Kızılay’a Kafayı Takan İyilik Düşmanları
İyiliğe düşmanlığın münafığı, zındığı, kâfiri, Müslümanı olmaz. Nefsine yenik düşen her insan iyiliklere düşmanlık edebilir.
Gerçi çoğumuz kolay kolay nefsimize yenik düştüğümüzü kabul etmeyiz; aklımızla, mantığımızla, irademizle söylediğimizi ve düşündüğümüzü iddia etsek de yine nefsimize esaretimiz sebebiyledir.
İyilik düşmanlığı, önce kişinin kendisine yaptığı hainliktir. Şahsına ihanet edenlerin başkalarına düşman etmesi çok kolaydır.
İşte Kızılay gibi çeşitli hayırsever sivil toplum kurumlarına besledikleri öfkelerine başkalarını ortak edenlere baktığımızda da görülür ki, hayatlarını savuranlardır, savrulmuş hayatlarına toplumu da dâhil etmek istemektedirler.
…………….
Hayır ve iyilik sahibi insanlar şunu soruyorlar:
“Normal bir insan, tarihi boyunca ilk defa böylesine güçlü şekilde millileşmiş ve yerlileşmiş bir kuruma nasıl düşmanlık besleyebilir?
Kızılay’a karşı fitne, fesat yayanların acaba Kızılay’a ve diğer hayırsever kuruluşlarına zerre hayırları dokunmuş mudur? Dokunduysa bunları deklare edebilir mi?” Geçelim.
Kızılay hayırsever milletimizin kurumudur. Son on beş yıldır ve özellikle son iki senedir, tamamen milletin kuruluşu haline gelmiştir.
Kızılay’a karşı husumetlerini dindiremeyenlerin galiba en çok zoruna giden bu durum olsa gerek. Millileşmesi ve yerlileşmesi olsa gerek.
Kızılay ile ilgili anlaşılması zor olan hallerden birisi de belli merkezlere ve kimselere iftira yüklü bilgilerin içeriden üfleniyor olması imiş. En büyük ayıp ve günah da işte budur!
Aklı erenler bu hususta şunu söylüyorlar:
“Kızılay’a yönelik içeriden yapılan sabotaj sadece kuruma yönelik değil, aynı zamanda bugüne kadar Kızılay’a bağış ve destekte bulunan holding ve şirketleri de hedef alan bir sabotajdır. Veri tabanından sızdırılan bilgiler sahte Twitter hesaplar üzerinden servis edilmektedir”.
…………………….
Kızılay sadece yurtiçinde değil, yurtdışında da bütün afetlere en güçlü şekilde anında müdahale etmektedir. Son örneğini Elazığ’da yaşadık.
Kızılay’a öfke besleyenler bunları görmediyse de sevenler ve sahiplenenler görmektedir. Zaten bize lazım olanlar da onlardır. Şu an bütün deprem bölgesinde destan yazmaktadırlar.
Kızılay Başkanı Kerem Kınık olsun, Genel Müdür İbrahim Altan olsun her ikisi de helal süt emmiş, helal beslenmiş, alnı secdeli evlere-ailelere mensupturlar. Daha ne diyeyim.
Meseleye açıklık getirmek için Kerem Kınık’ın şu ifadelerini de paylaşalım:
“Şeffaflığı ve hesap verebilirliği ana ilkelerinden biri haline gelmiş olan Kızılay’ımıza yönelik eleştirilerin bir bölümünün karalama maksatlı ve iftira niteliğinde olduğu açıktır.
Önemli bir bölümünün ise Kızılay’a yönelik bilgi eksikliğinden kaynaklandığı görülmektedir. Büyük Kızılay ailesi güçlü iradesi ve emekleriyle yoluna devam edecektir”.
………………
Ezcümle:
Kızılay’ı devlet ve millet nezdinde iftiralara boğmak isteyenler bilsinler ki, Kızılay ile içeriden ve dışarıdan kim uğraşıyorsa, hepsinin kimliğinden ve art niyetliliklerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haberi varmış.







