Kalbin Erbaini
Bu haftaki eserimiz; elimizden bırakamayacağımız, dilimizden düşüremeyeceğimiz ve daha da önemlisi, kalbimizden hiç çıkaramayacağımız mesajlarla yüklü bir kitap.
OTTO (Oku Tefekkür Et. Tefekkür Et Oku) Yayınları’ndan çıkan eserin müellifi, Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız.
Bir meclise sözün ehli girince, diğerlerine sükût düşermiş. Ben de sükût edip, sözü ehline ve edibine bırakıyorum.
“Arapça’da sadr, fuad, lübb, nüha; Türkçe’de gönül, yürek, dil gibi kelimelerle ifade ettiğimiz kalp, irfan geleneğimizde insanoğlunun; dini, manevi, ilmi, fikri, hissi, ahlaki ve vicdani hayatının merkezinde yer alır.
Kalp; insanoğlunun batini ve derunî idraklerinin tamamını ihata eden bir ilhamlar, anlamlar ve semboller kaynağıdır.
•
Varlığı maddeden, hayatı dünyadan, insanı bedenden ibaret zannetmek, ne kadar eksik ne kadar yanlış bir düşünce ise, kalbi de sadece vücutta kan dolaşımını sağlayan bir organ olarak tanımlamak, o kadar eksik, o kadar yanlış olur.
Bu sebepledir ki, Kur’an kalbi; “imana, hakikate, bilgiye ve hikmete” dair kavramsal çerçevenin merkezine yerleştirmiştir.
Her şeyden önce Kur’an, ‘tabibu’l-kulub’ olan bir beşerin kalbine nazil olmuş ve bütün kalplerin basiretini açmayı gaye edinmiştir.
Kur’an’ın kalbe dair çizdiği çerçeve; bilgiye, sevgiye, hikmete ve hakikate dayalı bütün gönül felsefelerine vücut verecek enginlik ve zenginlikte olmuştur.
Aynı zenginlik ve derinliği, sevgili Peygamberimizin bize bıraktığı hadis mirasında görmek mümkündür.
•
Hadis kaynaklarımızda yer alan onlarca hadis kalbe dair muazzam bir literatüre vücut vermiş, nice gönül âlimlerinin eserlerine, gönül yazarlarının yazılarına, gönül şairlerinin mısralarına ilham kaynağı olmuştur.
İslam bilginleri, kâmil insanı inşa edecek gönül terbiyesini, söz konusu hadis-i şeriflerle yoğurmuşlardır.
Buhari’de yer alan bir rivayete göre:
Sadece sevgili Peygamberimiz değil, bütün Peygamberler gönderildikleri toplumlarda katılaşmış, hakikatin önünde perdelenmiş kalpleri açmakla, karanlıklara gömülen marazlı kalplere şifa dağıtmakla görevli kimselerdir.
Onların kazanmaya ve fethetmeye çalıştıkları ilk şey insanların kalbi olmuştur. Bu bağlamda Rasul-i Ekrem için en çok kullandığımız sıfat, ‘tabîbu’l-kulub’ olmuştur.
İşte kalplerin manevi tabibi Allah Resulünün kalbe dair şifa dağıtan sözlerinden birisi;
-“Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi/doğru/düzgün olursa bütün vücut iyi/doğru/düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.”
Resul-i Ekrem’in kalp ile beden arasındaki ilişkiyi anlatan sözleri bundan ibaret değildir. Hadiste de kalbin vücutta sıradan bir et parçasından ibaret olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Kadim hadis kaynaklarımızda yer alan bazı rivayetlerde insan bedeni bir şehre yahut ülkeye benzetilir. Hem de sınırları, bekçileri, orduları olan bir ülkeye”.
•
Bitmedi. Yarın kalb ülkesine seyahat var.







