--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kültür Tarlası İstanbul

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Bir dünya başkenti olan ve özellikle de yine yerküredeki bütün kültürlerin yer aldığı İstanbul’a “kültür tarlası” demek, belki ilk etapta hoş görülmeyebilir.

Kültür kavramının kökeni Fransa’dır ve ekip biçme olarak anılır. Oradan hareketle insanın doğumdan ölümüne kadar hayatın her safhası, bu kavramın içerisine girer.

Bizde ise kültür kavramının muhtevasının ana başlığı İrfan” olarak şekillenmiştir. Mananın maddi olarak anlatımıdır. İkinci başlık ise “Hars” olarak zikredilmektedir.

Büyük çoğunluğu hafta sonları olmak üzere, İstanbul’un ne yanına baksanız hemen her ilçede, onlarca programa rastlamanız mümkün ve dört bir yana kültür ekilmektedir.

Maalesef vur denilince öldüren cinsinden kültür programları savrulması yaşanmaktadır. Daha çok da değerlerimiz yersiz, zamansız ve kimsesiz şekilde harcanmaktadır. Oysa kültürel faaliyetlerin hamisi bellidir.

Bakanlık olarak “İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü”, yerel anlamda da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşleri Daire Başkanlığıdır.

Resmi ya da özel kurum ve kuruluşların icraya koymak istedikleri kültürel ve sosyal programlar, bu iki başkanlıkla birlikte ortak yapılacak bir koordinasyonunun süzgecinden geçirilerek, kültür enflasyonu önlenmiş ve faaliyetler de saygınlık kazanmış olur.

O kadar çok “Ben yaptım oldu” kapsamına giren ve ambalajdan öte geçmeyen programlar var ki.

İBB Kültür Dairesi, zaten sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışma yaparak, bütün bir İstanbul’u kapsayacak kültürel-sosyal programlar düzenlemektedir.

İl Kültür müdürlüğü de kütüphaneler, okullar, müzeler, paneller, konferanslar başta olmak üzere sahasına giren alanlarda, özel ve resmi kurumlarla iletişim içerisinde faaliyet yapmaktadır.

Ne yazık ki, kültür erozyonuna sebep olan bazı belediyeler, insan unsuruyla birlikte maddi-manevi israf içerisindedir.

Keşke bu belediyelerimiz büyükşehirle kültür faaliyeti yarışına girip, kopyala yapıştırıcı korsan kültür hırsızlarına fırsat vermezse.

Belediyelerimizin ana sahası; şehrin temizliği, güvenliği, insan ilişkileri üzerine yoğunlaşsa! Mesela mahallelerde “birlikte yaşama ve kul hakkı” üzerine, semt semt dolaşan bir ekip oluştursalar!

Velhasıl halkımızın belediyelerden beklentisi, kendileriyle ilgilenilmesidir. İlçelerin ektiği kültür tohumlarının büyük kısmı salona düşmeden ölmektedir.

Ve bu durum, masa başında değil, sahada yapılmış tespitlerdir.

Ezcümle:

İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile İBB Kültür ve Sosyal İşleri Daire Başkanlığı, valiliğin koordinesiyle İstanbul’u kültür tarlası olmaktan kurtarmalıdır.

8500 yıllık bir şehir “yaşanabilir ve anlaşılabilir” kültür havzası haline getirilerek, kültür kirliliğinin önüne geçilebilir.

Zaten dünyada bizim kadar köklü bir kültür sarsıntısı geçirmiş ve tam bir kargaşalık içinde kalmış başka hiçbir millet gösterilemez.

Bir de bunun üzerine istişare ve şuradan yoksun şekilde aklına esenin estiği gibi hareket ederek, değerlerimizi maddi ve manevi israf rüzgârına verip uçurması hoş değildir. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle