--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Küllük Dövüşü

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

Küllük denilince bizim neslin aklına iki husus gelir.

Anadolu ve köy kökenli olanlar, küllüğün evlerin avlusu dışında uygun yerlere dökülen soba külleriyle birlikte; kesici, yanıcı, bulaşıcı olmayan çerin çöpün döküldüğü yer olarak bilir.

Burası tavukların, horozların ve küçük çocukların kavga ettikleri yerlerdir.

Küllükler, civarındaki evlerin hepsinden görüldüğü için kimin kiminle kavga ettiği tanınır-bilinir ki, görenler müdahale etsin de kavga sona ersin.

İşin garibi biraz önce kavga eden çocukların barıştığı yer de orasıdır.

Horozlarla tavukların da eşelendikleri, efelendikleri, dalaştıkları ama sonra onların da barışıp birlikte yiyecek aradıkları yer de orasıdır. Küllüğün yerel söylenişi “küllüg”dür.

Diğer küllük ise İstanbul’da bir dönemin edebiyatçılarının, sanatçılarının, siyasetçilerinin adeta serbest üniversite gibi yetiştikleri, yetiştirildikleri, yakın tarihimizin şahitlerinden Beyazıt’taki ünlü “Küllük Kıraathanesidir”.

Burası ayrı bir yazı konusudur. Bugünkü mevzunun Küllük Kıraathanesiyle ilgisi yoktur. Söyleyeceklerimize diğer küllük üzerinden varalım.

Yazıya geçmeden önce 40 yaşlarında bir arkadaşa, “Küllük deyince aklına ne geliyor” diye sordum. “Sigara tablası değil mi ağabey” dedi. Ben de mecbur kaldım küllüğü anlatmaya.

………………….

Amerika ile İran’ın halleri, aynen köylerdeki küllük dövüşüne benziyor. Küllüklerdeki horozlar gibi işlerine gelmeyince kavga ediyorlar, ortak menfaatleri olunca da barışıyorlar.

Dünya milletleri nezdinde ikisini de bir teraziyle tartsanız, biri diğerinden ne az ne de çok gelir.

Yerkürede Amerika’nın ve İran’ın burnunu sokmadığı bir tek ülke bulamazsınız. İslâm âlemi ikisinin de asla vazgeçmedikleri hedeflerindendir.

Amerika da İran da İslam toplumlarının ensesine oturmak için kavga etmektedirler. Her ikisi de Müslüman halklar üzerinde hâkimiyet kurmak istemektedirler.

Amerika, İslam ülkelerini kendi küllüğü gibi görmektedir. Silah başta olmak üzere bütün pisliklerini buralara akıtmakta ve sömürmektedirler.

İran da “Bize uymayan bir din anlayışı” ile bütün Müslüman halkların dinine müdahale ederek, maddi ve manevi sömürme mücadelesi vermektedir.

Bazı iyi niyetli ve İslam’ı da İran’ı da pek tanımayan masum insanlarımız, hallerince bilgilerince çıkıp; İran, İslam Cumhuriyeti değil mi” diye sırf adında “İslam” olduğu için savunmaya kalkmaktadırlar.

Böyle düşünen temiz yürekli insanlarımıza “Hangi İslam” sorusunu soralım, onlar da bir zahmet araştırsınlar, öğrensinler, ona göre kararlarını versinler. Geçelim.

………………

Hafta başından beri Amerika ile İran’ın küllük dövüşlerini izliyoruz.

Dövüşü dikkatli izleyen her göz ve akıl sahibi, bunların birbirleriyle asla kavga etmek istemediklerini görebilir ve anlayabilir. Dünyayı aldattıklarını sanmaktalar.

Sıcak savaştan ziyade toplumlar üzerinde psikolojik savaş vermekteler. Esas işleri bu!

Ezcümle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet, her iki küllük dövüşçüsünü çok çok iyi tanıdıkları için dikkatli bir yol izlemekte. İki dövüşçüye de asla güvenilmez ve inanılmaz. 

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kaktus Sydney

13 Ocak 2020 15:32

Iran ve ABD nin haleri bundan daha guzel anlatilamazdi... 

YILDIRIM

10 Ocak 2020 21:33

Hem amerika hem iran . Biri iblisin büyüğü diğeri küçüğü

Ömer

10 Ocak 2020 19:55

Yani kısaca horoz dövüşü diyebiliriz. 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle