--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Münafıklar İttifakta Müslümanlar İhtilafta

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin hangisine baksak, kâfirlerle münafıkların ittifakta, Müslümanların ihtilafta olduğunu görüyoruz. 

Sınırlarımız ötesinde ve içerisinde meydana gelen terör olaylarının tamamında, kâfirlerle münafıkların ittifakı vardır.

Silahlı teröristler bu şer cepheleri tarafından her türlü desteklenirken, şehirlerdeki silahsız teröristlerince de gazeteleriyle, televizyonlarıyla ve sosyal medya ağı denilen cehennemi silahlarıyla; sözlü, yazılı ve görüntülü olarak desteklenmekteler.

İslam’ın beş ve amentünün altı şartına iman etmiş biz Müslümanlar ise bölük pörçük, kıyıda köşede, orada burada, dünyevi kaygılar sebebiyle olup biteni izlemekteyiz.

Ülkemizin bugünkü durumu; münafık taifenin Ebu Cehil inadıyla kurduğu ve direndiği ittifakının, biz Müslümanların ise bir türlü kurtulamadığımız “nemelazımcılık”, hastalığının neticesinde, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”, demenin sonucudur.

Biz Müslümanlar Allah ile olan ittifakımızı kaybettik.

“Kalb coğrafyamız kaynıyor. İslam toplumları olarak kalblerimiz kanıyor, Hani Allah Teala’nın bizlerden istediği “Selim kalb” var ya, nerede o ve neydi o”?

Sorunun cevabı aşağıda.

Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamızın Altınoluk Dergisi’nin bu sayısında, İslam âlemine ve ittifak etmesi gereken Müslüman halklara dair muhteşem tespitleri var.

Şöyle diyor Görmez hocamız;

“Yaralarımızı sarmalıyız. Hasta, hüsranları yaşayan bir çağda, İslam’ın diriltici soluğuna ihtiyaç var ama İslam’ı çağa taşıyacak insanın yüreği yetmiyor. Yüreğimiz yetmiyor. Bir yürek inşası lazım her birimize”.

Aziz hocam; bu yürekler elbet her İslam ülkesinde ve memleketimizde var ve münafık taifelerin sayısından pek fazladır lakin ihtilafta ve kendi âlemimizde darmadağınık haldeyiz.

Yine Görmez hocamız soruyor:

“Müslümanlar olarak siyasi, iktisadi, sosyal herhangi bir alanda, Allahü azimüşşan karşısında kulluk hassasiyetimiz mi derinleşiyor, namazlarımız daha bir namaz mı oluyor, yoksa azamet ve kibir duygularımız, daha kötüsü Firavnlık genleri mi? ‘Zatına rahmeti yazan’a iman eden insanlarımız, kendileri için de rahmeti şahsiyet özelliği haline getirebildiler mi”?

Evet, bu soruya cevap verdiğimizde görülecektir ki; zihnimizde, sözlerimizde ve amellerimizde, kardeşliğimizi ve ittifakımızı engelleyen ne kadar şer varsa ortaya çıkacaktır.

Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz, bütün hayatı boyunca Müslümanları ittifaka çağırmıştır. İşte onlardan birini yine Mehmet Görmez hocamız anlatıyor:

“Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz hemen Veda Hutbesinden önce, “Ben sizi, gecesi gündüz gibi apaydınlık olan bir din (yol) üzerinde bıraktım” buyurdu.

Burada karanlık yok. Karanlık nerede var? Ya zihnimizde ya kalbimizde var.

Böyle olduğu halde, bugün dünyada bir güç, bu cadde-i kübrayı yok edip, o caddeden yan yollara sapan küçük sokakları, bazen de çıkmazları ana yol haline getirmek istiyor”.

Fazla söze hacet var mı?

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle