Necip Fazıl’a rahmetle -2-
Üstad Necip Fazıl’ın (26.05.1904) doğumunun 117. seneyi devriyesi.
Osmanlı Devleti’nin iç ve dış ihanet şebekeleri tarafından hitama erdirilmek istenen zor yılların eşiğinde dünyaya gelmiştir.
Zor yılların insanı olmak elbet kolay değildir. Çocukluğundan itibaren vefatına kadar hayatının her merhalesini iliklerine kadar yaşayan birisi olmuştur.
Batıl yollarda bir hayli dolaştıktan sonra beyninin zarlarını çatlatırcasına sahiplendiği hak davaya gönül vermesiyle esas çilesi başlamıştır.
Söz konusu üstad olunca üzerine çok laf etmenin haksızlık olduğuna inananlardanım. Bu sebeple onu anmanın ve anlatmanın en iyi yolu, kendi dili ve kalemidir.
“Dünya Bir İnkılâp Bekliyor” isimli eserinin içerisinde yer alan; “Yolumuz, Halimiz, Çaremiz” başlığı altındaki yazısından bazı alıntılarla meramımızı derç edelim:
•
“Bu memlekette çektiğim çilelere karşılık, davayı herhangi bir Batı ülkesinde müdafaa etseydim çok daha büyük alaka görürdüm. Durup bakarlardı; ‘Bu adam ne söylüyor?’ diye.
…. Gerçek Müslümanın, mesela, yatsı namazından sonra gece yarısına kadar ağlaması lazım gelir her akşam… Gafletimizden alıyorlar kuvvetlerini… Kırk milyon Müslüman var. (1975 sayımında nüfusumuz 40 milyondu H.Ö)
….. Bakarsanız yüzde doksan dokuz Müslümanız. Ben bunlara ‘musalla taşı Müslümanı’ diyorum. Evet, musalla taşında yüzde doksandokuzumuz Müslüman.
..… Bu yüzde doksandokuzun yüzde biri; dinine aşkla, alakayla, -alışmalar ve tesir dışında- bağlı olan yüzde biri, bu yüzde birin de binde biri, aradığımız gerçek ve halis Müslümandır!
Düşünün kaç kişiyiz? Çok defa arkadaşlarıma demişimdir ki:
‘Kalabalığımıza bakmayın. -ki bu kalabalık şimdi artıyor hamdolsun- biz bir tekne dolusuyuz. Bir dolmuş motorunu ya doldururuz ya dolduramayız!’
Bir konferansımda da şu teşbihi kullandım:
Diyelim ki, kırk milyonuz… Ben bu kırk milyonu kırk santimlik bir çubuğa benzetiyorum. Bunun ancak bir santimi derin ve gerçek Müslümandır.
Bir santimden çok azı da azılı kâfir! Arada otuzsekizbuçuk santim kalıyor. Ne sıcak, ne soğuk… Ne istersen o… İşte kimsesizler diyarı!
Ve bu otuzsekizbuçuk santim üzerinde gidip geliyor herkes…
•
….. Bugün camiye kilise kadar hürriyet temin etmenin didinmesi içindeyiz ve gerçek Müslüman halinde zuhura mecburuz!
Bunun için de kendimizi sahte benzerlerden ayırmak mecburiyetindeyiz ve her şeyden evvel ‘sardalya kutusu Müslümanlarını’ kendimizden uzaklaştırmalıyız.
Nedir ‘sardalya’ yahut ‘konserve kutusu Müslümanı?’… İzahı:
Birçok ‘Müslümanım’ diyen, bir kutuya benziyor. İçi boş bir konserve kutusuna… İçine kadınların dikiş takımlarını koydukları bir teneke kutu.. Ve boyası sıyrık bir ‘Müslüman’ yazılıdır dışında.
İlk iş olarak yılgınlığımızı tedavi etmek lazımdır!.. Küfrün cesareti ise hayrete şayandır”. Bitti.
•
Ezcümle:
Bugünü anlamamız için son paragraf yeter! İç ve dış ittifakları anlatıyor.







