--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mehmed Akif ve Tefrika

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

İslam ve İstiklal şairimiz Mehmed Akif Ersoy’un yarın (27 Aralık 1936) vefatının 78. yıldönümüdür. Öncelikle ruhu şerifleri için el-fatiha.

Mehmed Akif’i anlayabilen “mayası temiz insanlar” bilir ki, Akif’in ömrü boyunca nefret ettiği ve şeytandan kaçar gibi kaçtığı tek şey, milletin arasına sokulan tefrika illetidir.

Yine Akif’in en çok görmek istediği tek şey, “milletimizin dirliği ve birliğidir.” 

“Korkma” diye başladığı istiklalimizin zafere giden yoldaki mesajlardan birisi de “tefrikaya” düşmeden yürümemizi istemesidir.

Bilinir ki tefrika; parçalanma, dağılma, kopma, ayrılma, çekişme, boğuşma, ayrı baş çekme, birbirine iftira, yalan, dedikodularla hücum etme ve sonuç olarak zayıf düşerek yok olmaktır.

Akif; tefrikanın, milleti parçalayan bir illet olduğunu anlatır ve meramını şu mısralarla dile getirir.

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

Mehmed Akif kendilerini, içinde yaşadıkları milletten ayrı tutup “seçilmiş” kabul ederek, ayrı bir yol izleyenlere de şu uyarıda bulunur:

“Kaç yurda veda etmedik artık bu uğurda?

Elverdi gidenler; acıyın eldeki yurda!”

Milletler; topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak, aralarındaki râbıtalar olan; dini, milli ve tarihi bağlar çözüldüğünde yıkılır.

Herkesin kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etme kaygısına düştüğü zaman yıkılır.

Merhum Akif, İstiklal Marşı ve Çanakkale Zaferi’ni yazarken hep bu noktalara hitap etmiş ve en büyük korkusu, milletin birbirine düşerek devletin zayıflayacağı endişesi olmuştur ve bu konuda şöyle demiştir:

“Devletiniz zayıfladığında İstiklal Savaşı’nda olduğu gibi üzerine üşüşecek pek çok düşmanınız olduğunu görürsünüz.”

Mehmed Akif sadece bir şair değil, mükemmel bir fıkra yazarıdır. Düz yazıları da şiirleri kadar çoktur. Bu düz yazılarından birisinde birlik ve beraberlik üzerinde dururken şu ifadeleri kullanır:

“Hâlbuki dünya milletleri; çeşitli dil, din, mezhep, felsefe ve ahlaki telakki farklılığına rağmen, sırf ayakta kalabilmek içinbirlik ve beraberlik içindedir. Ve bunun için gece-gündüz çalışmaktadırlar.”

Merhum Akif’e göre milletler; “Bir inanç etrafında meydana gelen topluluktur. Milletlerin inancı kültürünü, kültürü medeniyetini, medeniyeti milleti, millet de devletini oluşturur.”

Mehmed Akif’in bütün gayesi; millî değerlere bağlı, imanlı, vatanperver, mazisini inkâr etmeyen, ahlaklı, sağlam vücutlu, marifet ve fazilet sahibi, maddi ve manevi ilimlerle donanmış, taklitçi ve maceracı olmayan, bilgi ve hikmeti nerede bulursa almakta tereddüt etmeyen, yarınlar için müspet tasavvurları olan ve cehaletin her türlüsüne savaş açan bir neslin yetiştirilmesidir.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da kastettiği, “dindar nesil”, Akif’in tarif ettiği bu “Asım’ın Nesli”dir. Bundan gocunanlar ve onlarla beraber olanlar tefrika çıkaranlardır.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle