Kendimize yabancılaşmak
Âlemde bir devir dönüyor amma
Devr-i İngiliz mi Frenk mi bilmem
Halli kolay değil, pek güç muamma
Zâlim zulmü göğe direk mi bilmem. Develili Âşık Seyrani. (1800-1866)
………………
Âşık Seyrani’nin bu dizeleri 1839 yılında, Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra dile getirdiği tahmin edilmektedir.
Haksız da değildir Seyrani. Kendimize yabancılaşmaya başlamamız bu tarihlere denk gelir. Kendi vatanında kendisine yabancılaşan nadir milletlerden biri olduğumuz meydanda.
Bugün de âlemde bir devir dönüyor. Sadece devri İngiliz değil elbet. Çünkü İngiliz üzerimizden hiç elini çekmedi zaten. Hâlâ oyun kurucuların başında.
Öte yandan; İstanbul’un fethinden 323 yıl sonra Kızılderili yerlilerin kanları üzerinde kurulan Amerika ve AB’nin de bizi zulümlerine ortak etmek gayretleri amansızca sürmekte.
İşin daha da vahimi, hatta “vicdansızcası”-“imansızcası” şu ki, bu zalimlere iktidar karşıtı siyasiler de destek vermekte ve onların yanında yer almakta.
……………
Şükür ki Cumhur ittifakı ve Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ile imanlı milletimizin dik duruşu; dosta güven, düşmana korku vermektedir.
İçteki ve dıştaki ihanet şebekelerini en çok rahatsız eden halimiz de devlet-millet bütünlüğü içerisindeki bu duruşumuzdur.
Korkuları yüzünden bizi bize yabancılaştırmak için her yol denenmektedir. Bir kısım siyasiler, sivil toplum örgütleri ve medya, toplumsal barışımızın temellerini oluşturan manevi değerlerimiz üzerindeki oyunlarını sürdürmektedirler.
Bu oyunların pek çoğunun farkında değiliz. Farkında olduklarımızı da sıradan hadiseler saymaktayız. Yahut bize böyle lanse edilmektedir.
Kurgulu haberlerle, dizilerle, sinema filmleriyle, daha çok da çeşitli başlıklar altında televizyonlardaki tartışma programlarıyla, gizli-açık sürekli bizi bize yabancılaştıran, değer yargılarımızdan koparan yayınlar yapılmaktadır.
……………………..
Tanzimat’tan bu yana ve Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren hızla Osmanlı bakiyesi oluşumuz da o günün şartlarında aynı tezgâhlarla reddedilmişti.
Batı içteki elleriyle bizi bize yabancılaştırdı. “Yabancılaşırsanız ancak o zaman medenileşirsiniz” denilmişti.
Mesela 1970’li yıllara kadar yazılan bütün romanlar, Osmanlı mirasını reddetme üzerinedir. Osmanlı aydını geçinen Batı beslemeli kimseler, Osmanlı Devleti’nin Avrupa karşısında üstünlüğünü kaybettirince, istedikleri maddi refaha kavuşmuşlardı.
Bugün de aynı oyunlar farklı aktörlerle devam etmekte. Oysa dünya üzerinde bizim gibi kendi kendisine yetecek ülke nadirdir.
Tarihinden, vatanından koparak, milletinin-devletinin gücünü reddedenler, Avrupa’da zihinleri iğdiş çepel zihinlilerdir. Bunlara göre bizim bize yetmemiz mümkün değildir.
Ezcümle:
Biz bize yeteriz! Yeter ki, yabancılaşmanın geldiği son nokta olan evlerimizden “Bismillah” diyerek tekrar “yerlileşmeye” başlayalım.
Evlerimize yabancılaştığımızı fark ederek aile birliğimize dönelim. Evlerimizden yeniden dirilmeye başlamak mecburiyetindeyiz.
Birbirimize ve evlerimize karşı sürekli bir yabancılaştırma operasyonuyla karşı karşıyayız. Şöyle kendimize on dakika ayırıp; “Ne oluyor” diye sorabilirsek, üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyebiliriz. Yoksa leş yiyiciler bekliyor.







