Köylü Un Çuvalına Benzer Vurdukça Tozar (1)
CHP zihniyetinin gücünün yettiği Anadolu köylüsü olmuştur.
Devletin yükünü taşıması gerekenler “ağam paşam” edalarıyla; “devleti biz kurduk, faturasını da halk ödesin” taktiğini uygulamışlardır.
“Vur abalıya” anlayışının başında köylüye konulan yol vergisi gelmiştir. Köylüden alınan yol vergisi ve toprak vergisi, (girmediğimiz) savaş bunalımının yükünü daha da artırmıştır. Gerisini belgelerden okuyalım.
Yol vergisini ödeyemeyecek durumda olmayan köylüler, yol yapımında zorla çalıştırılmışlardır.
Bunun yanı sıra ürününün yüzde 10-12’sini toprak vergisinden ötürü ayni olarak devlete vermek zorunda olan köylü, bu ayni vergiyi ödeyemediği için çoğu zaman varını yoğunu satarak çoluk çocuk el kapısına ırgatlık etmiştir.
İşte köylerde yıllar sonra da hatırlanacak olan “Tahsildar baskısı ve jandarma dayağı” bu dönemin bir hatırası olarak zihinlerde halen yaşamaktadır.
¥
“…… TBMM’nin 19.04.1944 günkü oturumunda, 4.6.1943 gün ve 4429 sayılı kanunla yasalaşan Toprak Mahsulleri Vergisinin, artırılmasını ön gören tasarının görüşülmesine başlanır.
Bu yasaya en şiddetli tepkiyi, Eskişehir Milletvekili Emin Sazak (Gün Sazak’ın babası) şu sözlerle verir:
‘Bu vergi konusuna giren insanlar; bacağında donu, ayağında çarığı, üstüne örtecek yorganı olmayan ve başını odunun üstüne koyup yatan insanlardırlar. Sen neyi ucuzlattın ki, bu vergiyi artırıyorsun”. (İnönü Dönemi Dini Hayat, Dem Yay)
Şimdi bugünlere gelerek, ülkemizdeki toprak zenginlerini araştıralım ve zenginliklerinin izini sürelim.
İstisnasız görülecektir ki, o dönemde fakir köylülerden toprak satın alanlardır. Pek çoğu CHP il ve ilçe teşkilatlarıyla vekillerin kendileri yahut yakınlarıdır.
¥
Bir örnekte Mahmut Makal’ın “Bizim Köy” kitabından:
Dönemin şahitlerinden Makal, insanların katlanmak zorunda olduğu ekonomik sıkıntıların hangi boyutlara ulaştığını ve ruh hallerine nasıl yansıdığını anlatır.
Makal’a göre bu dönemde gerek yiyecek gerekse yakacak sıkıntısı yüzünden sadece 13 köyde 120 çocuk ölmüştür ve dört yıl içinde, iki köyde yeni doğan çocukların ölüm oranı yüzde 39 olarak kayıtlara geçmiştir. (Bu örnek sadece bir ilin köylerinde)
Makal, ölümlerde etkili olan yakacak sıkıntısını gidermek için de halkın verdiği mücadeleyi şu sözlerle tarihe not düşer:
“Pislik deyip geçmeyin…
Sabahleyin çobanlar sığırları toplayıp otlağa götürürken ve akşam köye getirirken yola düşen pislikleri toplamak için ne kadar karı kız varsa; ellerine sele, teneke veya daha başka bir şey alarak yollara dökülür, toza dumana karışırlar. Bazıları da kap götürmeden eteklerine doldururlar ganimeti.”
¥
İşte size CHP zihniyetinin Türkiye’sinden bir sahne.
Bu kadınlar, CHP’li çağdaş yaşamcı kadınların her seçimde; “Onların oylarıyla bizim oylarımız nasıl bir olur, tezek kokulu kadınlarla okumuş kadınları nasıl bir tutarsınız” dedikleri kadınlardır.
Devam edecek.







