘Ben koynumda yılan beslemişim. Nankör millet, nankör millet’.. diye.

Millet onu mu besledi, o mu milleti, o ayrı mesele…

Milli şefin ağzından çıkanlara bakın hele… İlahi pul Sultan, dünyada kin denilen şey kalmasa ve kazara lazım olsa, senin tükürüğünden bir parça alsalar ve insanlara aşılasalar, bütün dünya, bütün beşeriyet serapa kin, intikam haline gelir.

Sen kinin, inadın, hıncın, intikamın müşekkel ve mücessem bir abidesisin”!

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle