--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kin Dolu Bir Savrulma Kucaklaşması

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Biri TBMM’de grubu olan CHP, diğerleri milletin TBMM’ye sokmadığı ve parlamento dışında bıraktığı örgütler. Şimdi milletten değil, CHP’den medet ummaktalar.

Hemen belirtelim ki, bu hal yadırganacak bir durum değildir. Haçlı Batılının ne vakittir istediği nikâhtır.

Böylesine bir projenin adına “ittifak” demek, ittifak kavramına haksızlıktır. “Buluşma, kucaklaşma, birleşme, bütünleşme, nikâh” denilebilir.

Belki de “Kin dolu bir savrulma nikâhı” demek daha doğru olur. Çünkü birbirlerinin sofrasına dahi oturmayacak kimselerin kaynaşması başka nasıl izah edilebilir?

Acı ve garip bir savrulma! Domuz eti sevenlerle kuzu eti sevenler arasındaki ilginç nikâh! Aslında harika bir tez konusu!

Bir tarafta bira dahi satan bakkaldan alış veriş etmeyenler, diğer tarafta rakı ve tüm alkollü içecekleri içmeyi çağdaşlık kabul edip, alkole haram diyenleri de (şimdi ortaklar) “gerici ve irticacı” diye aşağılayanlar.

Özellikle genç siyasetçiler açısından doktora yapılacak bir husus! Hatta siyaset akademilerinde ders olarak okutması gereken bir hadise!

İşte böyle bir nikâh, Haçlı Batılının Tanzimat’ta bu yana muradıydı ve bir kısmına erişti. Yalnız Haçlı Batılının bundan sonra erişebileceği bir safha yok. Hepsi bu kadardı.

Çünkü Haçlı Batılının, 1839’dan bu yana, özü Müslüman düşmanlığı olan Batılılaşma gayretine ait hiçbir planı tutmamıştır. Tutacak da değildir. Geçelim.

Yeri gelmişken, Üstad Necip Fazıl’ın, Halk Partisini nasıl tarif ettiğini de not edelim. Üstad “Türkiye’nin Manzarası” adlı eserinde CHP için şunları söyler:

-“Halk Partisi, sabit ve müspet hiçbir şeye yakınlık iddia edemez. O, yalnız, olmadıkları yahut düşman olduklarıyla bellidir.

Bunların başında da İslamiyet vardır. Halk Partisi ne olduğuyla değil, ancak İslam düşmanlığıyla izah edilebilir”.

Üstad bir başka yazısında CHP’yi, İttihat Ve Terakkicilerin işportacılarına benzetir ve şöyle der:

“Fikre can çekiştiren bir idrak, irfan, dava ve mesele yoksunluğu. Fikir çilesi çekmezler, hiçbir insan ve cemiyet problemi üzerinde muhasebe ve murakabeye girişmezler. Londra malı bir (sulka) kravatın etiketi halinde hükümlerini çerçevelerler.

İrfan, kabı olan idrak kırılınca nerede dursun? Memleketin hiçbir meselesinde; “tarih, felsefe, siyaset, hukuk, iktisat” bilgilerine dair cep kitabı seviyesinde bile bir paycık bulamazsınız”.

Ezcümle:

Dünyevi menfaatleri için Atatürk ve Laiklik pazarı kuranlarla ve yine dünyevi menfaatleri için Atatürk ve Laiklik karşıtlığı tezgâhı açanların bu nikâhı, ideolojilerine ne kadar sahip çıktıklarının göstergesidir.

Tarih şahitleriyle yaşar. Mesela hala MSP-CHP koalisyonu, siyasi tarihin en kötü ittifakı diye yazılıp konuşulmaktadır.

Neyse bizim işimiz söz söylemektir. Laf yetiştirmek değil. Seçim ve sandık, eğri ile doğruyu ortaya çıkaracaktır. Bakalım sandıktan çıkan şahitler ne diyecek.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle