Muhalefet Devlet İdaresini Çelik Çomak Sanıyor
Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın en büyük şansızlığı; şöyle yerini yurdunu, lafını sözünü bilen, konuştukları zaman dinlenecek ve üzerinde durulacak sözler söyleyen bir muhalefet olmamasıdır.
Muhalefet devlet idaresini çelik çomak oyunu sanmakta! Ve zihinlerinden söküp atamadıkları bir alışkanlıkları var ki, hâlâ Türkiye’yi ABD ve Avrupa’ya teslim olmuş bir devlet gibi görmeleri.
Hadi CHP adlı örgütü anlarız, çünkü bu güruhla; “Bayrak, Devlet, Millet, Vatan ve Din” diyen milletimizin barışması ve anlaşması mümkün değil.
Çünkü malum zihniyetle halkımız bugüne kadar aynı dili konuşmadı, konuşmaz da. Oysa siyaset ve devlet yönetimi, millet ile aynı dili konuşmayı şart kılar.
Ya bu örgüt mensuplarının arkasına takılmış, sağda gözüküp, soldan sürekli devlet-millet bütünlüğüne; fitne, fesat ve benzeri şekillerde saldıran bozgunculara ne demeli.
Bu sebeple Rabbim R. Tayyip Erdoğan’a ve sağduyu sahibi milletimize yardım eylesin. “Vatanımız, Bayrağımız, Milletimiz, Devletimiz ve Dinimiz” adına büyük bir imtihandayız.
¥
Bu çetin imtihanı devletimizle birlikte millet olarak yüz akıyla veremezsek, bize emanet edilenlere sahip çıkamazsak, muhalefet Batı’dan aldığı destekle ülkemizi hallaç pamuğu sallayacaktır. Baksanıza “iktidara gelirsek” diye tehdit edip durmaktalar.
Muhalefetin gözü dönmüş vaziyette. Devlet ve millet adına yapılan hiçbir icraatı görmüyor ve gördüklerine de küfrederek sürekli başka mecralara selam vermekteler.
Bir örnek: İlk yerli denizaltı gemimiz Piri Reis sularımıza indirildi. Muhalefetten tek kişi çıkıp, destekledi mi?
Öyle bir muhalefet var ki, hakkımız olan sınırlarımıza kavuşmamıza karşı ihanet şebekesi ABD ve AB ile birlikte hareket edebilmekte.
Doksan yıldır Türkiye’nin gür sesini duyma hasretiyle yaşadık. Nihayet devlet ve millet olarak sesimizi sömürgen ve kemirgen Batı’ya karşı haykırmaktayız.
Muhalefet bundan da rahatsız olmakta ve Batılıların yanında yer almakta. Demek ki, kazara iktidara gelseler, ülkeyi direk manda yapacaklar. Ne çabuk unutuldu o yıllar.
¥
Ülkemize gelen yabancı heyetlerin yukarıdan bakışları, kıytırık IMF memurlarının bile kırmızı halılarla uçak kapılarından alınışları, bizimkilerin ise ezikliği, adamlar sırıtmadığı halde sırıtışları, sürekli savunmada kalışları ne çabuk unutuldu?
Kendi ülkelerinde ve hükümetlerinde zerre kadar saygınlığı olmayan bir sürü soytarı, Türkiye’ye gelince adam yerine konulmaktaydı.
Bu soytarılar gücü kendi memleketlerinden değil, Ankara’nın teslimiyetçi ve yutulmaya hazır lokma olan “evet efendimci” duruşlarından almaktaydılar.
Ezcümle:
Nihayet Batılı vampirler, karşılarında “durun ne oluyor” diyen bir devlet idaresiyle karşılaştılar ve haliyle apışıp kaldılar.
Lakin gelin görün ki, devlet idaresini çelik çomak oyunu zanneden muhalefet hâlâ Batı’ya teslimiyetçi komplekslerini atamadıkları için milletten gelen ve gelebilecek tepkilerine kulak asmak yerine, dışarıdan gelen tepkilere kulak vermekteler.







