Merhametini kaybetmiş toplumlar
Amerika, Avrupa ve İsrail yönetimleri ve toplumlarının önemli kısmı, yerküredeki merhametsizliğin sahipleri, temsilcileri ve destekçileridirler.
Ortadoğu’da durmayan kanın sebebi; bu ülkelerin Müslüman coğrafyalar ve halklar üzerindeki sömürme ve işgal dolu kin ve öfkelerinin neticesidir.
Amerika, Avrupa ve İsrail, Müslüman halkların yaşadığı coğrafyaların yeraltı ve üstü zenginlikleriyle kalkınmış ve zenginleşmiş ülkelerdir.
Bir kere Amerika kan ve vahşet üzerinde kurulmuş bir devlettir. Hakeza Avrupalıların da ABD’den farkı yoktur.
Kızılderililerin ünlü sözünü duymayanlar için tekrarlayalım.
“Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam; paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır”.
İşte bu söz; merhametsizliğin, açgözlülüğün, ‘Benden sonra tufan” demenin, insan dâhil bütün canlılara karşı düşman olanları tarif etmektedir.
¥
Bu kesimler ahlaksızdır ve ahlaksız olanlar da vicdansızdır. Hiçbir inanç sistemine karşı ilgi duymazlar, duydukları varsa da menfaatleri icabı duymaktadırlar.
İnsani olan yardımlaşma ve dayanışma hisleri, hırsları yüzünden törpülenmiş, acımasızlık ve merhametsizlik mayasıyla yoğrulmuştur.
İnsanlığın içine sürüklendiği bu durum, bütün felaketlerden daha büyüktür. İçi kirlenmiş insanlardan, asla hiçbir şekilde ne insanlığa ne doğaya karşı bir merhamet duygusu gelişmez, aksine düşman kesilirler.
Yukarıda zikrettiğimiz ülkeler, dünyanın her yerinde baş belaları olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Kendi ülkelerindeki masum insanlar da dâhil dünya insanlığı ne çekiyorsa bunlardan çekmektedir.
Bu şartlarda, İslâm âleminde eline yüzüne bakılır ve içimizdeki her türden ihanete rağmen halen Müslümanlığının farkında olan ve sahiplenen tek devlet Türkiye’dir.
Devlet ve Müslüman toplum olarak üzerimizdeki yük çok ağırdır! Bu yükün altından kalkabilmek için birbirimizi; merhamet, sevgi, insaf ve adalet temelli bir erdem anlayışı ile yeniden sürekli inşa etmek durumundayız.
Batı insanlık olarak çıkmaz sokaktadır. Böyle giderse yakında devletler istemese bile halkları bizden yardım dileneceklerdir.
Söylediğim şey hayal yahut hamaset falan değil. Aksini iddia edenler, hayatlarını amuda kalkarak yaşadıkları için yukarıyı ve çevrelerini görememektedirler.
Avrupa’da ve Amerika’da insanlık çığırından çıkmış vaziyette. Batı insanlık bakımından büyük çöküntü yaşamaktadır.
Ekonominin, kültürün, sanatın, tekniğin, teknolojinin, insanca yaşamak için yetmediğini, paranın ve gücünün, insanlığın kurtuluşuna çare olmayacağını göreceklerdir.
¥
Ezcümle:
Dünyanın ve insanlığın geleceğini Batılılardan beklemek şeytandan merhamet ummak gibi bir şeydir. Bu sebeple dünya insanlığı Doğu’dan gelecek ışıkla aydınlanacaktır.
Bütün mesele; bizi biz yapan medeniyetimizi kendi değer yargılarımız ölçüsünde deruhte edebilmek ve yaşanılır kılabilmektir.
Batı’dan gelecek yahut ithal edeceğimiz hiçbir sistem, bu topraklara ve bu toprakları vatan etmiş milletimizin mayasına uygun değildir.
Bizim inanç merkezli medeniyetimiz, insana ve tüm canlılara merhamet eden bir değerler deryasıdır. Bu deryayı kurutmamalıyız.







