--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstiklal ve İslam Şairi Mehmed Akif’i Anlamak

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

İstiklal ve İslam şairi Mehmed Akif’in sadece “Asım” başlığı altında yayınlanan ve Safahat’ta “Altıncı Kitap” olarak geçen kısımda söylediklerini hakikaten idrak edebilseydik, bugünkü dinî ve millî anlamdaki perişanlıklarımızı tedavi etmiş olurduk.

Maalesef güzelim yüce dinimiz, ehliyetsiz insanların yüzünden daha çok, internet kanallı televizyonlarla medyanın her türlüsünde, insafsızca harcanıp gitmektedir.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın çıkışı bıçak kemiğe dayandıktan sonra olmuştur. Ehil kimseler köşelerinde oturup, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye meydanı din tacirlerine bıraktıkları için Cumhurbaşkanı da vicdanının ve imanının gereği, nihayet müdahale etmiştir. Allah razı olsun.

Cumhurbaşkanını anlamayanlara buradan bir diyeceğim yok. Çünkü Mehmed Akif bile onları anlayamadığı için Safahat’ın hemen her kitabında, adeta nefes darlığı çekerek ve boğazını yırtarcasına seslenmektedir. Bu yüzden onlar yazının kapsamı dışındadırlar.

¥

Bugün İstiklal Marşı’nın, TBMM tarafından kabulünün (12 Mart 1921) 97 sene-i devriyesi. 92 yıldır milletimizin bir ve beraberliğinin yegâne çimentosu olmuştur.

İstiklal Marşı dini muhteva bakımından çok zengindir ve üzerinde tefekkür edebilen kimseler, bu zenginliği fark ederler. Böyle bir marşı da ancak Mehmed Akif gibi ehli iman, ehli vatan birisi yazabilirdi.

Eğer bugün yüz yıldır esen her türden kargaşa, kaos, darbe ve muhtıralara rağmen, millet ve devlet bütünleşmesi sağlanabiliyorsa, bunun önemli sebeplerinden birisi de yine Mehmed Akif’in Çanakkale şiirindeki idrak edilen manadır.

¥

Anlaşılan o ki, Mehmed Akif’in şu feryatları dinecek gibi değil. Cumhurbaşkanımızla birlikte ehli iman kimseler, inşallah yüce dinimize sahip çıkılmasını sağlarlar.

“Müslümanlık nerde? Bizden geçmiş insanlık bile,

Âlem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile,

Kaç hakiki Müslüman gördümse, hep makberdedir,

Müslümanlık, bilmem ama galiba göklerdedir”.

Yeri gelmişken Akif’in yakın arkadaşı merhum Hasan Basri’den bir cümle aktaralım: “Ashap bizi görse bunlar -Müslüman değil- derdi, biz de onları görseydik -deli- derdik” 

¥

Sözü Mehmed Akif’in Safahat “Altıncı Kitap” Asım’dan dizelerle bitirelim.

İbn-i Sinâ niye yok? Nerde Gazâlî görelim?

Hani Seyyid gibi, Râzî gibi üç beş âlim?

En büyük fâzılınız: Bunların âsârından,

Belki on şerhe bakıp, bir kuru ma’nâ çıkaran.

Yedi yüz yıllık eserlerle bu dînin hâlâ,

İhtiyâcâtını kâbil mi telâfi? Aslâ.

Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhâmı,

Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı.

Kuru da’vâ ile olmaz bu, fakat ilm ister;

Ben o kudrette adam görmüyorum, sen göster?

Koca ilmiyyeyi aktar da, bul üç tane fakîh:

Zevk-i fıkhîsi bütün, fikri açık, rûhu nezîh?

Sayısız hâdise var ortada tatbîk edecek;

Hani bir tane “usûl” âlimi, yâhu, bir tek?

Böyle âvâre düşünceyle yaşanmaz, heyhat.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle