Meyhanelerde sigara yasaksa camilerde de yasaklansın
Kış akşamlarında hatırlananlar.
“Bilge insanların sessizliği, bilgisizlerin cehaletini su yüzüne çıkarır” derler.
Bizim memleketimizin başı da 80 yıldır cehaletleri su yüzünde olanlarla derttedir.
Birkaç gündür medyada okulların kar tatili münasebetiyle, yüzyılın buluşu sayılan bir söz dolaşmaktadır.
Kar tatilinin esas amacı, kadınların çalışmasını istemeyen iktidarın bir oyunuymuş. Peki, tatil olmayan yörelerimizdeki çalışan kadınlar ne olacak?
Bir insanın böyle laf edebilmesi için tüm insani melekelerini kaybetmiş olması lazım.
Bu muhteşem tespit mutlaka tarihe not edilmeli. Çünkü bir daha kıyamete kadar hiçbir insan böyle bir keşifte bulunamaz. Geçelim.
•
Sigara içmenin kapalı alanlarda yasaklandığı günlerde, Münafıklıkta henüz rekoru kırılmayan bir gazetenin yine münafıklıkta rekoru kırılmayan oldukça yaşlı ve küfürbaz bir yazarı, sigara yasağı ile şöyle demiş.
-“Bu iktidarın kapalı alanlarda sigara içme yasağı esasında sigaraya değildir. Alkollü içecekleri yasaklamak istiyorlar.
Çünkü meyhanelerde sigara içilmeden içki içilmez, bunlar alkolü yasaklayamadıkları için sigarayı yasaklıyorlar. Madem öyle, o zaman neden camilerde sigara içmeyi yasaklamıyorlar?”
Evet, inanılacak gibi değil, hatta “inanmıyorum” diyenler olabilir. Prof. Mehmet Çelik bir televizyon programında anlattı. Geçelim.
•
Şimdiki hatıra Yavuz Bülent Bakiler’den.
Yavuz Bey bir üniversitede, öğrencilere Mehmed Akif’i ve Safahat’ı anlatıyormuş. Haliyle dinleyiciler arasında okuldaki öğretim üyeleri de varmış.
Yavuz Bey, Akif konusunda çok heyecanlıdır ve harika bir anlatımı vardır. Merhum Akif’i anlatırken, meseleyi okumaya, yazmaya ve araştırmaya getirerek, konuşmasını kinayeli ifadelerle şöyle bitirmiş.
-“Kur’an-ı Kerim’in ilk emri ‘okumayın’ olduğu için, Hz. Ali; ‘Bana bir harf öğretenin canına okurum, onu mahvederim’ dediği için okumuyor ve araştırmıyoruz, bu yüzden çok geri kalıyoruz” demiş.
Bu konuşmadan sonra ne olmuş biliyor musunuz? Bu da inanılacak gibi değil.
Dinleyenler arasında bulunan bir profesör öğretim üyesi, Yavuz Bey’i odasına davet etmiş, çaylar söylenmiş, profesör büyük bir heyecanla, Yavuz Bülent’i şu sözlerle tebrik etmiş:
-“Hocam ağzınıza sağlık. Çok güzel konuştunuz, yıllardır Kur’an’ın bizleri geri bıraktığını anlatmaktan yorulduk, siz çok güzel özetlediniz” deyince, Yavuz Bey’in elindeki çay bardağı yere düşmüş ve hemen profesörü susturmuş;
-“Aman hocam ne yapıyorsunuz, ben orada bu sözleri kinayeli olarak söyledim. Aksine Kur’an-ı Kerim’in ilk emri ‘oku’dur.
Müslümanlar bu emre uysalardı, bugün bu hallerde olmazdık, demek istedim. Hz. Ali’ye gelince, Ali Efendimiz, ‘Bana bir harf öğretenin kölesi olurum’ demiştir” diyerek profesöre veda etmiş.
•
Galiba bu insanlar uzayda bir yerde yaşıyor ve zaman zaman dünyamıza gelip, böyle şeyler söyleyip gidiyorlar. Başka türlü ne olabilir ki...







