Memleketi Hazmedemeyenlerin Tek İşi Takoz Olmak
“Bunlar hep böyle” derdi rahmetli dedem. “Ne Allah’tan korkar, ne kuldan utanırlar. Aya güneş! Güneşe ay! Diyecek kadar inatçıdırlar ve memleket menfaatine ne varsa, hepsine takoz olmaktan vazgeçmezler”.
Kimlerin kastedildiğini anlatmak lüzumsuz olur. Ülkemizin son 90 yılını bilenler, kastedilenlerin kimler ve hangi çevreler olduğunu pekâlâ bilirler.
“Peki, bu kadar hakikate rağmen, neden memleketin ve milletin lehine olan her şeye düşmanlıktan vazgeçmiyorlar” diye sorulabilir.
Bu sorunun kıyamete kadar cevabının bulunacağını sanmıyorum. Tıynet meselesi, zihniyet meselesi, genetik meselesi! Hakikate karşı direnmeyi iman esası haline getirmişler.
Türkiye’nin dünya memleketleriyle yarışabilmesi için “milli duruşunu” haykırdığı bir devirdeyiz. İşte bu güruhu çılgına çeviren de millet-devlet bütünleşmesiyle oluşan “milli duruş” siyasetidir.
Milli duruşun temel dayanaklarından birisi, devletimizi ve milletimizi kimseye muhtaç etmeden, “milli devlet” olma seviyesine getirmekti. Bu seviyeye gelene kadar nice bedeller ödendiği meydandadır.
•
Kanal İstanbul, “milli duruş” hareketinin istinat duvarlarındandır. Kendimiz olma, biz olma, millet olma, devlet olma projemizdir.
Batılılara ve uşaklarına “Hadi öte” deme vaktidir. Yine bütün dünyaya, “Türkiye artık bildiğiniz Türkiye değil” demektir.
“Haçlı Batılıların güdümündeki dikta ve istibdatçı çevrelerin, yıllarca devleti ve milleti açlığa, sefalete, zorbalığa mahkûm ve perişan ettirdikleri Türkiye değil” demektir.
Takozcuları anlatmak ve geçmişte halkımızı yokluğa-yoksulluğa nasıl sürüklediklerini görmek için millet ve memleket hak davasının büyük savunucularından merhum Abdurrahim Karakoç’un “Açık Mektup 2” şiirine müracaat edelim.
•
Doktorsuz, ilaçsız bir dağ köyünde
Siz sancı ne bilebilir misiniz?
Yirmi beş yaşında bayram gününde
Siz açlıktan ölebilir misiniz?
•
Boz ekmeğe katık edip soğanı
Ve içerek üzerine ayranı,
Temmuz ortasında öğle zamanı
Siz mercimek yolabilir misiniz?
•
Okunurken şu mübarek ezanlar,
Kelle çekip İslamlığa kızanlar,
Ey haksızlık kitabını yazanlar
Siz hak nerde bulabilir misiniz?
•
Size göre mezar yokluk kapısı;
Bize göre ebedilik tapusu
Öte dursun sebeplerin hepisi;
Siz ölürken gülebilir misiniz?
•
Üstümüzde bulut bir öfke, bir kin;
Görmedik şavkını tekniğin, ilmin,
Ezildik altında baskının, zulmün;
Siz çağırsak gelebilir misiniz?”
Büyük ustanın ruhu için el-Fatiha.
•
Ezcümle:
Hasedin, kıskançlığın ve bunların mayası olan öfke ve kinle, halkımızın dini-milli değerleriyle kavga etmeyi imanları ve kazanç kapıları haline getirerek, asla dönmek bilmeyenlerin yegâne düşmanlıkları bellidir.
Merhum Menderes’ten Özal’a, Erbakan’dan Erdoğan’a kadar memleket ve millet için kim taş üstüne taş koymuşsa, bu güruhlar silsile halinde takoz olma vazifelerini sürdürmüşlerdir.
Göreceksiniz, Kanal İstanbul projesi gerçekleştiğinde, ilk istifade edecek olanlar da bu kesimler olacaktır. Diğer tüm takoz koymak istedikleri projelerde olduğu gibi!







