--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kibrin ve Cehaletin Freni Olmazmış

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

“Kibir, önce kişiyi göklere çıkartır, sonra da tepetaklak indirir”.

Anadolu’muzun hangi köyüne gidersek gidelim, “Harf Devrimi” sebebiyle okuma-yazma öğrenemediği için sohbet kültürüyle yetişmiş ümmi bilgelerimize rastlarız.

İşte yazının başlığı ve yukarıdaki söz, böyle bilgelerimize aittir. Harika bu söze gölge düşmesin diye “cahil” kavramına açıklık getirmeli ve doğru şekline müracaat etmeliyiz.

Cahil kavramının geniş manaları olmakla birlikte, şunu belirtmek lazım ki, kesinlikle “okuma-yazma bilmeyen, eğitim görmemiş insan” anlamı taşımaz.

Cahilin tariflerinden birisi şudur:

“Münafıklıktır. Gerçeği bildiği halde bildiğini çarpıtmaktır. İyiliklere düşman, kötülüklere dost olmaktır”. Geçelim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, “milletin evidir” diye belledik. Doğrudur bütün bir millet olarak hepimizin evidir.

Belki böyle düşünmeyen kesimler de olabilir ama o zaman şu hakikati de yok saymalıdırlar. 

Bugün nüfusumuzun büyük çoğunluğu, fert fert, TBMM’yi evi olarak kabul etmiş ve bu kabulünü de oraya gönderdiği temsilcileriyle teyit etmiştir.

Mesela, Cumhurbaşkanımız Erdoğan, muhalefet partilerine oy veren kişilerden birisinin kapısını çalsa, evlerine misafir olmak istese, öyle sanıyorum ki, hiçbirisi kapıya gelmiş misafiri geri çevirmeyecektir.

Peki, Cumhurbaşkanı Meclis’e geldiğinde, muhalefet kanadının yaptıkları edebe mugayir davranış neyin nesiydi? Seçmenlerinden bunun için mi oy istemişlerdi?

Böylesine bir davranışın neresinde; “insani bir onur, övünç, yiğitlik, beylik, efendilik v.s. v.s. vardır”? Bu zihniyetle mi iktidara gelecekler? Geçelim.

İnsanı tarif eden hangi ilim dalında bu tür davranışların “insani” olduğu yazılıdır? İşte kişilerin bilinçaltı kirliliği, enelerini yücelttikleri böyle vakitlerde ortaya çıkmaktadır.

Tüm kötü hasletlerin başı olan kibrin geçit resmi izlendi. Ne yaptılar? Meclis’in tarihine silinmez bir not düştüler.

Eğer toplum nezdinde ne halde olduklarını görmek istiyorlarsa, memleketimizin herhangi bir noktasında küçük bir anket yaptırabilirler. Geçelim.

Yine büyükler derler ki;

“Kibir ve cehalet gururu doğurur, gurur da yalanı, iftirayı ve her türlü gayri insani hasleti, kişinin benliğine boca eder ve bencillik çukurunda boğup, yüksekten uçurur (!).

Böyle kişilerin karşısına doğrular, hakikatler bütün açıklığıyla çıksa, hatta halkın büyük ekseriyetinin bu gerçekleri gördüklerini bilseler dahi yine de inkâr, yalan ve koğuculuklarından vazgeçmezler.

Ümmi bilgelerimiz de şöyle bir tarifte bulunurlar;

“Halis amel bal gibidir, tertemiz ve tatlıdır. Lakin bu amele zehir katan kişinin kendi nefsidir. Böyleleri hiçbir vakit, içinde yaşadıkları köylülerin, kasabalıların, şehirlilerin şuurlanmasını istemezler.

Dünyevi arzuları uğruna her türlü saptırmayı, dedikoduyu, hileyi, yalan haber yaymayı, başkalarının gizli ve açık hayatından nemalanmayı meslek edinirler”.

Sözün özü; TBMM milletimizin evidir, milletimizin evi de mahremdir. Milletin mahreminde saygısızlık yapılmaz.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle