--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Müslümanlık kisvesiyle fitne çıkaranlar

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

İslam’ın zuhuru ve yayılmasıyla birlikte; fitne, fesat, dedikodu, yalan, iftira ve benzeri şirk ve isyancılar başından hiç eksik olmamıştır.

Bugünlerde de bolca rastlıyoruz. Kur’an-ı Kerim’e, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, ailesine, ashabına, İslam ümmetine kirli dilleriyle hakaret etmekteler.

Ademoğlu var oldukça şeytan da var olacağı hakikaten yola çıkacak olursak, samimi Müslümanlar iman üzere oldukça, karşılarında da elbette şeytanlar vazifelerini yapacaklardır.

“Biz şeytan taşlamak yerine tavaf edelim” diyoruz. Çünkü şeytan taşlandıkça çoğalıyor, hiç olmazsa çoğalmalarına sebep olmayalım. Geçelim.

¥

Bilenler bilir bilmeyenler için Sultan Abdülaziz’in, Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.)’e olan hürmetine dair tarihi bir vakıayı paylaşarak tarafımızı belirtelim.

Devleti Aliye’nin 32. Padişahı olan Abdülaziz, (1861-1876) Efendimizin adının geçtiği yerde büyük bir saygı ve hürmetle kendini toparlar ve saygıyla ayakta beklermiş.

Medine’den ne vakit bir mektup gelse, daha okutmadan abdestini alır, “Medine-i Münevvere’den gelen mektup yahut haber abdestsiz dinlenilmez, ele alınmaz” dermiş.

Gelen mektubu tazimle eline alır alnına götürerek öper ve okunmasını istermiş. Tarihi kaynaklara göre yine bir gün Medine’den bir dilekçe gelmiş.

Rahatsız olduğu günlerdeymiş, mektubu huzura çıkaranlar takdim edince; “Beni hemen ayağa kaldırınız, Haremeyn’den gelen mektubu ayakta dinleyeyim” diyerek ayağa kalkmış. 

Mektubun okunmasından sonra eline alarak, yine büyük bir tazimle bizzat zarfı kapatıp, mührünü basmış ve muhafaza edilmesi için ilgililere emanet etmiş.

¥

Medine’ye yazdığı mektup!

1861 yılında tahta geçmesinin hemen akabinde, Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitaben bir mektup yazdığı ve türbesine gönderdiği kayıtlarda mevcuttur.

Araştırmacıların tespitlerine göre Abdülaziz mektubunda; Peygamberimize, ailesine, ashabına ve sünneti seniyesine tam bağlılığını bildirmekte, din ve dünya işlerinin sırat-ı müstakim üzere seyretmesi için Allah’tan yardım istemesini talep etmektedir.

Halen bu mektup, Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Dairesi’nde mevcuttur.

Mektubunu; “Ben Gazi Mahmud Han oğlu, zayıfların zayıfı, senin feyizlerine muhtaç olan Abdülaziz Han’ım” diye tamamlar.

Mektubunda Peygamberimize hitaben; İslam ümmetine, Mekke ve Medine’ye hizmet etmek şerefine kavuştuğunun sevincini anlatır.

Müminlerin kendine emanet edildiğini, inkârcıların ve inatçıların elinde hor ve hakir kaldığını anlattıktan sonra dünya ve ahirette şefaat talep eder.

Uhdesindeki emanetlere layıkıyla sahip çıkmak, Allah ve kul haklarını yerine getirmek, gizli ve açık düşmanlar üzerine galip gelmek, bütün müminlerle birlikte sıhhat ve afiyet içinde, ilahi rızaya uygun bir ömür sürmek, mahşer günü cennete ırzı yıkılmadan ilk girenlerden olmak için Allah’a yalvardığını belirtmektedir.

Hatta yine mektubun bir yerinde, Rasulullah (s.a.v.)’e böyle bir mektup yazdığı için defalarca özür beyanında bulunmaktadır.

¥

Rabbim Peygamberimize, ailesine ve sünnetine sahip çıkan müminlerden eylesin! Âmin!

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle