Köylü un çuvalına benzer vurdukça tozar (2)
Anadolu’muzun hangi yöresine gidersek gidelim yahut büyük şehirlere göç etmiş insanlarımıza; “CHP denilince akla ne geliyor” diye soralım.
İlk sözleri; “açlık, yokluk, kıtlık ve bereketsizlik” olacaktır. Bu hakikati, kendisi de CHP’nin önde gelen isimlerinden R. Halit Karay’dan öğrenelim.
Yetersiz beslenme, açlık ve yoksulluğun çoğunluk için neredeyse hayat tarzı haline dönüştüğü o yıllarda, halkın içinde bulunduğu ruh halini, R. Halit, 6 Şubat 1946 tarihli “İlk Çatırdılar” başlıklı yazısında şöyle dile getirir:
-“Harp başladıktan sonra (girmediğimiz harp H.Ö) içimizde şu korku vardır: Elimizdeki bitince yenisini bulacak mıyız? Bulsak da kaç misline alacağız? İstifçilik o korkudan doğmuştu.
Geliri kıt olanlar bile hiç değilse tıraş bıçağı stoku yapmaya kalkışıyorlar, on paketini bir araya getirmekten memnunluk duyuyorlardı.
Her bozulan ampul canımızı yakıyordu; tarağın kırılan her dişi, kendi dişimizcesine yüreğimizi sızlatıyordu.
Kısacası eşya darlığına ve pahalılığına yürek darlığı da karışıyor, gönül azabı da katılıyordu”.
……………
Yokluğun yaşattığı bu azaba da bir örnek verelim:
Tek horozu vergi borcuna haczedilen üç çocuklu bir kadının, yol parasını veremediği için elleri kelepçeli bir şekilde götürülmesi, halkın halini anlatmaya yetiyordu.
Ülkenin her tarafından;
-“Yazıktır, günahtır. Bize zulmetmeyiniz, kaldıramayacağımız yükleri bize yüklemeyiniz” şeklindeki feryatların sonu gelmiyordu.
Buna karşılık CHP yönetiminin bu feryatlara ve çığlıklara karşı takındığı tavır, o yıllarda üst düzey bir devlet görevlisinin söylediği şu sözlerle yerini buluyordu.
-“Bu şikâyetlere inanmayınız. Köylü zengindir. Un çuvalına benzer. Vurdukça tozar”. (Ziya Şakir, Celal Bayar Hayatı) (İnönü Dönemi Dini Hayat Dem Yay.)
…………………..
CHP kuruluş itibariyle Anadolu insanına hitabeden bir parti olamamıştır.
Zihniyet itibariyle CHP tarafından varlıklı ve zengin olan tabakadan kimselerin kurduğu parti olması hasebiyle; şehre göç etmiş köy soylu okumuşlar, devletin çeşitli kademelerinde yer almamış ve görev verilmemiştir.
Kaf Dağı’nın ardından söz etmiyorum.
TBMM’nin birinci ve kısmen ikinci dönemi hariç, 26. Döneme kadar CHP’den meclise giren isimlerle, diğer partilerden seçilmiş isimlere bakmak kâfidir.
14 Mayıs 1950’de CHP zihniyetinin iktidardan ebediyen uzaklaştırılmasından sonra yavaş yavaş Anadolu insanı devlette ve TBMM’de söz sahibi olabilmişlerdir.
Bu sahiplenme Menderes, Özal ve Erdoğan iktidarlarıyla bütün Anadolu’yu kapsamış, bir gecede ümmi bırakılan dedelerin, ninelerin çocukları, torunları, TBMM’ye de girmişler, devletin her kurumunda yönetici olmuşlardır.
Doktor, mühendis, akademisyen, avukat, savcı, hâkim, yönetici ve işadamı ve tabii daha çok da bu milletin sesi soluğu olmuşlardır.
……………..
Ezcümle:
Meramımızın anlaşılması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başlayarak geriye doğru gidip, milletimiz tarafından en çok sevilen liderlere bakmamız yeterlidir.







