--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Meğer TEOG’dan ne dertliler varmış

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

TEOG’lu evler, “sıkı yönetimli evlermiş”. Ev halleri, aile ve akraba ilişkileri, TEOG sebebiyle askıya alınmış.

Bir okuyucumuz şöyle diyor:

“Bizim evde panik haldeyiz. Çocuk teneffüs istediğinde dahi “testlerini çözdün mü” sorusuyla karşılaşıyor ve tabi yalan söylemeye başladı”.

Bir başkası, kitapların ve yaprak testlerin çok pahalılığından ve bir kitap mafyasının olabileceğinden şikâyet etti.

Test kitapları birkaç firmanın tekelinde imiş ve sadece okullardan temin edilebilirmiş. Her okul istediği yaprak testi alabilirmiş ama TEOG’da çıkacak soruların çoğunluğu da “……. yaprak test kitabından çıkarmış. İlginç!

Öte yandan henüz basılmamış bazı kitapların okullar tarafından öğrencilere satılmasıymış. Önce basılmamış kitapların parası ödenecek sonra kitaplar gelecekmiş. İyi iş.

…………..

Baba soru şu:

“Yaprak test diye hazırlanan ve belli bir tekel tarafından piyasaya sürülen testlerin sorularını kimler hazırlıyor?

Kitapların sahibi firmalar, soruları hazırlayan ekibin özgeçmişlerini gazetelerde ilan ederek, Milli Eğitim Bakanlığı’na verebilir mi?

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 2015 yılı itibariyle 850 bin 960 öğretmen görev yapıyor. Sanırım bu rakam yılsonuna kadar bir milyonu bulur.

Şimdi bu bir milyon öğretmen içerisinde hiç mi TEOG sorusu hazırlayacak öğretmenimiz yok da kimlerin nerelerde ve nasıl hazırladığı belli olmayan sorularla çocuklar belli kişi ya da kişilere mahkûm ediliyor”?

…………….

Sorunun cevabını elbet ben bilemem ama yaprak testler diye hazırlanan kitapçıkların sorularını lise mezunu çocukların hazırladığına ve birçok sorunun da geçmiş yıllardan, başka dergilerden, kitaplardan apartılarak yapıldığını söyleyenler var.

Yani çocuklar sınava “bilerek ve öğrenerek” değil, bir eşiği atlamak için “geçici hafıza kaydıyla” giriyorlar. Hayatın gerçeğiyle karşılaşınca da çuvallıyorlar.

Oysa her yarışmanın bir birincisi olur. Çocuklar topyekün “mutlaka kazanmalısın” yarışına sokularak, genç dimağlarına “hırs ve öfke” yerleştiriyorlar.

……………

İnsanlar robot değil, yaratılış itibariyle çok farklı fıtratlara sahiptirler. Annesinden, babasından aldığı genetik yapısı dışında; kültürel kodları, beslenmesi ve çevresinin etkisiyle oluşan bir mizaca sahiptir.

Her insanın; “algılaması, anlaması, anladığını uygulaması, sunum ve ezber kabiliyeti, heyecanı, sakinliği, ailevi durumu, maddi manevi dengeleri, fiziki ve ruhi rahatsızlığı” gibi noktalar göz önünde bulundurulmalı ve es geçilmemelidir.

……………

Ülkemizin psikologları, psikiyatristleri niye susarlar bilmiyorum. Hiçbir ayrıma tabi tutmadan, yaşları 13 ila 29 arası olan gençlere bir bakılsın.

Her birinde ayrı bir ruhi sıkıntı hâkim, aileleriyle zorunlu iletişim kurmaktalar. Bu halin sebebi, çocukları insan gibi değil, bir makine gibi görmektir.

Meselenin bir de kader ve nasip boyutu vardır.

“Cümle işler Halık’ındır, kul eliyle işlenir. Sanma ki izni olmadan bir tek yaprak depreşir”. Mevlana.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle