Milleti Sadıka’yı emperyalist güçler katletti
İnsanın en çok zoruna giden şu, daha doğrusu milletimizin zoruna giden şu: “Yeme yedir”, “içme içir”, “yatma yatır”, “sevilme ama sev”, “dövül ama dövme”.
Bunların hepsini yap, “insanlığın ve Müslümanlığın gereği bu” diye her cefaya katlan, her bedeli öde fakat yine de yaranama.
Hoşgörünün de bir sınırı vardır, sabrın da bir sınırı vardır. Sınırsız hoşgörü, sınırsız sabır, sınırsız tahammül yoktur.
Eğer böyle bir sınırsızlık olsaydı, Allah Cehennemi yaratmazdı. Hesap günü olmazdı. Zerre hayır ve zerre şer’in hesabı sorulmazdı.
•
Türklerle Ermeniler, 700 yıl başarıyla birlikte yaşamış ve dünyaya örnek olmuşlardır.
Yahudilere de bu millet kapılarını açmıştır. Milletler sistemi içerisinde irili ufaklı nice topluluklar, Osmanlı şemsiyesi altında yaşamışlardır.
Yukarıda sıraladığım insani ve İslami tüm hasletler, Ermeni ve Yahudilerle birlikte, diğer azınlıklara da uygulanmıştır.
Bütün bu gerçekler altında ihanete uğrayan kim olmuştur? Osmanlı Devleti. Abdülhamid Han’ı tahttan indirenlerin içerisinde kimler vardır?
Geçelim, söyleyeceklerim bunlar değildi.
•
Ermeniler 700 yıllık birlik ve beraberliği bozarken, emperyalist güç ve iktidarların oyunlarına gelmiş ve beslendikleri sofraya ihanet etmişlerdir.
Yıllar önceki Kars seyahatimdeydi. “Hani harabelerini” geziyorduk. Harabelerin biraz ötesinde bir mağara gösterdiler.
Mağarayı gösteren şahıs, o yıllarda henüz çocukmuş, Ermeniler yüz civarında Müslüman aileyi, çoluk çocuk demeden mağaranın içerisine tıka basa doldurmuş, mağaranın ağzını da samanla kapatarak samanı yakmışlar ve içerideki insanlar cayır cayır yanmış.
Ne kadar kolay anlatıyorum değil mi? İnanılacak gibi değil. Kars orada! Hangi Karslıya sorsanız bu ve benzeri olayları size sıralayacaktır.
Tabii AB’de “Soykırım” diyen andavalların bu gerçeklerden haberi yok. Olsa da inanmayacakları ortada. Çünkü amaçları Türkiye ve Müslüman düşmanlığı yapmak.
•
Ne yazık ki, Ermeniler birlikte yaşama sadık kalmak yerine, “Milleti Sadıka” gibi önemli bir meziyeti ve sahiplenmeyi, politik kışkırtmalara kapı aralayarak bozmuşlardır.
Şerefli ve haysiyetli tarihçilerin ortak görüşü şudur: “Ermeniler en iyi dönemlerini Müslüman idarelerde yaşamışlardır”.
Ermeniler daha önce Bizans ve Sâsânî devletlerinin ağır vergi külfetleri, dini yahut mezhep baskıları altında yaşamışlardı.
Mal ve can güvenliği açısından azınlıklar, Müslümanlarla eşit muameleye tabi tutulmuşlardır. Zimmet anlaşmalarının bir gereği olarak zimmilerin kişiliğini korumak, onlara vaki tecavüzleri önlemek, Osmanlı devletinin temel görevi olmuştur.
•
Prof. Dr. Ali Şafak Ermeniler hakkında şu bilgileri vermektedir.
“Ermeniler ve diğer azınlıklar, Osmanlı yönetiminde sakin bir hayat sürüyorlar, askere alınmıyorlardı. Nüfusları hep artıyordu, ticaretle hep zenginleşiyorlardı. Devletin en yüksek kademelerine kadar her yerde görev alabiliyorlardı.
Rus Ermenilerine nazaran Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeniler çok müreffeh, çok kültürlü idiler”.







